Yaşlı liderler bugünler için var..
Ecevit gibi deneyimli devlet adamları bugünler için gerekli..
Evelemeye, gevelemeye gerek yok.. Anlaşılmaz laflar, lastik gibi her tarafa çekilebilen sözcüklerle durumu idare etme dönemi geçti..
Kim daha açıksa, kim daha netse halk başında onu istiyor. Artık herkes anlamalı topu taca atarak maç bitmiyor.. Kapalı kapılar ardında politika yaparak da sonuca varılmıyor..
Başkent'te "Düğmeye kim bastı?" krizi bu gerçeği ortaya çıkardı..
Beyaz Enerji Operasyonu'nu hükümet mi başlattı, yoksa hükümete haber vermeden jandarma mı yaptı?
Tartışmanın görünen boyutu bu.
Bir de telaffuz edilmeyen boyutu var.. Türkiye iki gündür gizli gizli rejimini tartışıyordu..
Adını resmen koymuyordu ama gizli gizli tartışıyordu..
Başbakan Ecevit, dün Murat Yetkin ile görüşürken tartışmanın adını koydu:
Yarı askeri rejim imajı verilmemeli..
İşte sıkıntının kaynağı bu.. Ne yazık ki Türkiye'nin imajı bozuk..
Politikacı ne yaparsa yapsın, politikacı ne söylerse söylesin dönüp askere bakıyoruz.. Asker ne der diyoruz.. Asker ne düşünür diye soruyoruz..
Ankara'da biraz kıpırdama olsa; "Ne oluyor darbe mi var?" diye düşünüyoruz..
Galiba biz de giderek resmileşiyoruz..
Gerçi bunda askerlerin de büyük rolü oldu?
28 Şubat'la başlayan süreç Türkiye'yi bu noktaya getirdi.
Terör ve irticayla mücadele ister istemez askerleri ön plana çıkardı.
Bu öne çıkışı, o zamanki komuta kademesinin bir bölümü o kadar yanlış kullandı ki, bugün Türkiye yeniden imajını tartışır hale geldi.
Çünkü bazı üst düzey subaylar her gün demeçler vererek mücadeleyi kişiselleştirdi, politize etti..
Ama haksızlık yapmayalım...
Şu gerçeği de kabul edelim.
Bu görüntünün ortaya çıkmasında bazı komutanların hatalı tutumu kadar politikayı meslek haline getiren kişilerin de rolü olmadı mı?.
Bence var. Hem de birinci sırada var..
Asıl, kendi yapması gerekenleri, cesaretsizliği veya bilgisizliği yüzünden başkalarına devredenler suçlu değil mi?
Oy avcılığı uğruna, hak etmediğimiz bir dönemi yaşamamızı sağlayanlar bugün masumluk sessizliğine bürünemezler..
Şimdi gelin bunu tartışalım..
Asker-sivil elbirliğiyle bu imajı nasıl sileriz bunu düşünelim..
Gelin isterseniz geçmişin defterlerini de açmayalım. Yaraları deşip, tartışmayı uzatmayalım.
Gerçi eski defterler açılsa yeni imajımız çok daha sağlam temellere oturur ama bu kez yapmayalım.
Çünkü buna vaktimiz yok.
Başbakan Yardımcısı Yılmaz diyor ki; Siyasetçi yıpratılırsa... Milletin bunca yıldır çektiği sorunlar, kim tarafından çözülecek? Siyasetçi çözemiyorsa, siyaset kurumu çözemiyorsa kim çözecektir?
Haklı.. Demokrasilerde başka kurum yok..
Ama önce bu kurum kolları sıvamalı..
Türkiye'ye yarı askeri rejim imajı vermemek için önce siyasetciler ellerinden geleni yapmalı..
Haydi.. Türkiye sizi bekliyor..
Tartışmayı başlatın.. Başlatın ki, siyaset kurumuyla güven tazeliyelim.
Başlatın ki; hem Türkiye'nin hem de siyasetin imajı düzelsin..
Belki o bu arada, imajımızın nasıl, nerede ve ne zaman bozulduğu da ortaya çıkar..