kapat

16.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
28 Şubat'ı tarihe bırakıyorum
Doğan Güreş: "18 maddenin altına imza atarım ama uygulamada her kafadan bir ses çıktı. Komutanlarına karşı geldiler, bunlar insan değil!"

Hâlâ devam ediyor/etmiyor, tartışmaları süredursun, kahramanlarının kimi toprağa, kimi sivil hayata geçtikten sonra, 28 Şubat süreciyle ilgili yeni bir evreye girildi. Hesaplaşma günleri başladı... Herkes eteğindeki taşı döküyor... Bugün başındaki şapka "DYP Kilis Milletvekilliği" olsa da, Doğan Güreş 28 Şubatçılar'la onların önceki komutanı olarak "Eski Genelkurmay Başkanı" şapkasıyla hesaplaşıyor. "28 Şubat'ın kırdığı kişisel onurunu" tamir etmeye çalışıyor. Bu, sıranın pek yakında Türkiye'nin onurunu tamir aşamasına geleceğinin işaretleri olarak algılanabilir... Röportajın genelinden "üniformanın, bir kez giyildikten sonra, bedenden çıksa bile ruhtan çıkmadığını" gördüm.

* Türkiye'de asker-sivil ilişkileri sağlıklı mı?

* Parlamentoda her şeyi askerden beklemek gibi sağlıksız bir durum var. Tabii askerin siyasi kokulu beyanlarına karşı duran milletvekilleri de var.

* Her şeyi askerden bekleme tutumu, orduyu nasıl etkiliyor?

* Bundan hoşlanılıyor zannedilmesin.

* Acaba? Sayın Kıvrıkoğlu'nun bayram mesajında, ordunun amaçları sıralanırken, "Cumhuriyet Türkiyesi'nin diğer kurumlarıyla beraber çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasını sağlamaktır" diye bir ifade var. Ordunun dışındaki diğer kurumları çağdaşlaştırma görevini üstlendiğine göre...

* Burada iki anlam çıkıyor: Birincisi "Diğer kurumlar zaten çağdaşlığa gidiyor. Biz de onlarla beraber çağdaşlığa gidelim". İkinci anlamı da sizin dediğiniz gibi. Eğer dediğiniz anlamda söylüyorsa yorum yapmak istemem.

MGK'DA 6 CİN VAR
* 28 Şubat bir askeri rejim getirdi mi Türkiye'ye?

* Bunu tarihe bırakıyorum. MGK toplantısından sonra yayınlanan bildirinin sonuna bir madde konduğuna ilişkin metinler fakslandı bir yerlere. "Eğer bu 18 madde yapılmazsa yaptırım uygulanacaktır" diye. Fakat sonra askerler, "Bizim haberimiz yok bundan. Biz yaptırım uygulanacak" demedik dediler. Bu "yaptırım uygulanacaktır" ibaresi hükümete geldikten sonra oradan çıkıyor. Hangi cinler bunları sonradan var gösteriyor?

* Kim bu cinler?

* Askerin dışındakiler. Altı politikacı var MGK'da. Askere sığınarak bazı şeylerin yolunu açmak isteyenler var. Ben o 18 maddenin altına imzayı atıyorum. Fakat uygulamada her kafadan ses çıkmaya başladı. Bir bakıyorsunuz bir karargâh subayı konuşuyor, bir bakıyorsunuz bir kuvvet komutanı konuşuyor. Silahlı kuvvetlerde bir kişi konuşur.

DARBE İSTEMEDİM
* Üniformalıyken yapamadığınız, içinizde kalan darbe özlemini sivilken mi gidermek istediniz?

* Darbe özlemim hiç olmadı. Ben genelkurmay başkanıyken, Meclis'te rahmetli Recep Ergun'la haftada bir konuşurdum. Ondan bazı şeyleri rica ederdim. Derdim ki komisyonda şunları bunları dile getirir misin?

* İşiniz orduyu yönetmekti. Yasamayı yönlendirmek de işiniz miydi?

* Öyle değil. Silahlı Kuvvetler'deki reform hareketleri yasalara bağlıdır. Meclis'teki bir asker bizim lisanımızı daha iyi bilir. Şimdi 28 Şubat'ta beş kafadan beş ses çıkınca hareket MGK'nın hüviyetinden çıkmış oluyor.

* Yani bu bir cunta hareketi mi oluyor?

* Ben hata demeyi tercih ediyorum. Çünkü hem onların eski komutanıyım, hem de bu halkın üzerinde iyi bir etki yapmaz. Beni üzen nokta benimle temasa geçmemeleri. MGK'da aldığınız kararı hükümete bildirdiniz.

* O dönemde bazı yasaların Meclis'ten önce Genelkurmay'da hazırlanmasından rahatsızlık duymadınız tabii?

* Siz asıl askere selam duran sivillere bakın. Bana da sorsalar kanun taslağını bize hazırlar mısın diye, hazırlar veririm. Neyse... Güven Erkaya kanalıyla onları ikaz ettim. Onları o mevkiye getirme sicilini de ben verdim.

* Siz safınızı şaşırmışsınız.

* Şaşırmadım. Milletvekili olduğumu biliyorum. Ama 45 senenin etkisini de unutamam. İkazıma çok üzüldüler ki bana taarruza geçtiler.

* Bunları Çevik Bir mi yapıyor?

* Her şeyden komutan sorumludur. İsim vermeme gerek yok. O dönemde Komutanın kim olduğu belli. Çevik Bir'in komuta yetkisi yoktur. 28 Şubat'ta bir sürü hatalar oldu. Bunlar MGK'da halledilmeliydi. Bana bıraksalardı ben daha çabuk devirirdim hükümeti.

* Görüntü sorunlarının dışında o dönemde yaşanan insan hakları ihlalleriyle ilgili görüşünüz?

* İnsan hakları ihlali olarak ne vardı, düşünüyorum... Bulamıyorum.

* Bulamıyor musunuz?

* Efendim şöyle bir söylenti çıktı. Güya talimat verilmiş, en alt tabakaya, ailelere kadar istihbarat yapın, kaymakamlara valilere kadar gözetleyin herkesi, bunların şusu var mı busu var mı diye... Böyle bir şey yaratıldı. Sanki herkes gözetim altında. Camiye giden mimleniyor.

* Doğru değil miydi bu?

* Ne dememi bekliyorsunuz? "Herkes izlenip fişleniyordu, herkesin ailesi çoluğu çocuğu bunun içindeydi" gibi endişeler varsa, bunu kabul edemem. Böyle bir şey yapıldıysa fevkalade kötü bir harekettir.

Erkaya hariç hepsi nankör
"Bizde eski komutanlarına karşı çok saygılıdırlar. 28 Şubat'ta benim aleyhime laf çıkaranlar hariç tabii. Onlara üzülmediğimi mi zannediyorsunuz? Hepsine lanet ediyorum. Güven Erkaya hariç. Bunları insan kabul etmiyorum. Benim havamı sindirmek istediler. Türk insanında ahde vefa özelliği vardır. Ben nankör insanın hayatta elini sıkmam, çünkü ondan her şey beklenir. Onlar için karakter zafiyetleri var demem çok ağır bir itham olur ama her sene değerlendirme yapılır komutanlar hakkında özel siciller verilir."

Hükümet korkak olursa...
* MGK bir tavsiye kurulu mudur, bir emir kurulu mu?

* Bir bildirme kuruludur. MGK'ya askerler gelirken bir hafta hazırlık yapıyor, dosyalarla geliyor. Siviller böyle gelmez. Bu yüzden emir kurulu gibi algılanır.

* Hükümetin bildiriyi reddetme hakkı olur mu?

*Olmaz olur mu? Benim zamanımda oldu. Bir karar çıktı. Özal bunu uygulatmadı. Yani hükümet yapmazsa askerler niye yapmadın diyemezler. Yapmazsa yapmaz hükümet. Hükümet korkak olursa, "Asker böyle istiyor" der Sayın Akman. Ben Genelkurmay Başkanı iken Sayın Demirel'e dedim ki, bu MGK hakkında spekülasyonlar çıkıyor. Çok gizli olmayan bir konuyu burada tartışalım, basın da bulunsun, nasıl yürüdüğünü bir görsün. Hatta muhalefetten de burada bir temsilci olsun.

NURİYE AKMAN


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır