|
|
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr
)
|
  
Köprülerden daha kolay geçmek için..
Dinçer Yiğit, bu ülkenin gelmiş geçmiş en başarısız Genel Müdürlerinden biri.. Görevden alındığında, geri dönmek için hukuk boşluklarını aramada gösterdiği dikkati, bu ülkenin karayolarını daha işler hale getirmek için harcasa, kimse onu atmayı düşünmezdi zaten..
Köprücülük, 1972'de başladı bizde.. Başladığı günden beri de, daha işler hale gelmesi için hemen hiç önlem alınmadı..
Alınanlar mı?..
Bir.. Geçiş ücreti evvelden iki yönlü alınırdı. Tek yönlü yaptılar..
İki.. Ne derece doğru olduğu tartışılır, yoğun saatlerde bir şerit ters yönde kullanılır oldu.. Bugün bu uygulama başladığında, öbür yöndeki kuyrukların daha çok uzadığını görüyor, ama yanlışta ısrar ediyoruz. Üstelik fevkalade tehlikeli bir uygulama.. Otomatik Geçiş Sistemi gişeleri ile, bu ek şeridin gişelerinin yarattığı çapraz şerit değiştirmelerin kaza davetleri de cabası..
Üç.. Otomatik Geçiş Sistemi uygulaması güya başladı.. Güya çünkü, bu sisteme katılmak ve sürdürmek bela.. Yığınla bürokrasi.. Yığınla zorluk.. Yığınla engel.. Sanki yaygınlaşması istenmiyor..
Hiçbir kayıt gerektirmeyen, hemen her yerde satılan, kontürü bittikçe, yeni kartı gazete bayisinde satılan bir sistemin hangi mahzuru var acaba?..
Otomatik geçiş, karayollarına personelden tasarruf sağladığından en azından, toplu kontür alımlarında dikkate değer bir indirim de mümkün. Böyle yapılırsa, hemen herkes sisteme katılabilir. Hem geçiş hızlanır, hem önemli personel tasarrufu sağlanır.
Peki başka..
Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.. Gidip görmek ve alıp getirmek yeterli..
Köprü geçişlerini hızlandırmak için yapacak neler var?..
Bizde niye kuyruklar uzuyor?.. Çünkü tam para ile gelenler nerdeyse hiç yok.. Hele 1.5 milyon olunca.. Herkes büyük para verip üstünü bekliyor.. Siz 1.5 milyon liranızı hazırlamışsınız, gene bekliyorsunuz.. Çünkü önünüzdeki 10 araba, 10 milyonla geçmeye çalışıyor..
Gişeler ayrılsa..
Tam para gişeleri.. Bu gişelere paraüstü beklemeyecekler girer.. 1.5 milyon verirlerse ne ala.. Fazla verirlerse üstünü alamazlar.. Böylece insanlar bi zahmet tam para bulundurmaya zorlanır, ya da paraüstü bekleyenler için ayrılmış tek gişe önünde kuyruk olup saatlerce beklerler.
Jötonlu gişeler.. Gişede memur yoktur, basket potası gibi bir geniş ağızlı sepet vardır. Geçerken, daha önceden gene mesela gazete bayilerinden aldığınız jötonu fırlatır, yola devam edersiniz.. Bizdeki bilet bunun kötü uygulaması.. Çünkü biletli de normal sıraya giriyor. Bileti memura veriyor. memur bileti kontrol edip, düğmeye basıyor ve yolu açıyor.. Faydası.. Tam para yerine geçiyor o kadar.. Ayni kuyruk, ayni işkence.. Millet niye bilet alsın ki?.. Almıyor. zaten.. Oysa jötonlu sistemde trafik durmaz, devam eder. Jötonu olan, paraüstü bekleyenin sırasına girmez. Geçer gider. O zaman jöton almayı tercih eder.
Ekspres gişeler.. İçinde enaz üç kişi bulunan arabalar bu ekspres şerit ve gişeleri kullanırlar.. Sadece toplu taşıma araçları, taksiler ve içinde enaz üç kişi bulunan özel arabalara ayrılan bu gişe ve şeritler, tanımadıkları insanlara kapı açmaktan hoşlanmayan özel araba sahiplerini, işe gidip gelirken, ayni yörede oturan dostları ile ortak araba kullanımına teşvik eder. Bu tür arabalara indirimli fiat uygulanır. Bu sistemle, trafiğe çıkan, köprüye giren araba sayısı azalır. Hem petrol dövizi, hem trafik tıkanıklığı, hem havaya karışan zehirli egzos gazları sorunlarına belirli bir çözüm getirebilir.
Ve en radikal, en etkili çözüm..
Sabah İstanbul ve Erdal Bilallar hep peşindeler.. Karayolları anlaşılması güç bir inat içinde karşı duruyor.. Yerel yönetimlerin E-5 ortasından geçecek bir raylı sistem önerisi var..
