kapat

16.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )


Basın ve asker

Son günlerde tartışmalar, güncel haberler dönüp dolaşıp askere geliyor. Bir yenisi, emekli general Erol Özkasnak'ın yaptığı açıklamalarla gündeme geldi.

Malum; Özkasnak ülkenin en sıcak günlerinde Genelkurmay Genel Sekreteri'ydi. Çevik Bir'e bağlı olarak çalışıyor; görevi, basınla ilişkiler başta olmak üzere, bir dizi psikolojik harekat uygulaması da dahil olmak üzere, en kritik görevlerin başında geliyordu.

Emekli generalin başlattığı tartışma ortada...

"Benim Hürriyet temsilcisi Sedat Ergin'i arayıp, gazetede isim vermeden manşet yapılan silahsız kuvvetler sözünü, mavilisi mi yoksa beyazlısı mı söyledi diye sormam sözkonusu değildir. Ergin de benim soruma 'morlusu' diye yanıt vermeye cüret edemezdi..." demişti Özkasnak...

Dün Sedat Ergin bu sözlere şu yanıtı verdi:

"Özkasnak hatırlamıyor, bana telefon edip bu soruyu sordu, ben de biraz esprili olarak morlusu cevabını verdim..."

Muhtemelen Sedat Ergin'in yazdığı doğrudur... Ama kimin doğruyu söylediğinin ne önemi var... Doğru söylemiyor bile olsa, Özkasnak, o dönemin ruh halini asker-basın ilişkisinin serancamını ortaya koymuyor mu, "cüret edemezdi" sözleriyle...

"Cüret edememek" ya da "cüret edilmesine müsaade verilmemesi" yeterince kilit bir duruma işaret ediyor zaten. Üstelik "Cüret edemezlerdi" sözleriyle tanımlanan o günlerde düşman ilan edilen İslamcılar değil, muhalifler de değil. 28 Şubat'ın haklılığının peşinden koşan, 28 Şubat'ın hedefine ulaşması için mücadele eden sivil kurum ve kuruluşlar.

Şu sözlerine ne demeli emekli general Özkasnak'ın:

"O dönemde Genelkurmay karargahıyla çalışabilmek için askeri kaynaklı haber kırıntılarını bile manşet yaparak komutanlara yaranmaya çalışan, karargah bir şey söylemeden haber kaynaklarını ihbar eden kalemler, bugün benim kaynak soruşturması yaptığımı iddia eden kalemlerdir..."

Buna ne cevap verilecek? Bu durum, hangi tehlike mantığıyla doğrulanacak?

Peki, Özkasnak'ın, bu açıklamasının ardından bir televizyon programında söylediği, "28 Şubat bir post-modern bir darbedir" sözleri bir dönemin resimini net biçimde çizmiyor mu? Darbe kelimesinin altının açık bir şekilde çizilmesi, o dönem bunun tersini iddia edenler açısından tartışılmaya muhtaç değil mi? Bununla yüzleşmek gerekmez mi?

Bir açıdan, özellikle üslup açısından bakılacak olursa ve ayrıntıda, 28 Şubat günleri bir ölçüde geride kaldı, denebilir. Bir özerklik var; örneğin Kürtçe tv konusunda askerin tavrını savunan gazete pek az.

Ancak diğer yandan, esas açısından, bugün yaşananlar askeri alanın o günlerde yaşadığı fiili genişlemeden bağımsız mı?

Sistemin iyice bloke olması, siyasi kararların anlaması ve uygulanmasının askerileşmesi, ülkenin asker-sivil ilişkisine takılıp kalması, basın-asker ilişkisindeki bu garip hiyerarşi o günlerin doğrudan ürünü...

Evet, 28 Şubat'ın üslubu değilse, bile mantığı, devlet işleyişi bugün olduğu gibi yaşıyor.

Peki sonuç?

Sonuç ortada... Bugün ülke bir şişenin içinde kafasını cama vuran fırdöndü sinek misali gibi siyasetin sıfır noktasında. Öylesine ki, muhaliflerini bile statükocu, değişimcilerini bile devletçi kılan, bizim yaptığımız tartışmaları dahi yavan hale getiren bir sıfır noktası bu.

Bu sıfır noktasında basın açısından söylenecek bir söz var:

Basın ve askerin birbirini karşılıklı kullanması, ikisinin tıkanması, ikisinin işlevini aşarak yıpranmasını beraberinde getiriyor.

Umutlu değiliz ama, temenni edelim; bu sıfır noktası şapkayı öne koyup düşünme noktası da olsun...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır