kapat

09.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Dumankaya
2001 senaryonuzda karamsar olmayın
2001 için frene basanlar, iyileşme başladığında zarara girebilir. Bu nedenle normal büyüme ihtimaline göre senaryo yapmakta yarar var

İşadamları, yatırımcılar ve tüketiciler genelikle geçmişteki olaylara bakarak gelecek için karar alır. Ancak Türkiye'de bu düşünce, çoğu kez iyi sonuç vermiyor. Ekonomi iyi giderken aniden tökezlediği gibi, durgunluk döneminin ardından da hemen canlanma geldiği çok sık görülüyor.

2000 yılının son 45 günündeki olaylara ve kargaşaya bakıp, 2001 yılı için frene basanlar, iyileşme kısa sürede başladığında zarara girebilir. Bugünkü gergin ve karamsar havanın yeni yılın ilk ayı sonunda bile yumuşaması ihtimali hiç de düşük değil. Enflasyonu etkileyecek faktörleri şöyle bir inceleyelim:

* Önemli bir aksilik olmazsa, ocak sonunda TEFE'deki 12 aylık artış yüzde 30'un, TÜFE ise yüzde 35'in altına inebilecek. Yılın ilk ayında epey yüklü olan yapısal önlem gündeminde bir aksama olmazsa, enflasyondaki bu gerileme faiz oranlarını geriye çekmeye başlayacak.

* Nisan başında ise son 23 yılın en düşük yıllık enflasyon oranı ile yüzde 6 dolayında gerçekleşmesi beklenen 2000 yılı büyüme oranı açıklanmış olacak. Yabancıların önem verdikleri bu oranlar, önce portföy yatırımlarına ardından doğrudan yabancı sermayeye start verecek.

* Tutturabildiğine fiyat artışı yapanlar pazar paylarında azalmayla karşılaşacak. Çünkü yılın ilk çeyreğinde döviz sepetinde aylık kur artışı yüzde 0.9'da, ikinci çeyrekte ise yüzde 0.85'te kalacak. Ürünlerine göreceli olarak yüksek oranda zam yapanlar, pazarı ithal mallarına veya daha hesaplı fiyat artışı artış yapan yerli rakiplerine kaptıracak.

* Bugüne kadar iş dünyası, fiyatlamayı çoğunlukla gerçekleşen enflasyona göre yapıyordu. Son aylarda ise gerileyen talep nedeniyle firmaların indirimleri erken başlatması, enflasyondaki gerilemeyi hızlandırabilecek.

* Yükselen faiz nedeniyle firmaların bir bölümünün stoklarını eritmek için fiyat artışlarını ılımlı tutması da enflasyondaki düşüş eğilimini destekleyecek.

* 2001'in ilk çeyreğinde büyüme, beklentilerin aksine pozitif olacak. 2000'in ilk çeyreğindeki milli gelir düşük kaldığı için, ekonomik faaliyetin bugünkü düzeyi bile yüzde 3-4 dolayında bir oranın gerçekleşmesini sağlayabilecek. 2001'in genel performansı ise yatırımlara bağlı olacak.

* Euro ve markta güçlenme eğiliminin devam etmesi, ihracatçıları ve turizmcileri biraz rahatlatacak. 159 litrelik bir varil başına ham petrol fiyatının 25 dolar dolayında kalması da enflasyonist baskıları hafifletecek.

* Programın başarısına angaje olan IMF'nin yakın markajındaki ekonomi yönetiminin, son olayları da dikkate alarak daha akılcı bir politika izlemesi de yeni dalgalanma ihtimalini azaltacak.

Bu olumlu faktörleri hesaba katmadan 2001 yılının bir duraklama veya daralma yılı olacağı varsayımına göre plan yapanlar, yatırım iklimi yumuşadığında geride kalabilir. Türkiye gibi bir ülkede en karamsar işadamlarının bile bir de normal büyüme ihtimaline göre 2001 senaryosu hazırlaması bu açıdan yararlı olur.

Ekonomi, tahmincileri nasıl yanılttı?
Türkiye ekonomisinin geleceği için tahmin yapanlar, genellikle mevcut duruma bakıyor ve ekonomik konjonktürdeki sert ve keskin virajları dikkate almıyor. Tahmin yapldığı dönemde ekonomi kötü durumdaysa gelecek için çok karamsar öngörüler ortaya çıkıyor. Tahminler açıklandığında ekonomi canlanma eğilimindeyse bu kez aşırı iyimser beklentiler egemen doluyor. Dinamik ama aynı ölçüde kırılgan olan Türkiye ekonomisi ise hep bildiğini okuyor ve tahmincileri yanıltıyor. İşte son yedi yıldan bazı örnekler:

* 1994 yılı sonunda Koç Holding'in 1995 yılı büyüme tahmini yüzde 1'di. Büyüme oranını Goldman Sachs yüzde 2, Schroders yüzde 1.5 ve OECD yüzde 3.6 düzeyinde tahmin ediyordu. Hükümetin hedefi yüzde 4.4'tü. Oysa gerçekleşme yüzde 8 oldu.

* 1994 Mayıs ayında Galatasaray'ın başındaki Yalman-Polat ekibi, dolar kurunun yıl sonunda 100 bin lira olacağı korkusuyla atılım planını erteledi. Oysa dolar kuru yılsonunda 42 bin lirada kaldı.

* 1995 yılı sonunda 1996 yılı için büyük holdingler yüzde 2.5 ile yüzde 4.5 arasında, yabancı kuruluşlar ise yüzde 3 ile yüzde 5 arasında bir büyüme oranı tahmini yapmışlardı. Hükümetin hedefi ise yüzde 4.5'ti. Ekonomi tahmincileri bir kez daha yanılttı ve ve yüzde 7.1 oranında büyüdü. Bu yanılma 1998 tahminlerinde de görüldü.

* 1998 yılı sonunda kriz beklentileri egemendi. Büyük holdinglerimizden birinin başkanı krizin 5 yıl süreceği tahmininde bulundu. Diğer bir ünlü işadamının kriz süresi tahmini ise 2 yıldı. Oysa ekonomi 1999'un ikinci çeyreğinde canlanmaya başladı. 1999 yılı depremleri olmasaydı, kriz 6 ay ay içinde bitecekti.

* 2000 yılının sonunda ise Beşiktaş, ekonominin istikrarsızlığı nedeniyle reform planını erteledi. Bu kararın doğru olup olmadığını 3-4 ay içinde göreceğiz...

FARUK TÜRKOĞLU


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır