kapat

08.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
EMİN ÖZTÜRK


İkinci el bonoda harekete dikkat

Cuma günü yapılan ihalelerdeki faiz düzeyinden çok önümüzdeki günlerde ikincil piyasanın nasıl olacağına dikkat etmek gerekiyor

Krizden ve uzun bir tatil döneminden sonra piyasaların yılın ilk haftasında nasıl davranacağı merak ediliyordu. 2 Ocak Salı gününden itibaren bankalar pozisyon kapatmak amacıyla 2000'in son günlerinde aldıkları dövizi Merkez Bankası'na satmaya başladılar. Merkez Bankası tarafından geçen haftanın dört iş gününde alınan döviz yaklaşık 2.6 milyar dolar civarına ulaştı. Emisyon da dönünce likidite bir hayli rahatladı. Bunun etkisiyle cuma günü faiz iniş eğiliminde oldu. Dolayısıyla, Hazine'nin yaptığı iki ihale piyasanın biraz rahatladığı bir ortamda gerçekleşti.

İhaleler öncesindeki en az 6 haftalık dönemde ikincil piyasada işlem hacmi yok denecek kadar azalmış ve oluşan faizler referans olma niteliğini kaybetmişti. Dolayısıyla buna bakarak ihalede oluşan faizlerin Hazine için başarı olup olmadığını söylemek mümkün değil.

Bizce Hazine'nin geçen Cuma günü hangi faiz düzeyinde borçlandığından daha önemli olan husus, bugünden itibaren söz konusu kağıtların ikincil piyasa performansının nasıl olacağı. Satılan kağıtların daha sonraki ihalelere kadar ikincil piyasada prim yapmamaları ve alıcılarına zarar ettirmeleri durumunda bundan sonraki ihalelerin başarı şansı azalacak.

Başka bir açıdan bakıldığında, faizlerin düzeyinin enflasyon ve kur hedeflerine göre çok yüksek olduğu ortada. Dolayısıyla, faizlerin enflayon ve kur hedeflerine doğru yaklaşmaması durumunda programın geleceğine kuşkuyla bakılacak. Yani programa olan güvenin yeniden tesisi açısından da faizlerin seyrinin dikkatle izlenmesi gerekiyor.

Programın geleceği açısından çok önemli olan bir başka konu da önümüzdeki aylarda enflasyonun kur hedeflerine doğru ne kadar yaklaşabileceği. Beklenenden olumlu çıkan Aralık ayı sonuçları bu konuda biraz ümit verdi. Ancak, başarılı olarak nitelenen yüzde 2.5'lik TÜFE enflasyonu ile önümüzdeki 6 ay boyunca yüzde 1'in altında kalacak olan aylık sepet kur artış hızı arasında hala çok büyük bir fark var.

750 milyon dolarlık tahvillerin anlamı
Geçen hafta Hazine, Ziraat Bankası ile Halk Bankası'na birikmiş görev zararlarını kısmen tasfiye etmek amacıyla ikişer katrilyon liralık kağıt verdi. Ayrıca, Ziraat Bankası'na 500 milyon dolarlık Halk Bankası'na ise 250 milyon dolarlık döviz cinsi kağıtlar da verildi. Bu konuya ilişkin gözlemlerimiz şöyle:

* Kağıtların toplamı 6.75 milyar dolar ediyor. Ancak, söz konusu iki bankadaki görev zararı stokunun 2000 sonu itibariyle 20 milyar doların biraz üzerinde olduğu dikkate alındığında Hazine'nin tüm görev zararı stokunun tasfiyesi için daha epeyce borç senedi vermesi gerektiği ortada. Nitekim Hazine Müsteşarı, tasfiye sürecinin devam edeceğini söyledi. Bu tür özel tertip tahviller ihraç edildikçe Hazine iç borç stokunun arttığı görülecek. Aslında bu durum Hazine'nin iç yükümlülüklerinin artması değil, zaten var olan borcunun şeffaflaşması anlamına geliyor.

* Verilen iç borç senetleri oldukça uzun vadeli ve toplam miktar da büyük olduğu için önümüzdeki yıllarda Hazine'nin faiz yükünün çok fazla hafiflemeyeceği söylenebilir. Benzer iç borç senetlerinin Zorunlu Tasarruf Hesabına ve Fon kapsamındaki bankalara da ihraç edildiği ve bunların toplam yıllık kupon ödemelerinin epeyce yüklü bir miktar olacağı şimdiden dikkate alınmalı.

* Hazine tarafından verilen senetlerin söz konusu kamu bankalarının likidite durumuna doğrudan bir etkisi olması beklenmemeli. Yapılan işlem sonuçta bir bilanço düzenlemesi. Ancak önümüzdeki dönemde kupon ödemeleri nakit olarak yapıldıkça likidite konusuna olumlu bir katkı olabilecek. Ayrıca, bu bankalar piyasadan likidite temini için verilen kağıtları kullanarak mevduat yerine repo piyasasında daha aktif olabilirler.

* Son olarak, görev zararlarının bir bölümünün dolar cinsinden tahvillerle ödenmesine makul gerekçe bulmak oldukça zor. Bunu kamu bankalarının son zamanlarda yaptıkları döviz satışları ile ilişkilendirerek 750 milyon dolarlık tahvilin amacının kur riski rasyolarının tutturulması olduğunu tahmin edebiliriz.

Küçük ama önemli bir ayrıntı
Bu yIlIn bütçe ödeneklerinin nominal bazda çok az artmış olmasının bir sonucu olarak, Hazine'nin Merkez Bankası'ndan kullanabileceği kısa vadeli avans tavanı 2001'de yalnızca 44 trilyon lira olacak. Merkez Bankası Kanunu'na göre, Hazine cari yıl bütçe ödeneği ile önceki yılın bütçe ödeneği arasındaki farkın yüzde 3'ü kadar kısa vadeli avans kullanabiliyor. Geçen yıl Hazine'nin kullanabileceği avans limiti yaklaşık 570 trilyon lira idi. Hazine 2000 yılı boyunca her ay sonunda avans bakiyesini sıfırlamış olmakla birlikte, 570 trilyon liralık avans imkanı ay içi nakit hareketlerinde epeyce esneklik sağlıyordu. Bu yıl bu imkanın yok denecek kadar azalmış olması Hazine'nin likidite açısından daha temkinli ve "stoklu" gitmesini gerektirecek. Bu teknik bir ayrıntı ama önemli olduğunu düşünüyoruz.

Dış piyasalarda gelişmeler
* Fed'den ani hareket: ABD ekonomisinin yavaşlamakta olduğunu gösteren veriler son haftalarda yoğunlaşmıştı. Geçen hafta başında açıklanan rakamlarda imalat sanayii endeksinin düşmesi ve ipotekli ev kredileri başvurularının azalması ABD ekonomisinin çok hızla yavaşladığı yönündeki görüşleri pekiştirdi. Bunun üzerine Fed ani bir kararla para piyasası hedef faiz oranını yüzde 6.5'ten yüzde 6'ya indirdi. Bu tür bir kararın normal olarak ay sonunda yapılacak toplantıda alınması bekleniyordu. Ancak Fed ay sonunu beklemeyerek "conference call" yöntemiyle hemen karar alma yoluna gitti. Piyasa gözlemcileri Fed'in 30-31 Ocak'ta yapılacak toplantısında yeni bir faiz indirimi yapmasını bekliyorlar. Hatta ikinci indirimin de yüzde 0.50 olmasını bekleyenler var.

* Euro 0.95-0.96 aralığında: Fed kararı öncesinde euro dolar karşısında değer kazanmaktaydı ve dolar/euro kuru 0.9570 düzeyine kadar çıkmıştı. Faiz indiriminin ABD ekonomisinin yeniden canlanmasına yardım edeceği düşüncesiyle hafta ortasında dolar bir miktar değer kazandı ve euro 0.94 düzeyine kadar düştü. Ancak, haftanın son iki gününde euro toparlandı ve Cuma akşamı itibariyle yine 0.9570 düzeyinde haftayı kapattı. Önümüzdeki dönemde ABD ve AB ekonomilerinin büyüme hızına ilişkin veriler çapraz kurun hangi yöne hareket edeceğini belirleyecek en önemli faktör gibi görünüyor. Dolayısıyla, son zamanlarda gözler genellikle ABD ekonomisindeki yavaşlamaya çevrilmiş olmakla birlikte, Euro Bölgesindeki büyüme hızının da epeyce hız kestiğine dikkat edilmesinde yarar var.

* 17 Ocak'ta OPEC toplantısı: Petrol fiyatları son haftalarda düşüş kaydettiği için OPEC üyesi ülkelerden üretimi kısma çağrıları gelmeye başladı. Bu durumda 17 Ocak'ta yapılacak toplantıda OPEC'in üretimi kısma kararı alması oldukça yüksek bir ihtimal. Ancak kısıntının miktarı konusunda görüşler muhtelif. OPEC fiyatları hedef aralığı olan 22-28 dolarda tutmakta kararlı davrandığı sürece petrol fiyatlarının çok daha fazla düşeceği konusunda aşırı iyimser senaryolara ümit bağlamamak gerekiyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır