kapat

06.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


New York'tan güzel haberler

Yurtdışında yaşayanların başına çok gelmiştir...

Yatağa çarşaf almaya kalkarsın, eve gelir açarsın, üzerinde "Made in Turkey" yazar.

Don atlet alırsın. "Made in Turkey" yazar.

Bu sefer...

Dükkanda elim, "Kardeşim adamlar yapınca yapıyor" diye bir paltoya gitti...

Baktım "Vakko, New York, Made in Turkey"!

Palto, içimi ısıttı!

***

Türkiye'ye döneceğiz, uçağa (TK 002) binmeden önce "Bir Wired (dergisi) alayım, son teknolojik gelişmeleri bari dönerayak hatmedeyim" dedim.. Wired Ocak 2001 sayısı sayfa 169'da bir resim, birincilik ödülü "Wattbug" adlı alet. Tasarlayanlar... İnci Mutlu, Şafak Emrence, Süleyman Erdoğan. Uzun hikayeyi kısa yazıyorum, 21. Yüzyılın enerji yüzyılı olacağı temasından yola çıkmış ve kişinin tükettiği enerji miktarının kapıdaki ilkel sayaçlarda bir rakam olarak kalmaması istenmiş.

Enerji bilinci temalı uluslararası yarışmada, kişiye ne kadar elektrik harcadığını hesabını soran sevimli "böcek" Wattbug birinciliği kazanmış.

Wattbug'ı yapanlar bir tasarımcı, bir mimar ve bir elektrik mühendisi Türk ekibi. 4 amper kullanıldığında "enerji böceği"nin yüzü gülüyor.

4 ila 12 amper arası sarı sarı bakıyor, 12 amperi aşınca kırmızıyı yakıyor!

Ayrıca yüzü de "gülümseme"den "çatık kaşlar"a kadar çeşitli ifadelere bürünüyor.

***

Millette enerji var tasarruf etmek için tasarım düşünüyor.

Bizde yok, çat keserek halletmeye çalışıyoruz. Lakin neyin nasıl yapılacağı konusunda uluslararası yarışmayı kazananlar da bizimkiler.

Gel de yarınlardan ümitli olma!

Dünyayı yönetiyoruz!

Amerika'da bir grup Türk televizyon seyrediyor...

Televizyonda, 2000 yılında yapılan, uzay çalışmalarıyla ilgili bir program var.

Görüntülerin üzerine yorumcu konuşuyor...

"Uzay mekiği astronotları uzay ortamında patlıcan yetiştirmeyi becerdiler. Mekik sağ salim döndü."

"NASA, Mars'a gitme hazırlıklarında son aşamada olduğunu söyledi."

"Çin Uzay Ajansı yörüngeye üç yeni uydu oturttu."

"Fransız Uzay ve Havacılık Enstitüsü yeni bir yıldız takımının varlığını ortaya çıkardı."

"Rus kozmonotları ve Amerikan astronotları uzayda buluşup şampanya kadehleri tokuşturdular."

***

Bizimkiler televizyona dalmışken odaya bir arkadaşları girer, elinde o günkü Türk gazeteleri vardır. Manşetlere göz atarlar...

"Karakola silahlı saldırı, polislerimiz şehit oldu."

"Yabancı sermayeyi bizim bürokrasi boğmuş."

"Yine hatalı sollama, yine 20 ölü."

"Bakanlar Kurulu, başbakana hasta diyenlerin hasta olduğuna karar verdi."

Okunan bu haberlerden sonra bizimkilerin içi sıkılır ve biri Ğtelevizyonda uzayda yürüyen astronotları işaret ederek- şöyle deyiverir:

"Yahu dünya nerede biz nerede. Şu hale bak kardeşim!"

Bir diğeri atılır...

- Hiç merak etme, dünya Türklere kalacak. Bütün dünyaya Türkler hakim olacak, dünyayı Türkler yönetecek!

- Nasıl olacakmış o?

- Kardeşim izlemiyor musunuz deminden beri, hazırlık yapıyorlar... Sonunda bunların hepsi başka gezegenlere gidip yerleşecekler, dünya da bize kalacak!

Oymak beyi Işıkara!

Dünya izcilerinin amacı, yemini, "motto"sunu iki kelimeye sığdırabilirsiniz:

"Hazırlıklı olmak!"

Işıkara bizi (yetişkinleri) bıraktı, bizden çok daha gelişmiş (çok şükür) gençler ve çocuklara deprem bilinci aşılıyor.

Hoca yerden göğe haklı, meteoroloji "Öğleden sonra sağanak yağmur" dediği halde sabah havaya bakıp "Bulut yok ki" deyip sokağa şemsiyesiz çıkan, akşam sırılsıklam evine geldiğinde "Yahu kırk yılda bir bildiler o da bize denk geldi kardeş" diyen bizlerden umudu kesmeyecek de ne yapacaktı?

Bu deprem olacak!

Biz bugün olmadı ya yarın da olmaz havasında yaşamaya devam ediyoruz.

Sonuçta bizler belli bir yaşa gelmişiz, "Nereden bilecektim" diyecek halimiz yok. Her koyun kendi bacağından, kendi düşen ağlamaz...

Ama o çocuklara bir borcumuz var.

Bilinçlenmeleri gerek, bizim bütün vurdumduymazlığımıza rağmen.

Işıkara anne babaların yapması gerekeni yaparak toplumsal vicdanını rahatlatıyor.

Allah razı olsun!

Dolaylı olarak da çocukların evde tedbir alınması için anne babalarını dürtmesini sağlıyor...

İnşallah çocuklar yakında hazır olur da, kendinden korkan büyüklerimiz almaları gereken tedbirleri düşünmek için cesaretlerini toplar.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır