kapat

16.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Darbe miydi, değil miydi?
Dervişoğlu, tartışmalara yol açan TV programının konusunun 28 Şubat olmadığını, Özkasnak'ın demecinin gereksiz polemiklere yol açtığını belirtti

DENİZ KUVVETLERİ ESKİ KOMUTANI DERVİŞOĞLU
Özkasnak'ın post-modern darbe benzetmesi bence talihsiz bir olay. 'Güven Erkaya ve Çevik Bir'in karizmatik liderlikleri kıskanıldı' şeklindeki yakıştırmalar hoş şeyler değil. Kendisinin o kadar büyütülecek bir pozisyonu olmadığını da hatırlatırım.

ESKİ GENELKURMAY GENEL SEKRETERİ ÖZKASNAK
28 Şubat süreci, Cumhuriyet tarihimizin önemli dönemeçlerindendir. Bu kriz esnasında tüm kuvvet komutanları üzerlerine düşen görevleri yerine getirmişlerdir. Özellikle Erkaya ve Bir'in karizmatik liderliğine karşı kıskançlık olabilir.

Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Emekli Oramiral Salim Dervişoğlu, konuk olduğu televizyon programının gündeminde "28 Şubat'ın" olmadığını, konunun telefonla programa bağlanan Genelkurmay Eski Genel Sekreteri Emekli Tümgeneral Erol Özkasnak'ın açıklamaları üzerine ele alındığını söyledi.

Dervişoğlu, "Bence talihsiz bir olay, belki sürçü lisan, 'post modern darbe' tanımını beğendiğini söyledi. Ama onun dışında söyledikleri, benimkilerden farklı değil. 'Yasal ortamda, yasal bir olaydı' diyor ama, 'Başkasının kullandığı deyime sempati duyuyorum' derken belki de bir çelişkiye düşüyor. Belki de üzerinde çok düşünmeden söylediği bir şey midir, nedir suçlamak falan da istemiyorum. Yasallık hakkında söyledikleri ile o kelimenin anlamı arasındaki farkı nasıl düşündüğünü kendisine sormak lazım" dedi.

KENDİ DÜŞÜNCELERİ
Dervişoğlu, programda gündeme gelen dikkat çekici konularla ilgili sorularımıza şu yanıtları verdi:

* Erol Özkasnak Paşa'nın bu çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

* Nasıl değerlendirdiğimin cevabını verdim. Post modern darbe tabiriyle hem fikir değilim. O, bunu zeka ürünü olarak değerlendiriyor. Bizim konuştuğumuz konu Türkiye'nin AB'ne girmesi ile alakalıydı. Bizim konularımızın içinde 28 şubat filan yoktu. Konuyu Erol Paşa ortaya attı. Demek ki, kendi bir takım düşünceleri var. Ona sormak lazım. Benim asıl üzerinde durduğum konu bu. Onu da başka kelimelerle ifade etti. Galiba, Sedat Ergin ile meselesini vurgulamak için bir hazırlık yapmış kendi kafasında. O kelimenin kullanılmasını uygun görmediğimi ifade ettim. Konumuzun dışında bir meseleydi.

* Sayın Özkasnak, "Bu süreç içerisinde aktif rol almayan, Ankara dışında olan komutanlar vardı" dedi. O dönemde Donanma Komutanı'ydınız, siz bu sürecin dışında mıydınız?

* Ne demek istediğini anlayamadım. Bunu kendisi izah etmeli. Onun bulunduğu seviye ve taşıdığı rütbe herşeye muttali olması zaten mümkün değil.

FİKİR AYRILIĞI YOKTU
* 28 Şubat sürecinin başlangıcından önceki son önemli toplantı sizin komuta ettiğiniz Donanma Komutanlığı'nda yapılmıştı. Neler konuşulmuştu?

