İş dünyasının duyduğu rahatsızlık, sadece operasyonların yarattığı sıkıntılarla, bürokrasinin tıkanmasıyla sınırlı değil. İş adamları, kişisel bilgilerinin ortalığa dökülmesinden de son derece huzursuz. Örneğin gündemdeki bir kişinin kredi kartı harcamaları veya hesaplarının, bankası ile yaptığı gizlilik anlaşmasına karşılık, üçüncü şahıslara duyurulması büyük rahatsızlık yaratıyor.
Bankacılık Kanunu'na göre bu bilgilerin üçüncü şahıslara açıklanması suç. Kişilerin gizli kalması gereken bilgileri sızdıranlar hakkında da dava açma hakkı var. Müşteri ile banka arasındaki sırları Bankalar Kanunu'nun 22. maddesinin 7. ve 8. fıkrasında düzenlenmiş. Buna göre bu kanunun uygulamasında görev alanlar, yani bankacılar, sırları müşterisinden başka kimseye veremiyor. Sadece, savcılık gibi, kanunen yetkili kurumlara bu bilgi aktarılıyor. Yetkili kurumların ellerindeki bu bilgiyi başkalarına sızdırması veya aktarması da kanunen suç teşkil ediyor.
Sırları denetleyen kişiler, bu kanunu ihlal ederlerse 1 ile 3 arasında hapis, 2 milyar liradan az olmamak kaydıyla para cezası alabiliyor. Banka çalışanlarının bu sırları vermesi halinde ise 1 ile 3 yıl arasında hapis, 1 milyar liradan az olmamak kadıyla para cezası veriliyor.
Banka ile müşteri arasında bir sırrı ele geçiren üçücü şahıs veya kurumlar açısından da durum farklı değil. Örneğin kişi, kredi kartı harcaması, para transferleri veya mevduat hesap hareketlerini kamuoyuna duyuran kişi veya kurumlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurup dava açma hakkı var. Bu da Bankalar Kanunu'nun 24 maddesinin 1. fıkrası ile düzenleniyor.