


Fatih Hoca'nın alınganlığı..
Fatih Terim'in alınganlığını İtalyan medyasının keşfetmesi için dört ay yetti.. Galatasaray'a geldiği günden bugüne büyük aşamalar yapan ve günümüzde adı, dünyanın en büyük teknik direktörleri sıralaması içinde görünmeye başlayan Fatih Hoca'nın öyle anlaşılıyor ki, düzeltemediği bir tek büyük kusuru kaldı..
Alınganlık..
Aslında, bunun altında eleştiriye tahammülsüzlük yatıyor..
Gayet iyi biliyorum ki, ülkemizde eleştirilerden en çok yararlanan insanlardan biridir Fatih Terim.. O zaman bu çelişkiyi nasıl açıklayacağız?..
Kolay..
Eleştirileri düşünüp değerlendiren bir Fatih Terim var.. Mantık adamı..
Bir de eleştiriye kızıp köpüren Fatih Terim var.. Duygusal..
Uzun vadede birinci Fatih Terim duruma hakim.. Anında, olay daha sıcakken de ikincisi..
Bu ikincisinin bir de zaafı var.. Kolay dolduruşa geliyor.. Kulağına fısıldananların ciddi olduğunu sanıyor..
Şimdi, Türkiye'yi aşmış, adı Avrupa'da imparatora çıkmış bir büyük teknik direktörün çok soğukkanlı olması gerekir..
Zirveye çıkmak çok zordur.. Ama zirvede kalmak çok daha zordur. Çünkü zirvede yer çok dar ve çok sivridir. En ufak sallantıda, en küçük rüzgarda tepe taklak olursun..
Fatih Terim, bugün bütün Türkiye'nin sevgilisi durumunda.. Galatasaray'da iken, sadece Galatasaraylıların ilahı idi.. Bugün, Fenerlisi, Beşiktaşlısı, Trabzon, Antep, İzmirlisi, milli takımda olmadığı kadar Fiorentina'da birleşti.. Fiorentina şampiyon olursa, Türkiye sokakları, Galatasaray'ın UEFA Şampiyonu olmasından da büyük bir coşku ile dolacak..
O zaman..
O zaman Fatih Hocam..
Seni göklere çıkaran övgüleri ve manşetleri nasıl keyifle okuyorsan, sana yönelik eleştirileri de ayni ölçüde saygı ile karşılamalısın..
Kimsenin sana kastı yok hocam.. Hele İtalya'da, Fiorentina'da iken.. Hiç kimsenin yok..
Ama bu demek değil ki, eleştirilmeyeceksin.. Bu demek değil ki, haberler "Fatih Hoca'nın hoşuna gidecekler ve gitmeyecekler" diye değerlendirilecek ve hoşuna gitmeyecekler çöpe atılacak..
Alışmalısın hocam..
Eleştirilmeye alışman gerek.. Haberlere alışman gerek..
Spor sayfasına bakıp, gazeteye ceza vermek, sayfayı hazırlayanlara, yazıları ve haberleri yazanlara küfretmek, seni yüceltmez, tam tersine küçültür.
Bu kadar ünlü, bu kadar sevilen bir adam olunca, Türkiye'ye gelmen doğal olarak haberdir. Gazetecilerin, özellikle televizyoncuların peşine düşmesi haberciliktir. Görevini yapan gazetecilerle, karakolluk olacak kadar dalaşmak "İmparator" sıfatı ile bağdaşmaz hocam..
İnsanlar "Sen büyüksün" denildiği için büyük olmazlar.. Büyüklüklerini sergiledikleri oranda büyürler ve büyük kalırlar..
İnsanların dostları peşlerinde dolaşan ve her yaptıklarında keramet bulan dalkavuklar değil, hatta bu dostluğu kaybetmeyi dahi göze alarak, en ağır eleştirileri yapmaktan çekinmeyenlerdir.. Bunu anlayabildiğin ölçüde büyür ve büyük kalırsın hocam..
Alınganlığı bırak..
Dün İlker'in köşesinde gördün.. Senin laflarından da alınanlar var..
"Futbolcu onurlu ve haysiyetlidir. Ona işçi gibi emir veremezsiniz" dediğinde, alınan ve ayağa kalkanlar var.. Oysa kastının asla işçiye hakaret olmadığı açık.. Alınganlar dışında herkes ne demek istediğini anladı.. Sadece alınganlar yanıldı..
Alınganlık yanıltır hocam..
Hem de çok yanıltır..
Sevgiyle ve dostlukla..
Överken de, yererken de, sevgiyle ve dostlukla..
Bunu hiç unutma hocam..
Hiç!..
Hakan ya değişecek, ya dönecek..
Hakan'ın İnter'de son günleri yaklaşıyor.. Parma önünde de dikkatle seyrettim onu.. Hayır.. Hakan'a pas vermiyorlar.. Hele Vieri için, sahada Hakan diye birisi yok..
Hakan koşuyor, yırtınıyor.. Top İnter'de iken, deplase oluyor, boşluklar açıyor, ötekilere pozisyon hazırlıyor, asist yapıyor.. Top rakipte iken bastırıyor, pres yapıyor, rakibin hızlı çıkışına engel oluyor..
Ertesi gün İtalyan basınını okuyoruz:
"Bu yaptıkları palavra.. İnter onu gol atsın diye getirdi.."
Peki Hakan ne yapıyor.. Kaç kez gol pozisyonundaydı, ama aynen Galatasaray'daki gibi etrafına baktı, daha iyi durumda biri var mı diye.. Sonra vuracağına pas verdi..
Durum açık.. Böyle oynayan Hakan'ın İtalya'da on paralık kıymeti yok..
Ya Vieri gibi egoist olacak. Kaleyi karşısında gördü mü, geri kalan bütün takım arkadaşlarını unutup, vuracak..
İstersen tribüne vur.. İtalya bunu istiyor..
Akıl almaz goller kaçıran Vieri'nin "Kahraman", akıl almaz paslar veren Hakan'ın "Pısırık" olduğu ülkede yaşamanın kuralı bu..
Hakan ya oyunu kuralı ile oynayacak.. Ya da dönecek..
Başka yolu yok..
Kendisine daha fazla yazık etmek istemiyorsa, kararını çabuk vermeli.
Hakan&Utku
Fatih Terim yorumları..
* İtalyanca yeni bir terim kazandı: Fatih Terim
* Eskiden Tarım Toplumuyduk.. Artık "Terim Toplumu"yuz.
* Türkiye'de en çok taraftara sahip takım tartışmasına Fatih son noktayı koydu. En çok taraftara sahip takım artık Fiorentina...
* Yakında Vatikan bu işe bozulmaya başlayacak.. Çünkü İtalya'da herkes Fatih'e tapmaya başladı..
* Terim Floransa'yı parlattı. Yakında kentin adını da "Floresan" olarak değiştirirler.
* Fatih'in ismini Floransa'da bir sokağa vermişler. Alınmıştır.. Sokak olur mu?.. Ana cadde bile yetmez.. Kentin adı değişmeliydi..
* Floransa 1'inci Rönesans'ın başladığı yerdi.. 2'nci Rönesansı da Fatih başlattı.
* Şu Pisa Kulesi'ni düzeltse düzeltse bizim Fatih Hoca düzeltir.
* Fatih'in yüzünden Milanolular iyice milankolik oldu.
* Cecchi Gori "Fatih'i bırakmam" diyor. Fatih de "Önce çeki göreyim diyecek."
* Çiçek hastalığı yıllar sonra Türkiye'de hortladı. Hepimiz "Mor menekşe" hastası olduk.
Medya standardı!..
Oyunun bitmesine çok az bir süre var.. Fener 1-1 berabere.. Bir nizami gol atıyor.. Hakem saymıyor.. Maçı 3 dakika uzattığını ilan ediyor ama bu süre dolduğu halde devam ettiriyor.. 94'üncü dakikada Fener bir gol yiyip mağlup duruma düşünce bitiriyor.
Fener ezeli rakibi Galatasaray ile puan puana şampiyonluk savaşı verirken, 3 puan kaybediyor..
Şimdi söyleyin.. Bizim Bab-ı Ali bu hakeme bir daha hakemlik yaptırır mıydı?..
Ali Aydın bunların hepsini Galatasaray aleyhine yaptığı için, 15 gün sonra FİFA hakemliğine terfi ettirilerek ödüllendirildi..
"Galatasaray'a karşı kutsal ittifak" deyişimi yadırgayanlar hala var da..
Sen de mi Brütüs!..
Uluslararası bir organizasyonla, Galatasaray'a dünya çapında ödül veren kuruluşu küçümseyecek onlara "Siz kimsiniz de kendi kendinize gelin güvey olacaksınız" diyecek sonuncu kişi olmalıydı, Galatasaray'ın tarihi kaptanı Turgay Şeren..
Şimdi, ola ki kaptan gibi düşünen ve bu kuruluşun ne olduğunu bilmeyen başkaları da vardır.. Bilgilendirelim..
Dünyanın belli başlı bütün sporlarının "Bizde pek adet olmasa, sevilmese ve kullanılmasa da" istatistikçileri vardır. Ve dünyanın hemen her ülkesindeki bu istatististikçiler, bilgileri ve rakamları paylaşmak, çeşitli ulusların istatistiklerine kolay ulaşmak için, kendi sporlarının Uluslararası derneklerini kurmuşlardır.
Uluslararası Futbol Tarihçileri ve İstatistikçileri Federasyonu da (IFFHS) tüm dünyadaki futbol istatistikçilerini bir araya getiren yasal kuruluştur.. Tüm spor yazarlarını bir araya getiren AİPS gibi..
IFFHS, 1984 yılında kuruldu. Şu anda 120 ülkeden 185 üyesi var.
Bugüne dek dünya futbol tarihi ve istatistikleri konusunda 100'den fazla yayın yaptı.
Bugüne dek 3 Dünya Futbol Galası düzenledi..
Kurucu üyeleri arasında Türkiye'den Tevfik Ünsi ve Hüsnü Terek var.
Bugünkü yönetim kurulunda Danimarka, Belçika, Arjantin, Kanada, İspanya, Yunanistan ve Avustralya temsilcilerinden oluşuyor. Başkan Dr. Alfredo W. Pöge ise Alman. Yani Yönetimde sanıldığı gibi bir Türk de yok, bu dönemde..
Dernek, kulüplerin oynadığı ulusal ve uluslararası maçları belli bir puan sistemi ile derecelendirmeye tabi tutuyor ve tıpkı FİFA'nın milli takımlar için hazırladığı sıralama benzerini, dünya kulüpleri için periyodik olarak hazırlıyor.
Bu listede niçin Galatasaray'ın zirvede, Fenerbahçe'nin çok geride, Ankaragücü'nün de Fenerbahçe'nin önünde olduğunu anlamak için bu üç kulübün son yıllardaki Avrupa maçlarına ve sonuçlarına bakmak yeterli..
Galatasaray'ın başarısını küçümsemek, kendi başarısızlıklarını gözden kaçırmak için, çok saygın bir uluslararası kuruluşa çamur atmak, yakından tanıdığım holigan yazar ve spor adamlarına(!) yakışıyor ama, Galatasaray'ın efsane Kaptanı Turgay Şeren'e hiç uymadı.