|
|

Kimine balta kimine neşter
Bazı şeyler iyi gittiği zaman, o işler çomaklanmaz. Para kazandığın bir işte, olaylardan da memnunsan sistemi değiştirmezsin. Ne zaman işler değişir, bazı şeyler seni rahatsız etmeye başlar, zarar görmeye başlarsın, bütünlük kaybolur, kalabalık bir ekipsen çatlak sesler çıkmaya başlar, işte o zaman önlem almaya başlarsın.
Galatasaray'a Cüneyt Tanman geldi, Beşiktaş'a Sinan Engin... Sakın ondan sonra da çıkıp "Medya bazı şeyleri büyütüyor, bizim üzerimize oynamayın" demeyin.
Beşiktaş'taki durum daha enteresan. Serdar Bilgili herkese birer mavi boncuklu oyuncak dağıttı, sonra geçti işin başına oturdu, hem de tam yetkiyle... Bu kadar çok yetkisiz insanın olduğu bir tabloya ben hiç rastlamadım. Bekleyelim, belki de Serdar Bilgili bizim hiç bilmediğimiz bir sistem deniyordur. O zaman da "Bravo" deriz.
Cüneyt'in işi daha değişik. Galatasaray Takımı'nın bir avantajı var. Saha organizasyonlarında maç ve antrenman dahil oturmuş düzenleri aynen devam ediyor. Ama onun haricindeki organizasyonlarda bozukluklar var. Belki de bu olaylar futbolcuyu sinirli hale getiriyor. Sporcuya önce huzurlu bir ortam sağlayacaksın, sonra isteyeceksin. Kelle koparmak çok kolay bir şey. Sonuna kadar o kelleyi orada tutmak maharet ister, beceri ister, bilgi ister. Ama Türkiye'de biz meraklıyız, arada sırada çıkar bağırırız, "Baltalar elimizde, uzun ip belimizde" diye... Serdar Bilgili'yi bu gruba sokmuyorum. Çünkü o kibar bir başkan, baltayla değil neşterle çalışıyor!
Ticari taksi terörü!
Özellikle üç büyük şehirde ve ana arterlerde özel arabanızla seyrederken taksilere dikkat edin. Eğer içlerinde müşteri varsa önlerinde durmayın, mutlak arkadan sizi gıdıklarlar. Eğer boşlarsa arkalarına girmeyin, sağ şerit iptaldir. Dünyada bir örneği daha yok. Önüne gelen taksi plakası veriyor. Ama şimdi bu taksi plakalarından almadığıma bin pişman oluyorum. Ankara'da 60 milyar, İstanbul'da 100 milyardan müşteri bulabiliyor. Hem de satışlar hep dolar bazından...
Merak ettim, bir vergi dairesi müdürü arkadaşıma sordum, yıllık ne ödüyorlar biliyor musunuz? Kafalarına göre takılıyorlar, 20 milyon ile 175 milyon lira arası... Yüzde 80 ağırlıklı 20 ila 40 milyon lira arası ödüyor. Bagajlarını açtığınızda valizinizi, çantanızı koyamazsınız. Çünkü orada tüp var. Hani şu devletin fakir halk faydalansın diye sübvanse ettiği LPG... Ne dersin bu işlere sevgili Sümer Oral ağabey.
Sen de mi Tanju?
SABAH Gazetesi'nin dünkü sayısında yayınlanan Jardel ile ilgili anket, biraz geç kalınmış olsa da yerinde bir anketti. Futbolda ve futbolcuda herşey mükemmel değildir. Zaten olsaydı iş biterdi.
Bazıları Jardel'e sıfır vermişler. Futbol oynamamış, bu işten nasibini almamış kişiler için bu normal, ben de fazla yadırgamadım. Ama özellikle Tanju Çolak'ın savunma konusunda Jardel'e sıfır vermesini yadırgadım. Sevgili Tanju, Jardel defans yapmıyor, doğru... Ama rakip korner atarken ceza alanına gelip kalesini savunması bile, onun sıfır almasını engellemez mi? Ne dersin?
ATATÜRK'ün gerçek takımı
Gazetelerde okuyorum, "Atatürk Fenerbahçeli." Sonra Galatasaraylı veya Beşiktaşlı. Üç büyük kulüp de paylaşamıyor Atamız'ı... Üçü de kusura bakmasın. İstiklal Savaşı'na bizzat takım olarak giren ve hemen hemen futbolcularının tamamını şehit veren takım Ankaragücü'dür. Çünkü Ankaragücü, 1910 yılında Altınörs adı altında İstanbul'da, işçilerden ve öğrencilerden meydana gelen bir takımdı. İngilizlerin İstanbul'u işgalinden sonra İmalat-ı Harbiye adında bir direniş örgütü kurup yeraltına çekildiler. Ve Ankara'ya 58 vapur dolusu cephane kaçırdılar. Sonra Anadolu'ya gelerek Mustafa Kemal ile beraber savaştılar. Zaferin ardından 1926'da Ankara'da, İmalat-ı Harbiye adını alan bu kulüp sonra Ankaragücü oldu. Renkleri ise barutun yanmadan önceki rengi lacivert, yandıktan sonraki hali sarı olarak belirlendi. Türkiye'de Atatürk'ün adı ile anılan önde ve tek takım Ankaragücü'dür.
Diğerleri sonra gelirler. Çünkü, Kurtuluş Savaşı'nın başından sonuna kadar, İstanbul'dan Ankara'ya uzanan takım Ankaragücü'dür.
Meraklısına!...
Ali Aydın'ın FIFA listesine gireceği, Oğuz Sarvan'ın hakemliği bırakma olayından sonra zaten belliydi. O liste üç ay önce FIFA'ya gönderildi. Ödül olsun diye Galatasaray-Denizli maçından sonra değil... Meraklısına gönderilir.
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|