Piyasaların kritik haftası
Piyasaların normale dönebilmesi için yüzde 60-80 civarında gezinen gecelik faizlerin düşmesi gerekli. Faizin ne kadar düşebileceğinin ilk sinyali bugünden itibaren alınacak
Para ve sermaye piyasalarının geleceği açısından kritik bir haftaya giriyoruz. Kriz sonrası ilk ihalesini cuma günü yapan ve 2000'in son iskontolu tahvil ihracına göre yaklaşık 30 puan yukardan borçlanan Hazine, kilitlenen piyasaları açmak için ilk adımı attı. Şimdi sıra gecelik faizlerde...
Döviz talebi ve likidite sıkıntısı nedeniyle yüzde 1000'i de aşan gecelik faizler, krizin hafiflemesiyle yüzde 80 civarına kadar indi. Piyasanın normale dönebilmesi için oranların en azından yüzde 30-40 civarına düşmesi gerekiyor. Gecelik faizin düşmesi, bono piyasasından kredi piyasasına, reel sektördeki para dolaşımına kadar tıkanan hareketliliğin de açılmasını kolaylaştıracak.
Gecelik faizin önümüzdeki dönemde ne olacağına ilişkin ilk sinyal de bugünden itibaren alınıyor. Bu sinyali Merkez Bankası'nın piyasadan blok halinde çekeceği paradan sonra, faizin hangi seviyeye gerileyeceği verecek.
PARA ÇEKİLECEK
Merkez Bankası, ek niyet mektubunda 11 Ocak itibariyle piyasaya vereceği borcu azaltacağını taahhüt etti. Bu borç, Merkez Bankası'nın bilançosundaki "net iç varlıklar"(NİV) kalemiyle belirleniyor. Merkez Bankası kendi kaynaklarından para verirse, yani "para basarsa" bu rakam yükseliyor. Ama örneğin döviz satın alıp para verirse, bir sıkıntı olmuyor.
Şimdi gözler IMF ile yapılan stand-by sonrası piyasaların gündemine giren net iç varlıklar kaleminde.
4 Ocak itibariyle alınan son verilere göre NİV 2.6 katrilyon civarında. Rakamın 11 Ocak'a kadar 1.2 katrilyon kadar düşmesi gerekli. Türkçesi, Merkez Bankası piyasadan 1.2 katrilyon çekecek demek.
Bu para aslında piyasada var. Halen bankaların Merkez Bankası'ndaki hesaplarında duruyor!
Bankalar geçen hafta Merkez Bankası'nda çok yüklü bakiye tutmak zorunda kaldı. Sistemin toplam bakiyesi 4 Ocak itibariyle 2.1 katrilyonun üzerinde. Bu yüksek bakiyenin nedeni, Merkez Bankası'nın kriz sırasında bankalara tanıdığı rahatlıktan kaynaklanıyor.
HESAPTA DURUYOR
Bankalar topladıkları mevduatın belli bir tutarını haftalık ortalama olarak Merkez Bankası'ndaki hesaplarına yatırmak zorundalar. Bunun günlük ortalaması yaklaşık 700 trilyona denk geliyor.
Ancak kriz sırasında likidite sıkışıklığı nedeniyle Merkez Bankası bu yükümlülüğü 5 Ocak'a kadar uzayan bir dönemi kapsayacçak şekilde zamana yaydı. Böylece krizin en derin olduğu dönemde, örneğin 23 Kasım'da hesap bakiyesinin toplamı 200 trilyonun altına indi. O dönemde yerine gelmeyen yükümlülük, 5 Ocak'la biten son haftaya sarktı.
Yeni yılla birlikte Merkez Bankası piyasadan yaklaşık 2.6 milyar dolar satın aldı ve karşılığında 1.7 katrilyondan fazla para verdi. Bu paranın büyük kısmı da disponibilite adı verilen yükümlülük için kullanıldı.
Şimdi 2 katrilyonun üzerine çıkan hesap bakiyesi, yeniden günlük ortalama 700 trilyona kadar inecek. Serbest kalan para da Merkez Bankası tarafından geri çekilecek.
Aradaki fark 1.4 katrilyona yaklaşıyor. Yani Merkez Bankası'nın net iç varlıklar hedefini tutturabilmek için ihtiyacı olduğu 1.2 katrilyondan da fazla. Bu durum, piyasa sıkışmadan, IMF hedefinin tutturulacağını gösteriyor.
Beklenti, yavaşlayan ancak devam eden döviz girişleriyle birlikte gecelik faizlerin bir miktar daha gevşeyebileceği yönünde.
|