kapat

17.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Bir iş yazısı!

"Geçmiş geleceğin aynasıdır" sözü ağızda da, kağıtta da aşınmışlıktan sırları dökülmüş gibi durur. Ama yakından bakılırsa yalnız geleceği değil bugünü bile yansıtmaya devam eder. Türkiye'nin bugün gerçek tek derdi var: İşsizlik.

Halkımız bu derdin en kestirme çözümünü "milletvekili torpili"nde arıyor.

Bu yüzden de koridorlarıyla, aşeviyle, bahçesi ve kulisleriyle TBMM koskoca bir iş arama kurumu haline dönüşmüş durumda. Bu gidişatı nüfusumuz henuz 30 küsur milyon iken, 1960'ların başlarında zamanın Çalışma Bakanı görmüş. Zamanın Çalışma Bakanı bugünün Başbakanı. Tehlikeye o günlerde işaret etmiş.

Siyasetçilerin kayırma ve iş bulma memuru haline gelmekte olduğuna dikkat çekmiş.

"Asıl mesleğim gazeteciliktir" diyen sayın Başbakan, eline bugün kalem alsa, yazacakları o yıllarda yazdıklarından farklı olmayacak.

İşte, milletvekilinin bugününe ve elbette yarınına da ayna tutan o 36 yıllık bazı bölümler:

"Türkiye'de siyaset adamlığı, bir ölçüde fahri iş bulma memurluğu haline dönüşmüştür.

Bunda siyaset adamlarının da, yöneticilerin de, halkın da kusuru vardır.

Siyaset adamlarının kusuru vardır: Çünkü ya yüzleri tutmadığı için, ya da iş arayanların gönlünü almakla çevrelerine hoş görünebileceklerini ve güçlerini arttırabilecekleri düşündükleri için birer iş bulma memuru olmaya razı olurlar.

Yöneticilerin kusuru vardır: Çünkü siyaset adamları aradan çekilseler bile bir kısım daire yöneticileri işçi almada adam kayırma yoluna gider veya objektif yöntemlere uymaktan kaçınırlar.

Halkın da kusuru vardır: Çünkü halk olarak, hakkımıza razı olmaya yeterince alışamamışızdır. İş arayanları başvurma sırasına veya belirli yeteneklere göre işe yerleştirmek için kurulmuş bir düzen bir çoklarını rahatsız eder. O düzeni bozmak o düzenin dışına çıkabilmek için siyaset adamlarını da yöneticileri de zorlarız. Otobüs kuyruğundan başka herhangi bir alanda sırasını beklemeye razı olanlarımız henüz pek azdır."

Yazının burasında biraz nefeslenmek gerek.

Sayın yazarın sonraki yıllarda adının önüne "Halkçı" sıfatı layık görmesiyle bu görüşü arasında bir çelişki var gibi... Ama yazar, paragrafın devamında halkın hakkını halka teslim ediyor:

"Fakat siyaset adamları iş bulma aracılığından, yöneticiler de adam kayırıcılığından vazgeçmedikçe, halkın bu kusurunu mazur görmek gerekir. Çünkü kimseye imtiyaz tanımayan bir demokratik düzende, bir tek kişi bile, tavsiye ve kayırma ile işe yerleştirilirse, aynı tavsiye ve kayrılma yollarını bütün yurttaşların aramaları, iltimasla işe yerleştirilmek için kendilerinde hak görmeleri pek tabiidir."

36 yıl önce yazılan bu yazı, 36 saat önce yazılmış gibi tazedir. Çünkü sözü edilen kaygılar doğru çıkmıştır: Artık, halkın neredeyse tümünün gözünde TBMM büyük bir iş bulma kurumu Milletvekilleri ise birer iş bulma memurudur. Peki kurtuluş yolu? Zor ama elbette vardır.

Yazarın da yazısında sözünü ettiği ve benzeri bu Hükümet zamanında da çıkartılan 1962 tarihli bir kararnameye tüm partilerin milletvekillerinin centilmence sahip çıkmasıdır. İşçi - memur alımlarının ÖSYM benzeri sınavla ve "mülakatsız olarak" yapılmasıdır.

Yoksa TBMM gerçek işlevini yapamaz hale gelecek.

Halk da milletvekillerini iş bulma memuru olarak görmeye devam edecek.

Üstelik bin kişide 1 kişiye bile iş bulamamadıkları halde...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır