kapat

16.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Yeter artık!

Bazen korkuyorum: Siyasetçiler, onları denetleyen, yönlendiren aydınlar ve biz gazeteciler aklımızı mı oynattık?

Mesut Yılmaz dün doğru bir şey söyledi:

"Siyasetin esas görevi geleceği planlamaktır. Yoksa bunu başkaları yaparlar.."

Yeni bir yüzyılın başında zaten ekonomik geleceğimizi IMF, demokratik geleceğimizi de Avrupa Birliği planlamıyor mu?

Bu kötü kaderin çorabını başımıza ören hastalık, siyasi kavgalar geleneğidir.

Siyasi kavga gerekliyse yapılır.

Ama kavga bizde araç değil amaç.

Geleceği kurmak için değil, iktidarı ele geçirmek için geçmişin çöplüklerinde eşiniyor ve birbirimizin gözünü oymaya çalışıyoruz.

Enflasyonla mücadele programının en kritik dönemindeyiz..

AB'ye üyelik sürecinin önemli adımı ulusal belge bir ay içinde biçimlenecek..

Dışarda Ermeni kuşatması yoğunlaşıyor..

İçerde yolsuzlukları üretime zarar vermeden önlemek ve suçlularını yakalamak mecburiyeti var..

Ama 28 Şubat, siyasi gündemin yine ilk sırasına gelip oturdu.

Ağa düşen asker..
Kimileri intikam dürtüsü ile, kimileri siyasi ve ekonomik çıkar kaygıları ile istikrar ve demokratikleşme çabalarını askerleri kışkırtarak durdurmaya çalışıyor.

Tartışırken bu tuzağa düşmemek lâzım.

28 Şubat döneminin Genelkurmay Genel Sekreteri Emekli Tümgeneral Özkasnak, 28 Şubat'ın post-madern bir darbe olduğunu iddia ederek bu tuzağa düşmüştür.

Doğru teşhis Emekli Oramiral Dervişoğlu'na aittir:

"28 Şubat, MGK gündeminde masaya yatırılan ve anayasada çerçevesi oluşturulmuş legal bir reaksiyondur. Darbe değildir."

Refahyol dönemini, ülkenin adım adım İran'a yaklaştırıldığı günleri, "kanlı mı olacak, kansız mı?" sözlerini, "Cezayir gibi kan dökülecek, fıstık gibi olacak" özlemlerini, o dönemin gaflet ve hıyaneti içinde büyüyen Hizbullah'ın mezar evlerini, ordu donatacak cephaneliklerini unutmamak gerekiyor.

Demokratik, laik cumhuriyeti korumak ve irtica tehlikesini göğüslemek amaçlı MGK kararlarına o kurulda, o günün Refahyol iktidarı da itirazsız imza koymadı mı?

Uyanmak zamanı..
Şekil yönünden de, öz ve sonuçları bakımından da 28 Şubat, demokratik bir devlet işleyişinin gerekli olan adımı idi.

28 Şubat, en başta da din sömürüsü yapan çevrelerin başını belâdan kurtarmıştır.

Çünkü gaflet içinde açtıkları yol, kendilerini de pişman edebilir, tahminlerini aşan bir felâketi getirebilirdi.

Fazilet Partisi Milletvekili Mukadder Başeğmez bugün, din üzerinden siyaset yapma döneminin sona erdiğini söylüyor.

"Siyasal İslâm'ın sonu geldi" diyor.

Kim rahatsız bu sonuçtan?

Gelinen nokta, Türkiye'nin iki çağdaşlaşma projesine tempo kazandırmak için elde edilmiş tarihi bir fırsattır.

Bu fırsatı, askeri siyasete çekecek kışkırtmalarla heba etmek hıyanet değilse ahmaklıktır.

Artık enerjimizi, geleceği kurmak için kullanalım.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır