kapat

10.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
OKAY GÖNENSİN (ogonensin@sabah.com.tr )


İmaj gerçeğin parçasıdır


Başbakan Ecevit enerji ihalelerindeki yolsuzluk soruşturmasının ardından patlayan "askerin tavrı" tartışmasıyla ilgili rahatsızlığını en açık ifade eden cümleyi dün Murat Yetkin'e söyledi: "Bir askeri yönetime doğru gitme eğilimi mi var, kuşkusu doğabilirdi..."

Başbakan'ın tartışmayı götürdüğü nokta en ileri noktadır. Dünyanın bu saatinde ve halinde Türkiye gibi bir ülkede yeniden bir askeri müdahale olasılığı en son düşünülecek "mahşer" senaryolarından biri olabilir.

Ama üç ağır askeri müdahale yaşamış bir ülkede, olumsuzluklar ardarda geldiğinde, karamsarlık bulutları gereğinden fazla çöktüğünde "asker işleri ele alsın herşey düzelsin" deyiveren bir ruh hali de varlığını sürdürmektedir.

Başbakan "askeri yönetime gidiliyor" kuşkusunun yurt dışında da doğabileceğini söylüyor. Yurt dışında Türkiye'nin onlarca ve bazıları birbiriyle çelişen, bazıları birbirini tamamlayan "imaj"ı var. Bunlar arasında en yaygınlardan birinin "Türkiye'de yarı askeri bir rejim olduğu" kanaatine dayandığı da bilinmektedir.

Bu imaj bir kere değil, defalarca verilmiştir. "İmaj"ın Türkçesi "görüntü"dür. Türkiye'ye bakanlar bu "görüntü"yü görmeye alışmışlardır.

Ama bu görüntü aynı zamanda sivil politikacılar açısından da bir "kalkan" olarak kullanılmıştır. İşlerin sıkıştığı, sorunların bunalttığı dönemlerde, tutarlı politikalar kamuoyuna anlatılıp sağlam destekler aranmak yerine çeşitli yollarla "Ne yapalım asker izin vermiyor" izlenimi veren mesajlarla durumu "idare" etmek siyasilerimizin geliştirdiği bir "bahane yöntemi" olarak varlığını sürdürmektedir.

Siyasi kadroların tıkandıkları anlarda, kendi alanlarının "daraltıldığı" gerekçesini fazlasıyla kullanmaları, yine ortaya "şüyuu vukuundan beter" bir ortam çıkartmıştır. Son dönemlerde Silahlı Kuvvetler'in üst kademelerinden yapılan açıklamaların çoğu "Bizim öyle bir görüşümüz yok... Bu konu bizi ilgilendirmez" şeklindedir.

Silahlı Kuvvetler'in "ana meseleleri" takip açısından kurumlaşmış bir yapısı bulunması kuşkusuz sivil politikacıların becerisine olan güvensizliğin bir ürünü olarak devam etmektedir. Türkiye'de "askerin ağırlığı" ya da "yarı askeri rejim" görüntü ya da izlenimlerinin kaynağı da budur.

İmaj tabii ki herşey değildir; gerçeğin bütününü anlatmasa da gerçeğin küçük ya da büyük bir parçasının ifadesidir. Baktığınız açıya göre de bu "gerçek parçası"nın önemi büyür ya da küçülür.

"Türkiye'de yarı askeri rejim var" şeklinde bir imaj da bütün imajlar gibi gerçeğin bütününü anlatmıyor. Ama bu imaj vardır. Bunu silecek olan da sivil siyasetçilerdir, kendi değişim ve dönüşümlerini yapabilen sivil siyasi kurumlardır.

***

Sabah'ın yazı işleri kadrosuna 1992 yılı baharında katılmıştım. Dokuz yıla yaklaşan bu sürede aynı ailenin içinde, Yeni Yüzyıl ile yeni bir gazetecilik heyecanı yaşadık. Yeni Binyıl ile aynı heyecan canlandı, ama bir kez daha genel koşulların yarattığı talihsizlikler zinciri yolları tıkadı. Bugün yine aynı gazeteci ailesinin içinde aynı göreve devam ediyoruz. İşimiz gazetecilik, görevimiz bilgileri toplamak ve aktarmak. Tekrar merhaba.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır