Deprem İstanbul'un gerçeği. Ama bu, "İstanbul'un her an bir faciaya maruz bulunduğu" anlamına gelmiyor. Çünkü Tokyo, San Fransisco, Lizbon gibi kentlerde de insanlar deprem gerçeğiyle istiflerini bozmadan yaşıyor. Bu gerçeğe göre yapılandıkları için korkmuyorlar. Depremi sis, buzlanma gibi doğa olaylarından pek farklı görmüyorlar. İstanbul'da yapılması gereken de, deprem gerçeğine uygun bir sosyal-fiziksel örgütlenmeden başka bir şey değil.
BU yapılırken bazı olaylardan ibret alınmalı. San Salvador depremi böyle bir ders verdi. Uzmanlar, San Salvador'da felaketin trajik boyutlara ulaşmasından "ağaç katliamı"nı sorumlu tuttu. Kızıl Haç Başkanı Denis McLean, "Las Colinas'ı yutan çamur deryasının, ağaç katliamı yüzünden kelleşmiş tepenin zirvesindeki bir kaymayla tetiklendiğini" açıkladı.
İstanbul'da özellikle su havzalarını acımasızca kemiren "yeşil katliamı"nı SABAH-İSTANBUL ısrarla gündeme getiriyor. Rant uğruna ormanların nasıl yok edildiğini, betonlaşmanın baraj göllerinin kıyısına kadar nasıl indiğini gözler önüne seriyor.
DEPREM gerçeğiyle yaşamaya mecbur olan İstanbul'da bu katliam sadece "çarpık kentleşme ve imar faciası" düzeyinde kalmıyor; "insan hayatına yönelik saldırı"ya dönüşüyor. Ormanları, su havzalarını çoraklaştıranlar cinayet işliyor. San Salvador'da doğanın verdiği ders: İbret alınmalı ve "çevreye saldırı"nın İstanbul için doğuracağı korkunç sonuçlar, bu açıdan da farkedilmeli.