Taa Gebzeden başlayarak, tüm Anadolu yakası banliyösünü, E-5/ Boğaziçi Köprüsü güzergahı üzerinden Beşiktaş'a indirecek ve de levcent'e İstanbul metrosuna ulaştıracak, hafif metro, ya da raylı sistemin, uygulama pratikliği ve kolaylığı dikkate alınırsa, ne kadar kısa zamanda ne kadar büyük bir çözüm olabileceği belli değil mi?..
Bütün bunlar için, "Ulaşım" işini bilen bir Genel Müdür gerek..
Bizimkisi sadece kendi işini biliyor..
Mesele bu!..
SEVDİĞİM LAFLAR
Bütün insanlar, bir kişi hariç hep ayni şeyi düşünse, o tek kişi aksi fikirde olsa, tüm insanların o tek kişiyi susturması, gücü ele geçirdiği takdirde o tek kişinin tüm insanlığı susturmasından daha adil değildir.
John Stuart Mill (1806-1873)
Hey koca Timur!..
Seni çok seviyorum!..
Ne harika günlerdi onlar..
1960'ların sonu, 70'lerin başı.. Fransa'da yaşayan, orada Philips Orkestrası ile şarkılarla Türk müzik piyasasına bomba gibi düşen bir delikanlı var..
Türkiye Türkiye olalı, bir müzik adamı, böyle sükse yapmadı.. Her plağı rekor satıyor.. Gazinolar onu kapmak için uzaysal rakamlar öneriyorlar.. Zeki Müren 5 bin lira alırken gecede, ona "15 bin" diyorlar... Konser teklifleri dağlar gibi yığılıyor..
Timur Selçuk bu.. Ünü babası, o koskoca Münir Nurettin Selçuk'u sollamış.. Gençler Timur'la yatıp Timur'la kalkıyor.. Orta yaşlılar, yaşlılar da ondan vazgeçemiyorlar..
Ayrılanlar için.. Sen nerdesin.. İspanyol Meyhanesi..
Kıyametler kopuyor..
Bu arada biz de, bir çıkış içindeyiz.. Modern Folk Üçlüsü.. Ahmet.. Doğan.. Selami.. Ben de menecerleriyim..
Tüm listelerde Timur "En İyi Şarkıcı!.." Modern Folk da "En İyi Gurup!.."
Ortak bir konser dizisi düzenlendi..
İstanbul'da Şan'da.. Ankara'da Dedeman'da.. Ankara Ankara olalı böyle konser görmemiş.. Hala anlatılır o Dedeman Konseri.. Timur, Philips Orkestrasını banda kaydetmiş. Orkestra playback.. Türkiye'de ilk uygulama.. Timur canlı söylüyor.. Şarkıları da Haydar Volkan'ın diaları eşliğinde.. Fona yansıyan harika görüntüler, konserleri büyülü bir havaya taşıyor.. Bu da o zamana kadar görülmüş şey değil..
Sonra "Donanma Cemiyeti" daveti ile Adana'ya gidiş.. Cemiyetin o herbiri bir donanma donatacak isimlerine güvenip parasını peşin almayan Timur'un başına gelenler?.. Necdet Altınçizme, ses düzenini yapıyor.. O çok yaşamış böyle turne.. Tecrübeli.. Uyarıyor.. Ben "Para peşin" diye dayatınca, gişelerde toplanan kağıt ikişer buçuk liralardan bir torba bize geliyor da, otelde rehin kalmaktan kurtuluyoruz..
Ve en felaketi.. Konser günü öğleyin bir kebabçıda bize ne verdilerse, herkes su gibi.. Midesinin dörtte üçünü ameliyat masalarında bırakan Timur'un yanında her türlü Avrupa ilacı var, bana mısın demiyor.. Ben konseri sunuyorum. Her şarkıyı sunup, kulisteki tuvalete kaçıyorum. Ama onlar sahnede kalmaya mecburlar.. Aman tanrım, ne korkunç bir geceydi?..
Tatlı anılar da var tabii.. Yazsak kitap olur.. En güzelleri de Egemen Bostancı'nın Balta Limanı Lalezar'ında beraber çalışmamız..
Sonra Doğan Baba'nın (Şener) Moda'daki çatı katında, biz bize çalıp söylediğimiz efsane partiler..
Ne şirin, ne tatlı, ne alem adam Timur.. Nasıl titiz.. Bizim Doğan'ı titiz bilirim.. Ona beş basar.. Konser günleri resmen komaya giriyor.. Selam bile almıyor. Zaten yanına ilk eşi Ayşegül'den (Ne kahrımızı çekti kız bizim.. O konser turnesine Timur'un evinde hazırlandık.. Yemek hazırla, sofra kur, sofra kaldır, bir de Timur'la uğraş..) başkası sokulamaz kuliste.. Sonra alkışlar.. Alkışlar.. Tüm yorgunluklara değer..
Öyle tanımıştım Timur'u.. Öyle sevmiştim..
Orda bir köy var uzakta, misali.. Kaç yıldır var görmedim yüzünü..
"Yahu Hıncal kolları sıva da o konseri tekrar edip eski günleri bir yaşayalım" demişti.. "Olur" demiştim.. Demesi kolay..
Ada'nın Timur Selçuk CD'si geçen hafta sonu gelince, o CD müzik setinde dönmeye başlayınca, bir kez daha hatırladım, onun nasıl sevdiğimi..
Hey koca Timur hey..
Hey Baba Timur.. Seni çok seviyorum yahu..
Lafa dalıp, plağı unuttuk.. Onu da yarın yazalım, olur mu?..
BİZİM DUVARMemlekette herkesin ipliği pazara
çıkıyor. Yakında iplik pazarında
piyasayı ele geçireceğiz.
Hakan&Utku
FIKRA
Kadının matematiksel tarifi:
Kadın, derde artı, cüzdana eksi, borca çarpı, aileye bölümdür.
Hünkar Nişantaşı'nda..
Bu Feridun Usta'nın niyeti beni 100 kilo yapmak, kesin..
Önce geldi evimin yanına, Etiler'e açtı Hünkar'ı.. Yahu ben ev yemeğini, tencere yemeğini, Türk/Osmanlı mutfağını çok severim.. Gidersin, koca bir kayık tabak alırsın.. Tezgahın arkasındaki Feridun Usta'ya başlarsın göstermeye..
"Birazcık şundan. Birazcık bundan.. Ondan da.. Ötekinden de.." Tadımlık tadımlık koyuyoruz güya.. Ama ortaya çıkan tabakla üç kişi doyar.. Yerken de kolay.. Öyle hafif ki..
Etiler'de Hünkar'ın önünden geçmemek için çırpınır mısın?.. Feridun Usta geldi Teşviki'ye eski Ziya'yı aldı.. Bir Hünkar da orada açtı.. Evin yanı Hünkar.. İşin yanı Hünkar..
Yetmezmiş gibi, bir de hafta içinde telefon.. "Pazara puf böreği var.."
Yapma Feridun Usta.. Etme Feridun Usta.. Bu börekler gerçekten puf.. Yerken nasıl hafif.. 20 tane yersin.. Allahtan sade pazarları..
Nişantaşı'na "Hoş geldin"e gittim.. Bir ayvalı yahni yapmış, ilk defa yiyorum.. Böyle bir lezzet olmaz..
Ya o beni çatlatan Osmanlı Tatlıları..
Türk yemeklerini seviyorsanız eğer benim gibi, ne diyeyim.. "Kaçırmayın" mı, yoksa "Uzak durun" mu?..
Feridun Usta.. Ellerine sağlık..
Herkesin İtalyan, Fransız, Çinli, Meksikalı olmaya yarıştığı, ya da ocak başında kebab yaptığı bir dönemde Türk mutfağına bu kadar lezzet ve özenle sarılmak, ayrıca kutlanmaya değer..
Türk mutfağı dedim de..
Alkent Daily News, Alla Turca seçmeleri nihayet Franco/İtalyan listesine ekledi.. Bir kestaneli pilav yapıyorlar, yeme de yanında yat.. Zeytinyağlı enginarları zaten dillere destan.. Bir de yoğurtlu kebabları var.. Mustafa Denizli Hoca "Eve giderken yolumu değiştirip Özcan'a uğruyorum.. Ben hayatımda böyle yoğurtlu kebab yemedim bugüne dek" diyor..
Durmuş saat!.."Durmuş saat bile günde iki defa doğruyu gösterir" demiş eskiler.. Mudo bunu kanıtlamaya çalışmıyor tabii.. Teşvikiye'de tepeye bir saat astı.. Asmaz olaydı.. Bir gün çalışır, iki gün durur.. Mudo bu saatın devamlı çalışması ve doğruyu göstermesi için bir şirkete para ödüyor üstelik.. Ama resmen dolandırılıyor.. Dün sabah geçerken baktım, gene durmuş.. Oysa benim yanımda firmayı aramış, kıyametleri koparmıştı. Boşunaymış.. Aslında bu firmayı teşhir etmemiz gerek ya..
Mudo,
Bu saat senin olacak en kötü reklamını yapıyor.. Ya bu firmayı değiştir, saati, işini ciddiye alacak bir firmaya havale et, ya da tümüyle kaldır..
Bu gayriciddilik artık sona ersin, ayıp oluyor..
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|