Tekdüze, sıradan, basit, derine inmeyen, sığ tartışmalar. Monoton yaygara:
Demokrat mı olalım?..
Enerji soygunu mu yapalım?
Hem demokrat olalım.
Hem elektriği ucuza üretelim.
İkisi birden niçin olmasın?
Generaller isimlerini açıklamadan "askerin ne kadar yüksek çaplı, sivilin ise ne kadar düşük düzeyli olduğunu" söylüyorken, gazeteciler de general övünmelerini "Haber kaynağımızı açıklayamayız" diye ad vermeden yazıyorken....
Yani Türkiye...
Bu kestaneden böbürlenmeden; "Yine ihtilâl mi yapacaklar?" diye tutar yanı olmayan bir tartışma yaratıp, zaman öğütürken Rusya Devlet Başkanı Putin, Azerbaycan'a Haydar Aliyev'in özel davetlisi olarak gidiverdi.
Bakü'de 2 gün kaldı.
İki lider kucaklaştılar.
Geçmişi unutalım... Barışalım...
Mesajı verdiler...
Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in mezun olduğu KGB okulunda öğrenciyken aldığı notları gösteren karnesini getirip hediye etti. Aliyev'in ajanlık okulundaki bütün notlarının "pekiyi..." olduğu Azerbaycan halkına yeniden hatırlatıldı... Haydar Aliyev de Putin'e "4 adet Rus-Azeri sözlük" hediye etti. Rusya ile Azerbaycan'ın birbirinden kopamaz oldukları yeniden açıklanıverdi. Rus ve Azeri iki devlet şirketinin Hazar petrollerini 25 yıllığına ortaklaşa çalıştırmaları anlaşmaya bağlandı.
Fakat nasıl çalıştıracaklar?
Ne yapacaklar?
Petrolü nereden, nasıl taşıyacaklar, Avrupa pazarlarına nasıl ulaştıracaklar?
Anlaşmanın içeriği gizli tutuldu.
Bizimkiler Ankara'da general övünmesi ve sivil kalite ezikliği altında zaman öğütürken Putin, Azerbaycan'a gidip petrol anlaşması yaptı. Rusya arka bahçesini kontrole alıyor ve "Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı", Rusya istemezse olmaz diye bir çeşit somut adım atıyor.
Bakü-Ceyhan nanaya gidiyor.
Tam bunlar olurken...
Başsavcı savcıya öfkeleniyor.
Enerji Bakanlığı'nın yeni doğalgaz santral ihalelerini, mazotla çalışan yüzer-gezer santral ihalelerini, elektrik dağıtım hatlarını özel sektöre devretme ihalelerini, Rusya'dan doğalgaz taşıyacak boru hatlarının yapımı ihalelerini, mevcut termik santralleri özelleştirme ihalelerini "nasıl ve kimlere verdiği" konusunda araştırma başlatan savcıya; "Sen konuşma, ben konuşayım..." diye çıkışıyor.
İsimsiz generaller övünüyor.
Emekli generaller kabarıyor.
Ecevit, eziklik duyuyor...
Mesut Yılmaz'da ise "Demokrat olalım..." telaşı depreşiyor.
Başsavcı ise savcıyı azarlamakta...
Monoton yaygara gerçeği örtüyor.
Yüzer-gezer santralleri; "yap-işlet-devret... ya da "yap-işlet" modeliyle kurma ihalesini kazananlar, ürettikleri elektriği merkezi sisteme kaç cent'ten satacaklar?
13 cent diyorlar...
Avrupa'da 4 cent...
Türkiye ortalaması 7.8 cent....
Bunlar 13 cent... Doğru mu?
Bu santralleri kuranlara ayrıca Irak'tan ucuz petrol getirmeleri hakkı da verildi mi? Bu şirketlerden biri olan Karadeniz Holding'e Mesut Yılmaz'ın yeğeni ve diğer akrabaları gerçekten ortaklar mı? Yüzer-gezer santralleri kuracak olanların bu işi 75 günde yapmaları şartı konulmuşken Enerji Bakanlığı ve TEAŞ niçin ihaleleri 80 gündür imzalamıyor. Böylelikle bu firmalar kayrılıp, zaman mı kazandırılıyor? Enerji Bakanlığı ihalelerinde arabuluculuk eden "yeni bir İnci Baba" mı var? İhaleleri, tutuklanan ve gözaltına alınan TEAŞ üst düzey yöneticileri, bakan imzalamadan, onaylamadan, evet demeden tek başına yapabilirler mi?
Araştırılması gereken bunlar.
Fakat...
Monoton yaygara gerçeği örtüyor.
İsimsiz generaller övünüyor.
Emekli generaller kabarıyor.
Başbakan eziklik duyuyor.
Yılmaz demokratlık telaşında.
Başsavcı, savcıyı azarlıyor.
Ve Türkiye'de halk, sanayici, tüccar, turizmci, üniversiteli, elektriğin kilovatsaatini 7.8 cent fiyat ödeyerek kullanırken Avrupa ülkelerinde bu 4-5 cent... Niçin bu kadar pahalı?
NOT: Pazar günü bu köşede yer alan yazının bir yerinde; "Askerler niçin darbe yapsın... Zaten her söyledikleri oluyor. İstedikleri her para veriliyor. Harcamaları denetimden geçmiyor..." diye yazdığım için asker okurlarımdan uyarı aldım. Kızmadan, bağırmadan çok beyefendi ses tonuyla yanlış yazdığımı; "askeri harcamaların hem Sayıştay'ın hem de Genelkurmay'ın titiz denetiminden geçtiğini" söylediler. Araştırdım: Sayıştay'ın askerlerin karargâhlarında sayım yapma yetkisi yok. Sayıştay, Milli Savunma Bakanlığı bütçesindeki harcamaları denetleyebiliyor. Ancak Savunma Sanayii Destekleme Fonu'ndaki harcamalar denetlenemiyor. Ayrıca askeri özellik taşıyan alımlarda Genelkurmay bir çerçeve hazırlıyor ve buna uygun kararname çıkıyor. Alım bu kararnameye göre yapılıyor. Asker okurlarıma duyururum.