Öfke ile kalkan zararla oturur.. Keskin sirke küpüne zarar verir.. Rüzgar eken fırtına biçer..
Güzel sözler..
Özlü sözler..
Ve de haklı sözler..
Onun için Ankara'nın, Fransa ile ilişkiler konusunda biraz düşünüp, öyle karar vermesi gerekiyor.. Bu konuda, tek bir ülkenin yaptıkları yerine, resmin bütününe, olası uzantılarına bakalım.. Mesut Yılmaz geleceği yönetmekten söz etti.. Hadi bakalım geleceği görelim ve yönetelim artık...Ankara, sağduyu, akıl ve mantık gibi kelimelerin varlığını unutmasın, yeter de artar bile..
30 tane sersem Fransız milletvekiline kızıp, bu ülke ile köprüleri atmayalım.. Tepkimizi gösterelim tabii. Yapılanın, tamamen tek taraflı bir seçim yatırımı ve ülkemiz insanlarına karşı çok büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyoruz.. Kızalım.. Protesto notası verelim.. Ama ölçüyü kaçırmayalım ve de iğne ile çuvaldızı nereye batıracağımızı da bilelim..
Sonra biz zannediyoruz ki, ABD ve Avrupa'da milletvekilleri, aynen bizde olduğu gibi Genel Başkanlarının emirleri doğrultusunda oy kullanırlar.. Hayır.. Böyle değildir buralardaki sistemler.. Bu ülkelerde hükümetler, her istedikleri kararı Meclis'ten geçiremezler.. Bunun sayısız örnekleri vardır..
Peki ne yapalım?
Türkiye'nin, Ermeni sorunundan kurtulması için tek bir yol var.. O da "Derhal tarihçilerden oluşacak uluslararası bir konferans düzenlemek.."
Dışişleri Bakanlığı'nın işi değil bu.. Yapamazlar.. İnandırıcı olmaz. Önerdiğimiz konferans, isteyen herkesin katılabileceği, elindeki belgeleri masaya getirebileceği, iddiaların enine boyuna tartışılacağı bir konferans olmalı.. Her ülkenin uzmanları ellerindeki belgeleri getirip tartışmalılar.. Bu iş ancak böyle çözülür.. Türk, Ermeni, Amerikalı,. Avrupalı, Rus, saygın ve tarafsız tüm bilimadamları ellerinde ne varsa getirsin masaya ve bitsin bu iş artık.. Bir Türk olarak hep savunmada mı kalacağız? Yeter artık...
Bunu yapmadığımız sürece, bu sorun başımızı ağrıtmaya devam edecek.. Bunu defalarca yazdık.. Ama anlayan çıkmadı.. Fransa'ya beş tane milletvekili göndererek bunu çözemezsiniz dedik.. Nitekim çözülemedi..
Dün ANAP milletvekili dostum Bülent Akarcalı'nın NTV'ye söyledikleri neredeyse kanımızı dondurdu.. Akarcalı infial içindeydi, yerden göğe kadar haklıydı ve Fransızlardan çok Ankara'ya kızmıştı..
Sonra, Ankara zannediyor ki, Erivan ile ilişkileri düzeltme yoluna girerse, Diaspora Ermenileri de soykırım konusundaki iddialarından vazgeçecekler.. Hayale bak, hizaya gel..
Böyle düşünenler, Diaspora Ermenileri hakkında en ufak bir bilgi sahibi değiller.. Zannediyorlar ki, Erivan onlara "durun" der, onlar da dururlar.. Yok böyle bir şey.. Durmazlar ve durmayacaklardır..
Ankara böyle bir uluslararası konferansı toplayarak, onların en büyük silahını da, ellerinden almış olacaktır.. Konferansın toplanması, başka ülkelerin önlerine gelecek bu tür yasaları askıya almasını sağlayacaktır.. Yanımızda olan dostlarımızın ellerini kuvvetlendirecektir..
Öyle boykotla filan bir sonuç alamayız.. Bugün Fransa, yarın ABD, öbürgün bir başkası.. Bütün dünyaya boykot mu ilan edeceğiz? Herkesle kavga mı edeceğiz?
Fransızlara bir seyi hatırlatmak istiyoruz.. O yıllarda Kanada'da yaşayan Fransızları, İngiliz ordusu bize karşı savaşmasınlar diye alıp Louisiana eyaletine sürmüştü. Bunlara Cajun denir.. Hala Fransızca konuşup Fransız adetleri ile yaşarlar.. Geçenlerde İngiliz hükümetine başvurup "Sürgün sırasında 5 bin kişimiz öldü. Bizden özer dileyin" dediler. İngiltere "Geçmiş geçmiştir. Gerek yok" diye kestirip attı. Kendi soyunuza sahip çıkın önce..
Ankara'nın ise Üçüncü Dünyacılık oynamasının ne yeri, ne zamanı... 21'inci yüzyıldayız efendiler, 21'inci yüzyılda...