* Bu toplantı Ocak 1997 ortalarında oldu. Ama biz, harp oyunlarına ev sahipliği yaptık. Biraraya gelince gündemdeki konuları konuştuk. Bir fikir ayrılığı yoktu. Şunun bunun insiyatifiyle ayrılığıyla ortaya konulmuş bir olay değildi. Zaten askerlerin böyle konularda hiçbir zaman fikir ayrılığı olmamıştır. Erol Paşa'nın belki kendine göre bir düşüncesi var. O kendini savunmak için beyaz elbise, mavi elbise... Galiba ona göre bir hazırlık yapmış.

* Özkasnak Paşa'nın 'Güven Erkaya ve Çevik Bir'in karizmatik liderlikleri kıskanıldı' şeklindeki iddiasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

* Ona sağlıklı yaşam dilerim. Söyleyecek bir şey bulamıyorum. Böyle yakıştırmalar falan hoş şeyler değil. Genelkurmay Genel Sekreterliği'nin belirli bir seviyesi, belirli bir görevi vardır. Onun çerçevesi içinde hareket ederler. Neler düşünüyor, ne söylüyor. Üzerinde bir tefsir de yapmak istemiyorum.

Kıskançlık iddialarına cevap verdi
* O dönemde 28 Şubat sürecinin başlangıcı 11 Ocak 1997'dir diyebilirim. Sayın Cumhurbaşkanı'nın Genelkurmay Başkanlığı'na davet edilip, 28 Şubat 1997'de verilen brifingin hemen hemen bir benzerinin verilmesi ile başlayan bu süreç içerisinde, zamanın kuvvet komutanları Genelkurmay Başkanı'nın emir ve komutasında ve ikinci başkan tam bir tesanüt, tam bir askeri hiyerarşi içerisinde emir komuta zinciri içerisinde hareket etmişlerdir.

* 30 Ağustos 1997'de Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarının görev süreleri sona ermişti. Ondan sonra da yeni komuta heyeti geldi. Zaten 30 Ağustos 1997'den sonra 28 Şubat sürecinin o en hareketli günleri sona ermişti. Dolayısıyla müteakip komuta heyetinin bir önceki komuta heyeti kadar aktif rol oynaması gereği ortadan kalkmıştı. Ben müteakip komuta heyeti ile bir önceki komuta heyetinin aynı şekilde düşünmediği görüşlerine katılmıyorum.

SİVİL KESİMDEN
* 28 Şubat süreci, Cumhuriyet tarihimizin önemli dönemeçlerinden biridir.

* Bu tarihi görevi yerine getiren bu kişilere atılan, bir takım suçlamalar, aksi görüşlerin çok nedenleri olabilir. Bazıları menfaatleri bozulanlardır ki, bunlar sivil kesimdedir. Hepimiz biliyoruz bunları.

* Bunun dışında da belki, o zaman içerisinde özellikle Oramiral Güven Erkaya rahmetli komutanımızın ve Çevik Bir Paşa'nın karizmatik liderliğine karşı, nasıl söyliyeyim, kıskançlık olabilir.

28 Şubat'a gelene kadar...

Dönemin MGK Genel Sekreteri Orgeneral Kılıç, "Bugünkü ortamda bunları tartışmak uygun değil" dedi

Mor Kuvvetler tartışması ile gündeme gelen 28 Şubat sürecini tüm ayrıntıları ile en iyi bilen dönemin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Emekli Orgeneral İlhan Kılıç, bu tartışmaların ülkeye bir yarar getirmeyeceğini söyledi.

Orgeneral Kılıç, "28 Şubat süreci ile ilgili tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorumuza, "O gün yapılan görüşme ve değerlendirmeler orada kalmıştır. Onları şu aşamada burada yeniden anlatmak ülkeye bir fayda getirmez. Türkiye'nin bugünkü ortamında bunların tartışılmasını uygun görmüyorum. Bugün tartışılması gereken o kadar çok konu var ki, tartışılması gereken bunlardır" yanıtını verdi.

BİLDİRİYİ KALEME ALDI
Kılıç, 1995 yılında Orgeneralliğe terfi etti ve MGK Genel Sekreterliği'ne atandı. 28 Şubat 1997 tarihinde, 9.5 saat süren MGK toplantısına da Genel Sekreter olarak katıldı. Toplantı öncesinde ve sonrasında dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Erbakan ile komutanlar arasında adeta mekik diplomasisi yaparak, görüşlerin koordinesi için aracılık yaptı. Toplantı sırasında Kurul üyelerinin katkılarıyla hazırlanan irtica ile mücadele ve Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren 18 maddeyi kaleme aldı.

İzliyor ve dinliyoruz
28 Şubat döneminin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir "post modern darbe" tartışmasına girmemeyi tercih etti.

İstanbul 1. Ordu Komutanı görevinde bir yıl süren görevinin ardından emekliye ayrılarak Bodrum ve Ankara arasında yaşamını sürdüren Orgeneral Çevik Bir, "Beni bu tartışmaların içinde bulamazsınız" dedi.

Bir, verilen görevleri yaptıklarını, aradan geçen zaman içinde büyük değişiklikler yaşandığını belirterek, "Biz görev yaptığımız dönemlerde aldığımız emirleri uygular ve bunun üstünde konuşmayız. İzliyor ve dinliyoruz" şeklinde konuştu.TSK sadece ikaz etmiştir

Kenan Evren,
"28 Şubat'ı unutun artık. TSK ikaz görevini yapmıştır, iyi de olmuştur. Acaba yapmasaydı neler olurdu? Takdir sizin" dedi7.

Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), 28 Şubat'ta ikaz görevini yaptığını ifade ederek, "Ve iyi de olmuştur" dedi.

Evren, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile Başbakanlık Merkez Binası'nda, yaklaşık yarım saat görüştükten sonra güncel konularda yorum yaptı. Evren, 28 Şubat ile ilgili tartışmalar olduğunun hatırlatılması ve "28 Şubat sizce postmodern bir darbe mi?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"28 Şubat geçeli kaç sene oldu. Hâlâ konuşuyorsunuz. Bunu yapmayın. TSK'yı ikide bir bu gibi konuların içine çekmeyin. Yani, Silahlı Kuvvetler'in böyle bir şeyde hiçbir zaman gözü olmadı. İkaz görevini yapmıştır 28 Şubat'ta ve iyi de olmuştur. Yani, acaba yapmasaydı ne olurdu? Onu sizlerin takdirine bırakıyorum. Onun için bırakın artık..."

"28 Şubat'ın adını siz ne olarak koyuyorsunuz?" yönündeki bir soru üzerine Evren, şöyle dedi:

"Bu, Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) alınmış bir karardır. Yani, MGK'da Başbakan'ın da dahil, bütün üyelerin hepsinin imzaladığı bir karardır. Ama bu teklifi askeri kanat, yani Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanları götürmüş. O teklif de kabul görmüş. Artık bunun söylenecek bir şeyi yok. MGK anayasal bir kurum."

Operasyon üzerine
"Son dönemde Beyaz Enerji operasyonu ile ilgili bir tartışma çıktı. Tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Evren, "Silahlı Kuvvetler'in bu konunun içine çekilmemesi lazımdır.

Çünkü gazetenin yazdıklarında yanlış anlama var gibi geliyor bana. Birisi telefon etmiş, oraya demiş ki, 'Bu işi şey başlatmadı, biz başlattık' olabilir...

Birisi söylemiş. Kocaman bir resim koymuş. Resme dikkat ettim, pantolonda kırmızı zırh var, paşa işareti var. Şimdi herkes alınmış. 'Acaba böyle bir şey mi var?' diye. İşte hata orada oldu. Bu resme hiç gerek yoktu" dedi.

Amerika'da kurulacak bir Türk kürsüsü için çalışmalarını sürdüren Evren, ordu ve hükümetler arasındaki tartışmaların neden sona ermediği yönündeki soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Mahmut BULUT


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır