kapat

19.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Kuğunun ölümü

Haftalardır gözümüzün önünde eriyip giden zarif kadının hastane yatağında ölüme yaklaşmasını izlerken, aklıma Çaykovski'nin müziği eşliğinde Kuğunun Ölümü sahnesi geliyordu hep.

Karanlık sahnedeki yuvarlak ışık huzmesinin içinde balerin kollarını çırparak yavaş yavaş yere doğru süzülüyor ve sonunda mecalsiz kanatlarındaki son kıpırtıların da azalmasıyla hareketsiz kalıyordu.

Thilda Kemal de bir ak kuğu kadar zarif yaşadı ve yine bir ak kuğu kadar zarif öldü.

Yoğun bakım kliniğinde yüzüne vuran ölüm soğukluğu bile onun bir ömür boyu gururla taşıdığı soyluluğunu ve zarafetini yok edemedi.

***

Son gün Yaşar Kemal, yoğun bakım ünitesinde bilinçsiz yatan Thilda'nın soğuk alnını öpüyor ve "Thildacığım, sevgilim" diyor. "Sana teşekkür ederim. Yaşadığımız bu güzel hayat için sana teşekkür ederim sevgilim. Korkma, sakın korkma! Biz namuslu bir hayat sürdük."

Koca devin gözündeki yaşlar, Çapa yoğun bakımda ölümle içiçe yaşayan doktor ve hemşirelerin de gözlerini buğulandırıyor.

Sonra ben de alnından öperek vedalaşıyorum Thildamızla. Ben de teşekkür ediyorum. Dostluğumuz için, paylaştıklarımız için...O anda gözümün önüne 25 yıl önce Stockholm'deki kır gezimiz geliyor. Yaşar Kemal, Thilda, Ülker, ben... Çimenlerin üstünde öylesine yüksek sesle Anadolu türküleri söylemiştik ki çevremizdeki İsveçlilerin hayret dolu bakışları bizi bir kat daha neşelendirmişti.

***

Yaşar ve Thilda Kemal'in yarım asır süren büyük aşkını düşünüyorum.

Anadolu'dan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu rüzgarlarıyla gelen coşkun, kabına sığmaz, Hitit heykeli gibi bir adam ve Osmanlı sarayındaki paşa dedesinden devraldığı geleneği, dünya kültürüyle bütünleştirebilen kelebek kanadı kadar zarif, uçucu bir kadın.

Dilinde İngilizce, İspanyolca, Fransızca şiirler, öyküler...

Ve hiç bir sarsılmayan bir Türkiye kimliği.

Bu toprağın insanına, geleneğine, diline, kültürüne müthiş bir sahip çıkma, olağanüstü bir bağlılık.

Bu iki olağanüstü insan arasındaki aşk bir mucize değilse nedir ve nasıl açıkanabilir bu mucize?

Bence aşkın dışında bir başka boyutu daha var bu işin.

O da üzerinde yaşadığımız toprakların yüzyıllar içinde oluşturduğu birlikte yaşama armonisi.

Bunca değişik kökenlerden gelen, başka koşullarda yetişen iki insanı aşk bir araya getirmişti: İkisi birbirini tamamlıyordu, bütünlüyordu. Çünkü aynı değerler sistemine, aynı ahlaki kurallara inanıyorlardı.

İşte bu yüzden Yaşar Kemal soğuk alnını öptüğü Thilda'ya bu güzel yaşam için teşekkür ettikten sonra, "Duydu beni!" diyordu. "Eminim söylediklerimi duydu."

Kim ne derse desin: Beyin ölümü, tıp kuralları...hepsi tamam!

Ama ben de eminim; Thilda, kocasının ona teşekkür ettiğini duydu.

Çünkü o bunu o kadar hak etmişti ki!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır