kapat

17.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )


İstiyoruz ama eğlenemiyoruz

Geçen akşam Taksim'de bir trafik düğümünün ortasında kalınca arabanın camından kafamı uzatıp yol kenarında sıralananlara sesleniyorum: "Beyler, düzgün park etseniz, bu sıkıntı yaşanmayacak!"

Nereden baksanız, hiçbir eğlenceye "Hayır" demeyecek; şartları uygun düşsse yedi gün yedi gece eğlenecek tipte biri eğiliyor bana doğru...

"Abi" diyor; "Bize kızacağına alemcilere kızsana!"

Önce şaşırıyorum. Ne diyor bu adam? Sonra eliyle Beyoğlu'nda yeni açılan kulüplere eğlenmeye gittikleri belli kızlı erkekli kalabalığı gösteriyor.

"Allah Allah, onların bu trafik kördüğümüyle ne ilgisi var?" diye sormak anlamsız.

Bakıyorum, adam basbayağı içten. Söylediğine fena halde inanıyor...

Bir kez daha anlıyorum ki, bu ülkenin derdi televole filan değil.

Bizim eğlenmekle, eğlenceyle sorunumuz var.

Eğlenmek ayırıyor bizi; eğlenmek bölüyor...

Gelir adaletsizliğinden çektiklerimizi umursamıyoruz da... Ne hikmetse, eğlence adaletsizliğine (!) bozuluyoruz; kızıyoruz, güceniyoruz...

Bu toplumun eğlenceyle arası, eğlenirken bile iyi değil!

Eğlenmek eğri midir, doğru mudur; ona bir türlü karar verememişiz.

Herkesin canı eğlenmek istiyor ama isterse herkesin eğlenebileceğini kimse bilmiyor...

Sadece bazı insanlar eğlenebilir sanıyoruz.

Eğlenmeyi tek tip bir etkinlik sanıyoruz.Ya hoplanıp zıplanacak, ya da homurdanarak onlara bakılacak!..

Birileri eğleniyorsa ve biz aralarında değilsek eğer, inanıyoruz ki bizim elimizden eğlenme imkanı alınmıştır!..

Oysa yok öyle bir şey!

Eğlenmek kısacık bir an için bile olsa hayatla barışmaktır...

Bu kadar yalın!

Rui kaptan!

ŞUT
Fiorentina-Milan maçı bittikten sonra ekrana sahadan yansıyan görüntülere dikkatle baktınız mı?

Kaptan Rui Costa galibiyetin sevincini takım arkadaşlarıyla tek tek paylaştı.

Ve sonra...

Fatih Terim'e geldi...

Sol elinin avcunu Terim'in ensesine koyarken, ona keskin ve güçlü bir dayanışma duygusuyla baktı.

Terim büyüktü...

Ama Rui Costa da o kadar büyüktü!..

İşte böyle bir kaptan teknik direktörüne arka çıktığında işin rengi değişiyordu...

Böyle bir kaptan, takımın yeni teknik patronuna güvendiğinde öteki oyuncuların "kısa devre" yapma şansı ortadan kalkıyordu...

Rui Costa olağanüstü yetenekli bir futbolcu. Fakat kaptanlığı hakkıyla yapmak için yeteneklerini yeter bulmamış, gerçekten kaptan olmuş...

Bizim ligimizdeki kaptanların Rui Costa'yı yakından izlemelerini isterim.

Postmodernizm nedir?
Modernizm vurdu mu yıkar... Postmodernizm vurmaz iter; yıkmaz tek tek söker...

Modernizm Amerika'yı keşfeder...

Postmodernizm ondan globalizm çıkarır.

Modernizm devrimcidir... İktidarı ele geçirir...

Postmodernizm "devrimin kendi evlatlarını yemesini" bekler, sonra umumi arzu üzerine iktidara gelir.

"Ben Rönesans ressamları gibi resim yapamam" diyen ressamın öfkesidir Modernizm. Öyle öfkelenir ki, elindeki bıçakla tuvalini keser, parçalar.

Postmodernizm ise tuvale (hani resmi "tablo" kılan, üzerine resim yapılan büyük bez parçasını!) değerini geri verir. Tuvalin üzerindeki yırtığı diker...

***

Özkasnak Paşa "Postmodern darbe" terimini 28 Şubat için çok uygun bulduğunu açıkladı ya, herkes soruyor şimdi; "Nedir bu postmodernizm?"

Yukarıdaki zihin açma egzersizlerini bir yana koyalım ve biraz dersimizi çalışalım mı?

Modernite genel olarak "Orta Çağ"dan kurtuluştur. Bu yüzden kimi kültür tarihçileri Rönesans'la başlatır insanlığın "modernite" dönemini. Yani çağdaş kültürü oluşturan temel öğelerin Rönesans'la başladığını kabul ederler. Başkalarına göre "modernite" daha geç bir dönemin, Fransız Devrimi'nin çocuğudur.

Ancaaak!

Modernite ile sırtını onun değerlerine dayayan modernizmi karıştırmamak gerekir.

Modernizm taş çatlasa yarım yüzyıllık bir siyasal-kültürel süreç ve tavırdır. 19'uncu yüzyılın sonunda başlar; 1960'ların ortalarında biter. Eskiyle ilişkileri koparmak kavgasıdır. Cemaate karşı cemiyet, sıradan insana karşı birey olma kavgasıdır.

İşte bu kavganın şapa oturduğu yerde postmodernizm ortaya çıkmıştır.

Bütün yeniliklerin fos çıktığını düşünenlerin; devrimlerden kuşkulananların ideolojisidir postmodernizm.

"Hiçbir kavga sıradan insanı kurtuluşa erdirmiyor; yine ve sadece iktidardakiler kurtuluyor" diyenlerin çağıdır postmodernizm.

Küskünlüğün, dışardan bakınca "boşvermişlik" gibi görünen umutsuzluğun çağıdır...

Peki, darbenin "postmoderni" nasıl olur? Olur...

Bir yanından bakıldığında çok sert bir değişiklik; öteki yanından bakıldığında eski düzen gibi görünüyorsa; alın size "postmodern" darbe!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır