kapat

16.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Bunalım ortamı tahrik ediliyor'
İnsan mütemadiyen 'Hayır, ben hasta değilim' diyemez. Fakat bu iddia ciddiye alınır hale geldi. "Hükümetin geleceği belli değil" havası, bazı çevrelerin askere oynama hevesini arttırmaya başladı

Türkiye bir yandan önündeki ağır siyasi, ekonomik ve sosyal sorunları aşmaya çalışırken, diğer yandan da kendi kendine yeni sorunlar üretiyor. Ana sorunlar bir yana bırakılıp önce yapay sorunlar yaratılıyor, sonra da bunların altından nasıl kalkılacağı tartışılıyor. Geçen haftadan beri Ankara'da çok sert ve tehlikeli rüzgarlar esiyor. Genelkurmay'la hükümet arasında enerji yolsuzluğu operasyonunda düğmeye kimin bastığı haberleri üzerine çıkan tartışma, tehlikeli bir gerilime dönüşüyor. Türkiye, gündemindeki asıl sorunları bir yana bırakıp bu tartışmaların içinde oluşturulmaya çalışılan ekonomik ve siyasi istikrarı koruma kaygısına düşüyor. Olumlu hava birdenbire tersine dönmeye başlıyor.

AMERİKA BİLE CİDDİYE ALDI
Gelinen bu noktadan Başbakan Bülent Ecevit de büyük rahatsızlık duyuyor. "Her şey iyiye giderken birdenbire bozulmaya başladı" diyor Başbakan Ecevit ve bunun nedenini de "işlerin iyiye gidiyor olması" ile açıklıyor:

Bu, özellikle entel çevreler veya bazı çıkar çevrelerinin başları sıkıştığı vakit başvurduğu bir süreçtir. Askerin de bir kusuru yok

"Bence işlerin iyi gidiyor olmasından bazı çevreler rahatsızlık duymaya başladılar. Mesela, geçen yılın sonlarında ekonomide küçük bir deprem, bir mali kriz yaşadık. Bu krizi bu kadar kısa sürede bu kadar kolay atlatabileceğimiz bilinmiyordu. Bazı çevreler bundan rahatsız oldular. Tabii enflasyon lobisi önemli bir olumsuz etken haline geldi. Enflasyonun aşağı çekilmekte oluşu bu lobiyi rahatsız etti..."

Ecevit bu noktada sözü kendi sağlığı ve yaşı ile ilgili yapılan spekülasyonlara getiriyor:

"Birkaç yıldan beri gerçekle ilgisi olmadığı halde benim hasta olduğum haberleri yayılmaya başladı. İnsan da mütemadiyen 'hayır ben hasta değilim' diyemez. Bu da yakışık almaz. Fakat bu iddia ciddiye alınır hale geldi. Hatta yabancı ülkelerde Amerika'da falan bile ciddiye alınır hale geldi. Çünkü bu kadar üstüne vurgu yapılınca 'demek ki bunda bir şey olmalı' denildi herhalde. Bu tabii ülke içi bakımından olsun dış dünya bakımından olsun bir belirsizlik etkeni oluşturmaya başladı. Yani, 'hükümetin geleceği belli değil, bu istikrar bu şekilde gitmez' havası, bazı çevrelerin askere oynama heveslerini de arttırmaya başladı.

AB'DE KUŞKU UYANDIRILIYOR
Bu arada genelde yolsuzlukların üstüne yürünmeye başlanması, sorunlu bankaların üstüne gidilmesi de bazı çevrelerde tedirginlikler yaratmaya başladı. Ve hiç gereksiz yere bunalım ortamı tahrik edilmeye başlandı..."

Ecevit'in bu sözleri son derece çarpıcı. Şimdi soru şu: Askere oynamaya başlayan, bunalım ortamını tahrik edenler kim? Şu yanıtı veriyor Ecevit: "Bu, Türkiye'de özellikle entel çevrelerin veya bazı çıkar çevrelerinin başları sıkıştığı vakit başvurdukları bir süreçtir. Aslında bunda askerlerin de bir kusuru yok. Onları sürekli tahrik eden çevreler daima olmuştur. Ama geniş halk toplulukları kesinlikle böyle bir hava içinde değillerdir. Ama şimdi çok yapay bir kriz yaratılmak isteniyor. Bu arada bir de Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin üstüne gölgeler düşürülmeye başladı. Bu durum, bu gereksiz tartışmalarla AB'de de kuşkular uyandırılıyor. Yani çok gereksiz, anlamsız ve sakıncalı bir bunalım ortamı tahrik edilmek isteniyor. Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak için çok yönlü bir oyun oynanıyor..."

Kuru-yaş ayrılsın
Bugün askerle yaşanan gerilimin yanısıra, yürütülmekte olan bazı yolsuzluk operasyonlarının da etkisiyle ekonomide, iş dünyasında ve bürokraside yaşanan bir panik havası var. Hatta öyle ki bu durumun bürokrasiyi kilitlediği, pekçok önemli kamu kuruluşunda bürokratların imza atmaktan dahi kaçındıkları konuşuluyor Ankara'da. Bundan ekonomi olumsuz etkileniyor. İş dünyası ve bankacıların tedirginliği dış dünyaya da olumsuz sinyaller vermeye başlıyor. "Hiçbir hükümet döneminde yolsuzlukların üstüne bu kadar kararlılıkla gidilmemişti" diyen Ecevit de bazı yanlış anlama ve yanlış uygulamalardan kaynaklanan bu olumsuz yansımaları görüyor.

Şu mesajı veriyor Ecevit: "Hem yolsuzluk soruşturmasını yürütenler, hem de bürokrasi olsun, iş dünyası olsun kendine güveni tam olan insanlar çalışmalarını aksatmadan sürdürmelidir. Ama soruşturmaları yürütenler de, deyim yerinde ise kuru ile yaşı aynı kefeye koymamalıdırlar. Bu sürece girildiğinden beri söylüyorum, yolsuzluklara karşı tedbirler alınırken, bankalar sorunu çözülmeye başlarken, üretimi aksatmamak, yatırım heveslerini kırmamak lazım. Üretimden başına işler gelirse kaygısını duyanlar var. Bunların olmaması lazım. Ama şimdi bir genel korku havası yayılıyor. Halbuki yapılmakta olan yolsuzlukların üstüne yürümektir. Fakat, 'bana da bir şey bulaşırsa' korkusu yaşayan bürokratlar, işadamları var. Hiçbir kusuru olmayan ve kendine güvenenler yollarına devam etmeliler, özellikle de üretime katkılarını sürdürmelidirler. Bürokrasi aksamadan görevini yapmalıdır. Bunalım ancak böyle aşılabilir. Gereksiz yere kaygılara kapılmamak gerekir. Ekonominin yarıdan fazlası psikolojidir. Böyle olumsuz bir ortama girilince ekonomi de olumsuz etkileniyor..."

SEÇİM BUNALIMI
Başbakan'a anayasa değişikliği tasarısı üzerinde partiler arası uzlaşma sağlanamamış olması ve FP'nin kapatılma tehlikesini anımsattığımızda, "Evet bir de o sorun var bunca sorunun arasında" diyor ve ekliyor:

"Ama ben bir uzlaşmaya varılabileceğini umut ediyorum. Şu sırada bir de erken seçim, ara seçim tartışması eklenirse, o havaya girilirse, o bile başlı başına bir bunalım sebebi olur. Mutlaka parti kapatmayı güçleştirici bir anayasa değişikliği yapılması gerekir."

Bugün Ankara'yı meşgul eden, kaygılandıran temel sorunlarla ilgili olarak Ecevit'in görüşleri özetle böyle...

BİLAL ÇETİN


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır