kapat

19.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Thilda Gökçeli

Bizim kuşaktan arta kalmış olanlar için, sık sık eski dostlardan birinin daha yitirildiği dönem...

Çarşamba günü ikindi üstü telefonla Ara Güler aradı:

- Thilda öldü, dedi, 2 saat önce..

40 yıl önce Thilda'nın, Associated Press'de çalıştığı günlerden silik gölgeler dolaştı belleğimin içinde...

Yaşar Kemal'in henüz büyük roman çalışmalarıyla dünya okuyucularının karşısına çıkmamış olduğu yıllardı. Cumhuriyet gazetesinde, değişik ve çarpıcı bir üslupla memleket röportajları yazıyordu..

Bir gözünün çocukluğundan kalma sakatlanmışlığını da, hiç mi hiç maskelemeye kalkmadığı için; ince uzun boyu ve otantik Harran Ovası sevimliliğiyle, dost toplantılarında bazen coşar, Güneydoğu türküleri söylerdi...

Nadir Nadi'den, Sabahattin Eyüboğlu'na kadar; sade sevmeyen değil, beğenmeyen de yoktu Yaşar'ı... Öylesine içten, arı duru, bazen de gümbürtülüydü ki...

O çevrelerden herkes Yaşar'la şakalaşmayı sever ve:

- Ulan Kürt, nerelerdesin, diye girişirdi lafa...

Thilda'nın A.P'deki çevirmenliğiyle Yaşar Kemal'in Cumhuriyet gazetesindeki röportaj yazarlığından; hem edebiyat dünyasının, evrensel bir ebemkuşağı çıkacak; hem de, Türk sosyal yapısının garip bir mucizesi gerçekleşecekti.

Çünkü Yaşar, nasıl bir Harran Ovası çocuğuysa; Thilda da, Padişah Abdülhamit'in baş doktoru Jak Mandil Paşa'nın torunu ve Osmanlı Bankası Genel Müdürü'nün kızıydı...

Ortaya çıkan evlilik, başlangıçta Thilda'nın ailesini bir hayli yadırgatmıştı...

Yaşar'ın da, benim de; her ay başı kira ödemekten zorlandığımız zamanlardı...

1962'de Basınköy'deki gazetecilere ait kooperatif evlerinin, oturulabilecek bir duruma geldiğini öğrenir öğrenmez; ikimiz de hemen Basınköy'üne atmıştık kapağı...

Kerkük kökenli olan Kerime'cik ağlamaya başlamıştı, "Beni dağ başına getirdin" diye...

Thilda, Yaşar, Kerime'cik ben ve alelacele Basınköy'e taşınmış üç-beş gazeteci ailesi daha...

Kerime'ciği yitirinceye kadar 33 yıl, Thilda ve Yaşar'la nerdeyse ortak paylaştık yılların günlerini...

Ara Güler'in öğleden sonraki telefonu:

- Thilda öldü...

Bize özgü yaşam öykülerimizin içindeki çarpıcı bir parantez daha kapanmıştı...

Çeşitli çağrışımlarla Thilda'nın annesi Rejin Hanım'ın, hayali görünür gibi oldu karşımda...

Thilda ile Yaşar, Stockholm'deydiler. 80 yaşındaki Rejin Hanım; Basınköy'de, evdeki yardımcı Gül ile yalnız kalmıştı... Haftada bir kaç gün bize uğrar, kitaplıktan Fransızca bir roman alır; göze batmayan damıtılmış bir soylulukla, kızıyla damadına ait kaygılarını fiskelerdi:

- Bilmem ki ne yapacaklar?..

Ve bir gün Rejin Hanım da, tek başına ölüvermişti. Dr. Jak Mandil Paşa'nın kızı ve Osmanlı Bankası Genel Müdürü'nün önce sekreteri, sonra karısı...

Bir hayli yakın tanıdığım için, çok ama çok üzülmüştüm Rejin Hanım'ın da ölümüne...

12 Mart 1971 askeri rejimi, geniş bir yazar ve sanatçı toplaması ilkelliğinde; İlhan Selçuk'u da, beni de; bir sabah siyah arabalarla alıp, Selimiye Kışlası'na götürmüştü. Ailemizin nereye götürüldüğümüzden haberi yoktu. Uzun süre de olmayacaktı...

Önce İlhan; -acı ve ayıp psikolojik baskılarla geçmiş 15 günden sonra da- ben, Kartal Askeri Cezaevi'ne götürülüp tıkılmıştık.

Kısa bir süre sonra da, kimi getirmişlerdi biliyor musunuz?

Thilda'yı...

Gizli Komünist Partisi kurmakla suçlanıyordu.

Yaşar'a hakaret olsun diye, Yaşar'ı getirmemişlerdi. Sanki Thilda, kocası Yaşar Kemal'e güvenemediği için; kurduğu gizli Komünist Partisi'ne Yaşar'ı almamış gibi..

Sertiz, mertiz, "önce Türkiye" falan filan da...

Bizler biliriz, Ankara egemenliğinin hangi vitrin görüntüler ve hangi sinsi ayak oyunlarından oluştuğunu..

Kerime'cik öldüğünde Yaşar Kemal hemen bize koşmuş, cenazede de bizi yalnız bırakmamıştı..

Ben ise Kerime'den sonra ne bir daha Basınköy'deki gerçek evime uğrayabildim, ne bir daha cenazelere gidebildim..

Thilda da, koptu gitti...

Ve son üç beş gün içinde daha neler neler yaşadık..

Bazen insan güçlü durmaya uğraşmaktan da usanıyor hani...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır