kapat

17.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Evet, o manken!.

Sabah İstanbul'un yarım sayfasını kaplıyordu haber.. Yanında bir genç kız fotoğrafı.. Dekolte.. Uzun eteğin yırtmacı arasından bacakları görünüyor.. Hafta sonu yayınlanan Şamdan taklitlerinden birinde görmüştüm bu fotoğrafı iki gün önce.. Ordan almışlar!..

Fotoğrafın üzerinde kırmızı harflerle kocaman bir soru var:

"Bu mu manken?.."

Evet, sevgili dostlarım o manken.. Hem de "Milli" manken.. Dışişleri, Kültür Bakanlıkları'nın Türkiye'yi tanıtım organizasyonlarında yer aldı.. Olgunlaşma Enstitüsü defileleri ile dünyayı dolaştı..

Nerden mi biliyorum?..

Çünkü arkadaşım..

O Sevilay Öztürk!..

Şimdi herkesin dilinde bir sakız var..

"Onu podyumlarda gören var mı?.."

Yok.. Olamaz da ondan yok..

Podyum mu kaldı ülkede..

10 yıl önce gün aşırı defileye koşardık.. Şimdi hani defile?..

Bu ülkenin en büyük giyim firmalarının hangisi defile yapıyor?.. Beymen mi, Mudo mu?.. Roman mı, Park Bravo, Polo Garaj mı?.. Yıldırım Mayruk dışında defile yapan terzi mi kaldı?..

Maliyetler yükseldi diye defileyi unuttular..

Bir Vakko devam ediyor.. O da yüzde 80 yabancı manken kullanarak..

Peki o zaman nasıl podyuma çıkacak bizim kızlar?..

Podyum olmayınca "Onu podyumda gören var mı" sorusu havada kalmıyor mu?.

Top modellerimiz batıda manken adaylarının yaptığı işleri yapıyor.. Tanıtım günlerinde, Fuar standlarında boy göstererek para kazanmaya çalışıyorlar. Fırsat bulanlar, TV'lerde hosteslik, dizilerde roller kaparak ayakta kalabiliyorlar..

Giyim firmaları defileleri unutarak sadece bindikleri dalı kesmiyorlar, ayni zamanda mankenlik mesleğini de öldürüyorlar.. Ortada podyum olmayınca, önüne gelenin "Mankenim" diye ortaya çıkması da kolay oluyor..

Bu "Mankenim" diyenlerin aslında ne yaptığını da herkes biliyor, ama yapacak fazla şey yok.. Çünkü en rahat bunlar hareket ettikleri için Tele Vole ve Dergi Voleler bunların peşine düşüyor.. Al sana ucuz şöhret.. Al sana kolay geçim yolu.. Çünkü bu ülkede "Mankenim" diye Tele Vole ve Dergi Vole malzemesi olanların yanında boy gösterip, kendi "Görünme" arzularını tatmin eden bir yığın ünsüz zengin çocuğu var.. Çark kuruluyor ve dönüyor..

Alan razı, veren razı.. Tele ve Dergi Voleler dünden razı..

Eeee..

Eeesi şu.. Yaşın yanında kuru da yanmasın..

Sevilay Öztürk manken.. Bir ara hayli kilo almıştı.. Bir manken için en kötü şey.. O zaman derhal ortadan kaybolmak gerekir.. O da kayboldu.. Sonra "Unutulmamayım" diye bir Dergi Vole'nin kapak teklifine "Evet" demiş..

Çektirdiği fotoğrafları ben de beğenmedim. Zevksiz ve ucuz.. Üstelik biraz daha kilo vermesi lazım..

Dünyada Top Modellerin menecerleri vardır. Böyle hata yapmalarına izin vermezler. Bizde bu konu ile uğraşaşan manken ajansları bile çok az.

Manken kendi işini kendi görmeye kalkınca da, sonuç böyle oluyor işte..

Bütün bunlar birşeyi değiştirmiyor..

Sevilay Öztürk manken..

Ve de manken olmak suç değil.. Ayıp değil.. Günah değil..

Bu son cümleyi cumaya açacağım.. Bu ülkede "Manken" adı etrafında yaratılmaya çalışılan peşin hükümlerle birinin savaşması gerek çünkü..

BİZİM DUVAR
Yok deli gibi eğlenmişiz de felekten bir gece çalmışız da... FASILsız iddialar bunlar...

Hakan&Utku

Ölümsüz Timur

ve de devrimci Timur!..
İki Timur Selçuk var.. Birisi 60'ların sonunda ve 70'lerin başında fırtına gbi esen besteci ve yorumcu Timur.. Bu ülkenin en güzel aşk şarkılarının yaratıcısı.. Hemen her şarkısı hit oluyordu.. Popüler hit değil.. Klasik hit.. Bugün 2 binli yılları yaşıyoruz.. 30 yıl geçmiş.. Bizim yaşımızdakiler değil, bugünün gençleri ezbere biliyor, Ayrılanlar İçin'i.. İspanyol Meyhanesini.. Hemen her top şarkıcının konser listesinde hala bir Timur şarkısı var..

Böyle bir başarıya ulaşmış kaç popçu tanıyorsunuz?..

Popçu..

Timur bu adı mı sevmedi, yaptığı işten mi hoşlanmadı.. 17'den 77'ye tüm romantik gençlerin şarkılarını söylemekten mi hoşlanmadı bilmem..

Bir süre sonra evrim geçirdi ve romantik müziği bırakıp, devrimci oyunlara devrimci müzikler yazmaya başladı.. Ondan sonra da, bir daha pop müzik şarkısı yaptığını gören olmadı..

"Süzülüp mavi göklerden yere doğru

Omzuma bir beyaz güvercin kondu"

şarkıları söyleyen Timur, birden

"Nereye Payidar nereye

Gönlün yoksa ezilmeye

Sen de katıl direnişe

İşçilerle elele.."

demeye başladı..

Devrimci Timur, romantik Timur'u yenmişti.

Sanatçı kendi yolunu ve tarzını seçmekte özgür.. Ben buna hiçbirşey diyemem.. Kimse de diyemez..

Ama "Ben bu ikinci Timur'u, özellikle ilkini öldürdüğü için sevmedim" dememi de kimse engelleyemez..

Buradaki Timur, kendisini değil, tarzını anlatmak için kullanıldı, yanılmayın.. Onu nasıl sevdiğimi dün anlattım çünkü..

İki Timur konusunda benim gibi düşünenlerin sayısı da çok fazla..

Yani bir gurup var, romantik Timur'a bayılıyor benim gibi.. Azınlık da olsa bir gurup var, "Burjuva eğlencesi" dediği romantik şarkılara kızıyor, Timur'un kendini devrimci şarkılarla bulduğuna inanıyor.. Onlara da saygı duyuyorum.. Onun için Ada Müziğe kızıyorum..

Keşke bu iki Timur'u tek bir CD'de birleştirmeselerdi de, iki ayrı plak çıkarsalardı piyasaya.. Birinde, kendi romantik şarkılarını ve babasının ölmez eserlerini yorumlayan Timur'u sunsalardı.. İkincide de devrim şarkılarını..

O zaman her iki kesim için, daha doyurucu seçimler yapabilirlerdi..

Ben mesela.. Bu CD'de ikinci Timur'un tahammül edemediğim şarkıları var da o dünyalar güzeli Rıhtımda, o insanın adeta yüreğinin derinliklerine inen "İnme" yok..

"İşsizlik, pahalılık Konjonktür, enflasyon"

diyen şarkı bunların yerini nasıl alır, benim plağımda?..

CD'nin birinci bölümünü hem de nasıl bir keyifle tekrar tekrar dinliyorum..

Hele, Ayrılanlar İçin ile İspanyol Meyhanesi arasında sesini duyuramayıp kaybolan, bence en büyük Timur şarkısı "Bugün, Yarın ve Daima" var ki..

"Sen dilimde sitem, kalbimde ateş, gözlerimde nem

Gel bitsin bu özlem, sensiz bu dünya bana cehennem

Yeter beklediğim bir sabah ansızın

çık karşıma

Benim ol bugün, yarın ve daima"

diye haykıran Ümit Yaşar'a yaptığı o muhteşem beste..

Bu şarkıya klip yapılmalı.. Bu şarkı televizyonlarda yayınlanmalı..

Aslında Ali Kırca, Timur'u davet etmeli.. Konuşmalı.. Çok ilginç konuşmalar olacak tahmin ediyorum.. Çünkü duyduğum kadarı ile Timur'da bir gelişme daha var.. Dine de yönelmiş.. Bunları onun ağzından duymak isterim..

Ve de tabii "Bugün, Yarın ve Daima"yı..

Biz dostların seni seviyoruz Timur..

Bugün, yarın ve daima seveceğiz!..

FIKRA
Temel'e ne zaman kötü bir haber verseler hiç şaşırmadan,

-Daha kötüsü olabilirdi, dermiş. Arkadaşları anlaşmışlar,

-Duydum mu, İdris tam Nataşa'nın evinden çıkmış, bir şey unuttuğu için geri dönmüş. Evde bir herif, bir kurşun ona.. Bir Nataşa'ya..Şimdi İdris hapiste.

-Daha kötüsü olabilirdi, demiş, Temel,

-Yahu, daha kötü ne olabilirdi?

-Olay yarım saat önce olsaydı, orada beni bulurdu.

Cumalı ne zaman öldü!..
Cuma günü Teşvikiye Camisindeki cenazen çıktık, gazeteye yürüyoruz. Cami boşalmış, yol kalabalık.. Bir delikanlı yaklaştı bize.. "Kim ölmüş Mehmet ağbi" dedi, yardımcıma..

"Necati Cumalı" dedi, Mehmet..

"Kimmiş o yahu" diye sordu delikanlı..

Ve Necati Cumalı işte asıl o an öldü..

Delikanlı ayrıldıktan sonra "Bu çocuk lise mezunu Hıncal Bey" dedi Mehmet..

Mehmet, Bulgaristan göçmenlerinden.. Tüm eğitimi orda.. Necati Cumalı'yı biliyor.. Benim Türkiye'de okumuş gencim bilmiyor..

Nasıl bilmez?..

Necati Cumalı şair.. Necati Cumalı oyun yazarı.. Necati Cumalı romancı.. Romanları filme alınmış.. Hikayeci.. Hatta gazeteci.. Köşe yazarı.. Spor yazarı..

Yazma adına ne varsa yapmış nerdeyse..

"Kim bu yahu.."

Buzlar Çözülmeden'i, "Bir Kış Öyküsü" adı ile müzikal olarak izlemeye gittiğimde Yayla Sanat Merkezinde bir program dergisi vermişleri bana.. İçinde Acar Başkut'un yazısı.. Acar, oyunun yazarı Cevat Fehmi'nin oğlu..

"Babamı edebiyat kitaplarından çıkardılar" diyordu..

Öğrenciydik, Cevat Fehmi'nin Harputta Bir Amerikalısı ve de Buzlar Çözülmeden'ini izleyebilmek için sabahın beşinde kalkıp, buz gibi kış günü, Küçük Tiyatro önünde kuyruğa girdiğimizde.. Aylarca kapalı gişe oynayan oyunlar yazmış, kaç kuşağa Tiyatroyu sevdirmiş Cevat Fehmi edebiyat kitaplarında yok..

Peki Necati Cumalı var mı?..

Sultan Gelin, Nalınlar, Susuz Yaz var mı?..

Kendi değerlerimizi kendi gençlerimize anlatmazsak, batı önündeki bu aşağılık kompleksimizi nasıl yeneriz?..

Bu nasıl "Milli" eğitimdir, söyler misiniz?..

SEVDİĞİM LAFLAR
Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler.

Wieslaw Brudzinski (Teşekkürler Gökmen)

Köprü ucuzluyor!.
Okurum Zafer Say, benim ve sizlerin bilgisine sunmuş.. Teşekkürlerimle aktarıyorum..

"1973-2000 yılları arası dolarda Tüketici Fiat Artışı (CPI) yüzde 269.7.. Yani dolar bazında fiatlar nerdeyse dört misli artmış..

Bu durumda, 1973'te köprü tek taraflı geçiş ücreti (10 lira karşılığı) 70 cent, iki yönlü 1 dolar 40 centin, bugünkü dolar karşılığı 5 dolar 55 cent ediyor.."

Bu şu demek..

Bugünkü dolar değeri ile köprüden geçiş için 1973'te 5.5 dolar ödüyorduk. Bugün bu ücret 2 dolara inmiş bulunuyor. Yarıdan da az!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır