kapat

08.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


B Planı

Mehmet Eymür'ün internetteki sitesinde aktardığı istibahratı okudunuz mu? Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK, eski adı Özel Harp Dairesi) 4 ay kadar önce Türkiye çapındaki asker ve sivil unsurlarını toplayıp "6-7 ay içinde Başbakan Ecevit'in ağır bir şekilde hastalanma ihtimali bulunduğunu ve böyle bir durumda Türkiye'de çıkması muhtemel karışıklığa karşı alınacak tedbirleri" görüşmüş.

Bunu aktaran kişi MİT'in eski Kont-terör Dairesi başkanı... Ona bu bilgiyi veren ise "ÖKK'nın Beyaz Kuvvetler'inde görevli bir hükümet tabibi..."

Eymür, bu "Beyaz Kuvvetler"i şöyle tanımlıyor:

"ÖKK'nın asker gücünün yanısıra, ülke çapına yayılmış olan ve 'Beyaz Kuvvetler' diye bilinen sivil unsurları var. Bunlar Türkiye'nin her bölgesinden belediye başkanı, doktor, esnaf, muhtar, aşiret reisi gibi çeşitli meslek gruplarından seçilmiş, güvenilir kişiler."

***

Başbakan bu istihbarat kendisine sorulunca "Ciddiye almıyorum" demiş.

İddianın sağlığıyla ilgili bölümünü ciddiye almamış olmalı... Çünkü "Beyaz Kuvvetler"i daha önceleri ciddiye aldığını hatırlıyoruz:

Ecevit, Özel Harp Dairesi'yle 1974'teki Başbakanlığı sırasında örtülü ödenekten istenen bir para dolayısıyla tanışmıştı. Bu dairenin 1952'de NATO bünyesinde kurulduğunu, parasının ABD'den sağlandığını ve Amerikan Askeri Yardım heyetiyle aynı binada çalıştığını öğrenince askerlerden brifing istemişti. Bu brifingde kendisine, Türkiye işgale uğrarsa istilacılara karşı gerilla savaşı verecek bu örgütün ömür boyu görevlendirilmiş "vatansever gönüllüler"den oluşan bazı sivil uzantıları olduğu ve bunların gereğinde kullanabilmeleri için değişik yerlerde gizli silah depoları oluşturulduğu söylenmişti.

Ecevit duyduklarından dehşete kapılmıştı. "Vatansever gönüllüler"in ideolojik kutuplaşmanın etkisiyle iç olaylarda kullanılacağından endişeliydi.

1977'deki kanlı 1 Mayıs'tan sonra bunun "devlet içinde fakat devletin bilgisi ve denetimi dışında bir örgüt"ün işi olabileceğinden kuşkulanmış ve yazıyla Cumhurbaşkanı Korutürk'e başvurmuştu.

"Kontrgerilla" konusu böylece gündeme düşmüştü.

1978'de bir doğu ilçesinde, oradaki askeri birliğin komutanından ilçenin MHP il başkanının ÖHD'nin sivil unsurlarından biri olduğunu öğrenmişti.

"Dışa dönük olarak oluşturulan gayri nizami savaş kavramının, bunalımlı dönemlerde içe dönük olarak uygulandığını" iddia ediyordu.

Daha sonra yazdığı "Karşı Anılar"da, kanlı 1 Mayıs, Çiğli suikastı, İpekçi cinayeti, Ağca'nın cezaevinden kaçırılması gibi karanlıkta kalmış birçok olayda Özel Harp Dairesi'ne bağlı sivil örgütteki bazı birimlerin parmak izlerinin araştırılmasını isteyecekti. (Ankara 1991.s. 45-46)

***

Aradan geçen yıllarda Avrupa'da NATO bünyesinde kurulmuş Gladio benzeri örgütlerin cinayetleri açığa çıkarıldığı halde Türkiye, Ecevit'in "devlet içinde, ama devletin denetimi dışında" diye tanımladığı örgütü çözemedi.

Bugün Ecevit yeniden Başbakan...

Ve anlaşılan o ki, Ecevit'in yıllardır peşine düştüğü örgüt, şimdi Ecevit'in sağlığının derdine düşmüş durumda...

Ecevit, o zaman ne işlere karıştığını öğrenemediği Beyaz Kuvvetler'in bugün kendisinden sonrası için ne tür bir "B planı" hazırladığını sorup öğrenebilir mi?

Başbakan'ın konuyu takipte eskisi kadar ısrarcı olmadığı anlaşılıyor.

Ancak Eymür'ün aktardığı bilgiden alınacak bir başka ders var:

Türkiye, AB sürecinde askerin siyasetteki rolünü azaltmaya çalışıyor.

Ancak görünen o ki askerler, halen ülkenin geleceğine ilişkin projeksiyonlar yapıp proje geliştiren yegane güç odağı durumundalar.

Siz hiçbir partinin ya da sivil toplum kuruluşunun önümüzdeki birkaç yılın muhtemel gelişmelerine ilişkin bir tasarım geliştirdiğini, örgütünü toplayıp fikir danıştığını, politika oluşturduğunu duydunuz mu?

Bu kadar günlük yaşayan bir politika ortamında siyaset üretme işlevini -biraz da gönüllü olarak- MGK benzeri kurumlar üstleniyor.

Türkiye, bu "görünümü" birkaç anayasal düzenlemeyle "düzeltebilir".

Ancak işin aslının değişmesi sivillerin bu çapta bir örgütlenme bilincine ve politika üretme yeteneğine kavuşmasını gerektiriyor ki, bu da en azından şimdilik, ihtimal dahilinde görünmüyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır