|
|
EMİN ÖZTÜRK
|
  
Ekonomi sadece rakam değil
Geçen yıl enflasyonu düşürmek üzere 3 yıllık bir program ilan edildiğinde iç ve dış ekonomi çevrelerinde genel bir iyimserlik oluşmuş ve beklentiler çoğunlukla olumluya dönmüştü. Buna ekonomik gelişmeler konusunda beyaz bir sayfa açılmıştı da diyebiliriz. Ancak, programın daha birinci yılı dolmadan yaşanan kriz, en azından bazı konularda başlangıçtan daha geri bir noktaya dönülmesine neden oldu. Bunun en iyi örneği de Hazine'nin geçen hafta yapılan ihalelerde epeyce yüksek bir faizden borçlanmak durumunda kalması.
Aslında sadece kur artış hızı ve aylık enflasyon gibi rakamsal verilere bakılsa Hazine'nin geçen hafta borçlanma maliyetinin çok daha düşük olması gerekirdi. Ama iş sadece rakamlardan ibaret değil. Bunu net bir şekilde görebilmek için önce 2000 yılının ilk günlerindeki verilerle bu yılınkileri karşılaştıralım.
Rakamlar iyileşti
Geçen yıl bu zamanlar eldeki en son aylık enflasyon verisi, Aralık 1999'a aitti. Buna göre aylık enflasyon, yüzde 5.9, geçmiş bir yılın enflasyonu ise yüzde 69 civarındaydı. Buna karşılık 2000 yılı sonu için enflasyon hedefi yüzde 25 olarak belirlenmiş ve bunu gerçekleştirmek amacıyla aylık kur artış hızı dolar ve euro sepeti bazında ilk etapta yüzde 2.1'e indirilmişti. Yatırımcıların beyaz sayfa açmış olmalarının etkisiyle, piyasalar geçmiş enflasyona bakmaksızın, programın hedeflediği düzeye uygun bir faiz teklifiyle ihaleye katıldılar. Sonuçta yüzde 69'luk geçmiş enflasyona rağmen 2000 yılının ilk ihalesinde faiz yüzde 37 civarında gerçekleşti. Diğer bir deyişle geçmiş değil, gelecek satın alındı.
Bu seneye baktığımızda aylık enflasyonun 2.5, sepet bazında kur artışının ise yüzde 0.9'a indiğini görüyoruz. Yani yatırımcıların dikkate alması gereken bu iki değişken de geçen yıla göre önemli ölçüde daha düşük. Buna rağmen geçen hafta yapılan ihalede Hazine'nin borçlanma maliyeti yüzde 67 civarında gerçekleşti. Hadi diyelim ki yüzde 12'lik 2001 sonu enflasyon hedefi gerçekçi bulunmadı. Ama yüzde 67'lik faiz, geçmiş yılın yüzde 39'unun da epeyce üzerinde.
Bu tablodan çıkan soru şu: Enflasyon yıllık bazda 30 puan düşmüşken ihale faizi neden 30 puan arttı?
Ama sayfaya leke düştü
Verdiğimiz rakamsal tablo, ihale faizindeki bu olumsuz gelişmeyi açıklamıyor. Galiba sorun, geçen yıl bu zamanlar açılan beyaz sayfaya kriz ve öncesindeki gelişmelerle leke düşmesinde yatıyor. Nasıl ki geçen yıl yatırımcılar geçmiş verileri değil, geleceği satın almışlardı; şimdi yine aynısı. Ancak bir farkla: Krizin hafızalarda bıraktığı kötü anı ve bilançolarda yarattığı hasar nedeniyle geleceği satın alırken beklentilerin üzerine çok daha yüksek bir risk primi ilave ediliyor. Yani işin bir yönü rakamlar, ama bir tarafta da yatırımcıların bekleyişleri gibi çok önemli başka değişkenler de var.
Bu anlatmaya çalıştığımız konuda en ironik olan nokta da şu: Hükümet yetkilileri, piyasaların davranışını komplo teorileriyle açıklamaya çalışıp, "Olanlar faiz lobisinin marifetleridir" diye demeç verdikçe, Hazine'nin ödediği bedel daha da artıyor.
Oysa ekonomi rakamlardan ibaret değil. Üstelik, rakamların ötesindeki muhtevada hükümetin ve ekonomi yetkililerinin olayları ne kadar isabetli analiz edebildikleri de önemli bir yer tutuyor.
2000 ve 2001 başında ekonomik veriler ve ilk ihale faizi (%)
| 2000 | 2001 |
| Aylık dolar/euro sepet kuru artış hızı | 2,1 | 0,9 | |
| En son aylık (Aralık) enflasyonu (TÜFE) | 5,9 | 2,5 | |
| Önceki yıl enflasyonu (TÜFE) | 69 | 39 | |
| Yılsonu enflasyon hedefi (TÜFE) | 25 | 12 | |
| Yılın ilk ihalesindeki yıllık faiz oranı | 37 | 67 |
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|