kapat

19.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Fransız hançeri

Çağdaş değerlerin temeli olan adalet, özgürlük ve eşitlik tarihin en onurlu başkaldırısı ile Fransa'da hayata geçmişti.

Bu değerler dün, seçim yatırımı uğruna tarih sahtekârlığına alet olan 50 siyasetçi tarafından yine Fransa'da hançerlendi.

"Fransa, 1915'te Ermenilerin maruz kaldığı soykırımı tanır" ifadesini taşıyan tasarıyı, meclis yasa haline getirdi.

Biz istediğimiz kadar "sözde soykırım" diyelim, Fransa'da artık hiç bir düşünür, hiç bir araştırmacı, bilim adamı veya gazeteci "Ermeni soykırımı yoktur" diyemeyecek..

Araştırması bu sonucu verse bile diyemeyecektir. Çünkü bu kanunun koyduğu "hüküm" üstünde şüphe yaratmanın bile cezası hapistir..

Prof. Mümtaz Soysal'ın isyan duygusu yansıtan şu sorusu yerden göğe haklı:

"İyi bilinmeyen bir tarihin iç politika hesapları uğruna kullanılmasına seyirci kalmak, koca Fransız devletine yakışan bir tutum mudur?"

Özgürlük olmayan yerde adalet de olmaz.

Türklerin, karar arifesinde Fransız meclisine sorumluluğunu hatırlatan uyarısını, Le Figaro gazetesi paralı ilân olarak bile yayınlamadı.

Fransa, büyük bir ulusun tarihi derinliğe sahip dostluğunu, tekrar kazanamayacağı biçimde kaybetmiştir.

En az bunun kadar büyük bir kayıp da şu:

İnsan hakları ve düşünce özgürlüğü konusunda Türkiye'ye eleştiri yöneltemeyecek bir ülke varsa, o da Fransa olacaktır.

Böyle bir yasakçı kanun Türkiye'de çıkmış olsaydı, beğenmedikleri bu ülkenin aydınları ayağa kalkardı.

Yine de Fransız Anayasa Mahkemesi'nin bu utancı ortadan kaldırma fırsatı vardır.

O nedenle Türkiye tepkisini kontrol altında tutarak bu fırsatın yolunu tıkayacak kararlar almakta acele etmemelidir.

Bütün dünyayı karşımıza alamayız.

Ayrıca kendi eksiklerimizi de görmeliyiz.

Bu alandaki siyasetimizin yanlışlığını görmemek Ankara'daki şahinleri mutlu eder ama mutlu bir gelecek getirmez.

Tantan ve Tara..
Yolsuzluk operasyonlarında benimsenen üslup, hırsızlardan çok namuslu insanları korkuttu.

İmza atacak bürokrat, yatırım yapacak işadamı kalmadıysa sebep budur..

İşadamı Şarık Tara 2,2 milyar dolara Türkiye'nin en büyük enerji yatırımını yapıyor.

Ama dün "Bu olanlardan sonra bir yerden bir tokat gelir mi diye bekliyorum" dedi.

Psikoloji budur..

İçişleri Bakanı Tantan, Yavuz Donat'a dün içini dökmüş.. Belli ki bu psikolojinin müsebbibi olarak ima yoluyla bile gösterilmek hoşuna gitmiyor. Haklıdır.. Ama dikkat!

"Bazıları devletin imkânlarını kullanarak devletin hazinesinden götürmüşler.. Bunlar açık, net, belli.. Ve ortalıkta dolaşıyorlar. Hazineden alınan hazineye geri getirilecek, milletin hakkı millete geri verilecek."

İçişleri Bakanı böyle konuşursa, emrindeki polis ve jandarma, suçlanan kişiye sanık muamelesi yapmaz. Cezası hükmedilmiş mahkum gibi davranır.

Ceza görmek için mahkeme gerekmeyen bir düzende de elbet herkes korkar ve her şey kilitlenir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır