Didikleyelim... Soruşturalım...
Sorgulayalım...
Sonuna kadar gidelim..
Ama lütfen "Susurluklaştırmayalım" bu sefer..
Beyaz Enerji Operasyonu'ndan söz ediyoruz..
Konu sadece TEAŞ ve tek bir ihale ile mi ilgili? TPAO'ya da bakın.. BOTAŞ'a da bakın..
Aksu isimli şirkete verilen Hidroelektrik ihalesi sonrası, Bakanlık bünyesinde çalışan 13 ismin, bu şirkette hisse senedi sahibi olmalarının ortaya çıkmasından sonra "kınama" cezası ile yetinmeyelim.. Gerekeni yapalım.. Savcılığa suç duyurusunda bulunalım..
Sadettin Tantan bu işi biliyor artık.. Onunla hep konuşurduk; "Para hareketleri Tantan.. İşin püf noktası bu.. Para hareketlerini yakaladın mı, arkası çorap söküğü gibi gelir.. Gerçek temizlik ancak böyle yapılır.."
Son 10 yılı didikleyelim;
Enerji Bakanlığı'ından ayrıldıktan hemen sonra, yasaların açıkça, "3 yıl bu sektörde hiçbir şekilde çalışamaz" demesine rağmen, aynı konuda iş yapan şirketlere geçen devlet memurlarını bulalım.. Yakalarına yapışalım.. Hesap soralım..
Mısır kepazeliğini gündeme getirelim..
Pricewaterhousecooper denetim şirketinin Arco Ghademes şirketinin çalışmalarını inceleyen raporunu okuyalım..
Türkiye'nin enerji konularında tüm dış ve iç yatırımları hakkında müfettiş raporlarını tozlu raflardan indirip gereğini yapalım..
Kazakistan ve Azerbaycan işine dalalım..
Tabela şirketleri ile kara para aklayıcılarının iş yaptığı garip adalarda kurulu Bakanlık hesaplarını şeffaflaştıralım.. Kime ne verilmiş?
Mavi Akım'ı büyüteç altına alalım.. Rusya'daki ortaklarının üç kağıtçılığı iyice ortaya çıktı bu işin..
Madem başladık, madem, "sonuna kadar gidilecek.. Nereye kadar giderse oraya kadar gidilecek" edebiyatı başladı, o zaman görelim Ankara'nın samimiyetini..
Ve, İngiliz devlet adamı Edmund Burke'in 100 yıl önce Fransız ihtilalini incelerken kullandığı "Tabula rasa refleksi" ile yapalım.. Yani, yılların ihmali olan bu bozuk düzeni yerlebir edip, yepyeni, tertemiz bir düzen kuralım.. Korkmayalım bu refleksten.. Kol kırılır yen içinde kalır mantığı bizi bu hale getirdi.. Artık bitsin bu mantık...
Sadece bu bakanlık mı?
Türkiye'nin bütün resmi kurumlarını, hangisi olursa, MİT dahildir, didikleyelim.. Önümüzdeki dosyaları işleme koyalım..
Artık hakikaten, artık gerçekten temizleyelim Türkiye'yi..
Bize sorarsanız, Fransız şarabı eşliğinde yenilecek bol soslu enfes yemekler dışında, bizimkilerin dertlerini anlatmaları, oldukça zor..
Bize kalsa, milletvekillerimiz yerine, bu konuda dünya çapında otorite olarak kabul edilen, isimleri akademik ve siyaset çevrelerinde çok saygın olan Prof. Shaw ve Prof. McCarthy gibi iki ismi gönderirdik..
Onlar, Fransız meslekdaşları ile birlikte bu konuyu, bizimkilerden çok daha çarpıcı, çok daha inandırıcı biçimde, Fransız parlamenterlere anlatabilirlerdi..
Yapmadık.. Yapamadık.. Programsızlıktan öleceğiz..