kapat

17.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Hakkari'yi kadınlardan öğrendim'
Etrafımda bir arı ordusu gibi çalışan, bir an olsun tabağımı boş bırakmayan Kürt kadınları . Öğrendiğim tek şey çok iyi yemek yaptıkları değildi tabii ki

Bir manken, hayattan ne kadar haberdar yaşamını sürdürebilir? Aynı anda bir yerlerde devam eden başka hayatları nasıl anlayabilir? Hayat , Etiler Nişantaşı arası radyoda dinlenen 'trafikte akmayan hep onun şeridiyken' sözleriyle açıklanırken 'hayatın gerçekleri' kavramına, sözlük anlamından daha öteye nasıl geçilebilir?

TEZATLAR BİRARADA
Hakkari'nin kazası Yüksekova. Bir türlü il olamayan Yüksekova'nın suçu İran ve Irak'a komşu olmak.Gökkuşağının en güzel renkleri de burada. Onların suçuysa temsil ettikleri bazı siyasi düşünceler. Burada hayatı anlatan sıfatlar da birbirine oldukça tezat: Mutsuzluk ve umut.

İki saat süren yolculuğum sırasında okuduğum kitaptan satırlar geliyor aklıma:'Biz mutsuz doğduk. Mutsuz ailelerde mutsuz yaşayacağız,mutsuz çocuklar doğuracağız,mutsuz öleceğiz. Mutsuzluğu sürdürmek yüzünden."

Sabah saatlerinde Van Havaalanında hiç beklemediğim kadar güzel bir karşılanmadan sonra yaklaşık üç saat süren bir karayolu yolculuğu ile Yüksekova'ya vardım. Aynı şaşkınlığım burada da devam etti. Söylenenlere göre Hakkari'ye gelen hiçbir politikacı, hiçbir sanatçı bu kadar ilgiyle karşılanmamıştı. Bu ilginin mutluluk sarhoşluğu üzerimdeyken, silahların soğukluğu beni kendime getirdi. Her an silahlarla yanyana polis ve jandarma ile omuz omuzaydık.

DOĞEBA'YA DOYAMADI
Her şehrin kendine has özellikleri vardır. Yöresel yemekleri,kilimleri,türküleri gibi. Hakkari'de de bunların birçok örneği ile tanıştım. Mesela tadına doyamadığım 'Doğeba' yemeği, dinlemekten bıkmadığım Leyla türküsü gibi...

Hakkari Yüksekova'da ilk defa 'Poşu' takmasını öğrendim, ilk defa Kalaşnikofun soğukluğunu hissettim.

Kar kokusu ,burnumun direğini sızlatıyordu. Hakkari'nin merkezine vardığımda güneş çoktan buraları terk etmişti. Kendimi, benim için hazırlanmış,uzun zamandır hasretini çektiğim ev yemekleriyle donatılmış bir masanın başımda buldum.

Hakkari kadınından, Hakkari'yi öğrendim. Geçen seneden itibaren kalkan gece dışarı çıkma yasağına rağmen sokaklarda kadın görmenin de imkanı yoktu.

BİLİNÇLİ KADINLAR
Örf ve adet deyince çok ilginç kurallar öğrendim Kürt kadınlarından. Baktıkça insanın içini ruhunu aydınlatan 'kiras' dedikleri, morun hakim olduğu kıyafetlerinin içinde bolca takı, mücevher gözümü alıyordu. Buralarda adetmiş, düğün ve davetlerde hanımlar takılarının hepsini birlikte takıp takıştırırlarmış. Ne kadar altınları varsa, beyleri hanımlarını o kadar severmiş.

Renkli kişiliğe sahip Hakkari kadını. Televizyon kültürleri ister istemez had safhada. Kendi deyişleriyle 'tek eğlenceleri'. Önceki gece katıldığım bir tartışma programının katılımcılarının aksine seyredecekleri programları kendi iradeleriyle seçebilen bir Hakkari kadını var karşımda. Televole onları ne anarşist yapıyor ne de derinden etkiliyor. Bilinçli bir kadın toplumu yaşıyor Hakkari'de.

GELGİTLER YAŞIYORLAR
Hepsinden önemlisi 'Ben Türkiyeliyim' cümlesini kullanan milliyetçi insanımızı burada tanıdım. Herşeye rağmen gerdek gecesine düğün davetiyesinin üzerindeki üç rengin suçlusu olarak 5 sene sonra girebilen bir gencecik delikanlının ağzından düşmeyen bir cümledir bu. Laza laz ,çerkeze çerkez, aslını, göğsünü gere gere anlatma, çocuklarına kendi dilinde türkülerini öğretme hakkı, istemeden verilmişken kendi benliğinde 'gelgitler' yaşamakta Hakkari insanı. Hakkari aşığı bir şairin dediği gibi' Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen orası dünyanın en güzel yeri değildir...'

TİRAJİ KOMİK VAKA
Buraları gazetelerden tanımış, PKK olayını 1'inci sayfalardan takip etmiş, 2'nci sayfaya geçtiğinde belki de çoktan unutmuş birçok Türk insanı gibi, ben de Hakkari'nin, Türkiye'nin bir parçası olduğunu,Türkiye'nin kanayan belki de kabuk bağlamaya yüz tutmuş bir yarası olduğunu ancak şimdilerde idrak edebildim. Durumumuzu bir Hakkari kadınının büyük şehirlerden birinde karşılaştığı tiraji komik bir vakayla örneklendirelim: Büyük şehire alışverişe inen bir Kürt kadınının şivesinin kulağına yabancı olması sebebiyle bir tezgahtarın 'siz nerelisiniz?' sorusuna verilen 'Hakkariliyim' cevabının tepkisi inanılmazdı. Hakkari neredeydi? Yoksa Hakkari Arabistan'da mıydı?

Buna benzer birçok hikayeyi bıkmadan dinledim. Annelerin tek isteği çocuklarının bir dil daha öğrenmesiydi. Sanıldığının aksine onlar çocuklarının silah tutmasını değil kalem tutmasını diliyor. Benliklerini kaybetmemiş, aslını inkar etmeyen bir gençlik yetiştirmek, onlarla gurur duymak istiyorlar. İşte bir mankenin Hakkari izlenimleri böyleydi.

DENİZ AKKAYA


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır