kapat

06.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Ben gazetemi istiyorum!..

Engin Ardıç, hani "Şeytan tüyü var" denilen türün örneği.. Tüm kırıcılığına rağmen sevimli olabilen tiplerden.. Dostluğumuz 20 yıllara doğru gidiyor.. Bu ülkenin en kıvrak kalemlerinden birine sahip olmasına rağmen, kolayı seçip, argo, küfür, hakaret sözcüklerine sık sık sığınmasını bir türlü kabullenemiyorum.. Ama hani ünlü fıkrada vardır, "Çıkar ulan ağzından baklayı" demiş ya, ağa.. Onun gibi.. Bazan ettiği küfürlerin içimi rahatlattığını da hissetmiyor değilim.. Öbür küfürleri de başkalarının içini rahatlatıyordur zahir..

Engin, bu defa küfürsüz, hakaretsiz, argosuz yazmış.. Bana Açık Mektup yazdığı için.. Hıncal Ağabey diyerek.. İki türlü hoşuma gitti.. Bir defa, düşüncelerimiz taban tabana zıt olsa da, bunun karşılıklı sevgi ve saygıya halel getirmediğini görmek..

Günümüzde bu kadar zor bulunan birşey ki.. Biraz eleştirdin, biraz sitem ettin mi, kırk yıllık dost (Ya da dost sandığın) kişi selamı sabahı kesiyor, hatta saldırıyor..

İkincisi, Engin'in benim bir iddiamı kanıtlaması.. İçinde kötü laf bulunmadan da, keyifle okunacak yazı yazabileceğini göstermesi..

Haa..

Üzüldüğüm bir nokta da var.. Engin'le uzun zaman bir arada da çalıştık.. Hala Hıncal ağabeyinin, inanmadığı bir düşünce, ya da eylemi, şunun bunun hatrı, baskısı, hatta tehdit ve şantajı ile savunacak adamlardan olmadığını öğrenemiş olması..

Efendim ben Zafer Mutlu'ya yağ çekiyormuşum.. Onun için yazıyormuşum..

Sen hiç böyle yazı yazdın mı Engin?..

O zaman?..

Engin, Bayram Gazetesini, haberciler, yazı işleri ve kol işçileri yılda beş gün tatil yapsın diye istiyor.. Gerekçesi.. Bu guruptakiler ne haftalık, ne de yıllık tatil yaparlarmış. Patronlar onları, fazla mesai de vermeden sömürürmüş.. Bütün hayatlarında görüp görecekleri yılda beş gün tatil, bu metazori olanmış..

Bu gerekçenin ne kadar inanılır olduğunu tartışmam bile.. El insaf.. Ama Engin birşey biliyorsa, mesela Star gurubunda işler böyle oluyorsa.. Onu dahi diyemiyorum.. Bu guruptan bana yığınla şikayet ulaştı da "Tatil yapamıyoruz. Patron bizi köle gibi çalıştırıyor" sızlanmasını hiç duymadım.

Bayramda hem de ne insanlar köle gibi çalışıyor.. Onların yılda beş gün tatil hakkı yok mu?.. Belediye otobüs şöförlerinin.. İtfaiyenin.. Hastanelerdeki hastabakıcı ve hemşirelerin.. Günde 12 saatten az çalışmayan, hafta sonu dahi izin yapamayan, yıllık izinleri Allaha kalmış polisler Bayramda tatil yapsa maazallah.. Yooo.. "Yılda beşgüncük tatil" diye vicdan sömürüsü yapmaya kalkarsak, ortaya çıkacak listenin en sonunda gazeteciler yer alır.

Geçiniz..

İşsiz muhtaç gazeteciler var.. Yılda beş gün Bayram gazetesinde çalışıp birkaç kuruş kazanıyorlarmış..

İşte geçerli olabilecek tek sebeb.. Türkiye'de işsizlik ne kadarsa medyada da o kadar.. Taşaron şöförlük yapan inşaat mühendisleri, doktorlar biliyorum.. Bu meslekdaşlarımıza yardım edecek organizasyonlar içinde olmamız gerek.. Kabul.. Ama bu, bir ülkeyi yılda beş kez gazetesiz bırakarak olmaz.. Dünyanın hangi uygar ülkesinde böyle bir uygulama var?..

Basın sendikaları artık tabeladan ibaret.. Cemiyetler desen, içi boş binalar.. Yardımlaşma için daha etkin bir kuruluş gerek.. Vakıf mesela.. İşsiz meslekdaşlara, yılda beş gün değil, işsiz oldukları sürece düzeyli yaşamlarını sürdürecek bir gelir sağlayacak güçte bir "Medya" Vakfı..

Yılda iki defa Bayram Harçlığı değil, onurları ile yaşamlarını sağlayacak devamlılık getirecek düzeni kuralım..

Palavrayı, vicdan sömürüsünü bırakıp kolları sıvayacak kaç kişi var, hele bi,r görsek?..

Oldu bittiye getirip Kurban Bayramında halkı gazetesiz bırakmaya çalışıyorlar.. Hayır böyle bir karar yok.. Dilerim olmaz da..

Bak Sevgili Engin..

Ben bu yazıları "Okuyucu" Hıncal olarak yazıyorum.. Ben vatandaş Hıncal bayramda da gazetemi istiyorum.. Yasaklarla, baskılarla, tehditlerle beni o cerideye mahkum etmeye kimsenin hakkı yok..

Gazetecilik bugün dev bir sanayi oldu.. Sen ki bu dev kuruluşların gazetelerini yeterli bulmuyorsun. 30 kişi, üç gün bir araya gelecek de gazete çıkaracak, ötekilerin hepsi yasaklandığı için millet buna mahkum olacak?.. Olacak şey mi?..

İsteyen gazetesini bayramda çıkarmaz.. Cemiyetler isterse, cesaret ederlerse, eskiden olduğu gibi Bayram gazeteleriniğ hazırlarlar.. Ellerini bağlayan mı var?..

Satarlarsa da satarlar bilmem..

Ben yasak istemiyorum.

Ben gazetemi istiyorum..

Hergün!..

BİZİM DUVAR
F tipi mahkumları TRT FM dinlemeye isyan etmiş. Beterin beteri var Ya koca gün Banu Alkan dinlemek zorunda kalsaydılar.

HAKAN &UTKU

Tecelli'den Abuzittine mektuplar
Abuzittinciğim.

Bütün çabalara rağmen, geçtiğimiz bayram tatilinde, geçen yıla ait kaza rekorunu kıramamışız.. Ölü sayısı 195'te kalmış.. Rekor 239 idi.

Gerçi Ahmet Tan "..bu rakamı 2 ile çarpın.. Jandarma bölgesinde ölenlerle hastanede ölenler kayıtların dışındadır." diyor... Olsun biz resmi rakamlara inanmak durumundayız!

Resmi rakamlara göre enflasyon da son yılların en düşüğü çıkmadı mı? Yüzde 39!

Söylemesi ayıp yılbaşı gecesi ufak bi sofra kuralım dedik... Peynir, meynir, hindi, pastırma, bi şişe Kulüp rakısı, çerezdi merezdi derken gitti 30 milyon.

30 sene önce 30 milyona tam 166 tane son model sıfır kilometre Chevrolet Malibu'yu kapına çekerdin. Tabii kapının önünde o kadar park yeri varsa... Neyse... Madem enflasyon yüzde 39, niye hıyarın fiyatı bile bi yılda yüzde 43 artmış?... Hadi hıyar kıtlığı olsa anlarım, etraf hıyar dolu. Tuz yüzde 60, kuru fasulye 65, soğan yüzde 66 daha pahalanmış.. Röntgen filmi yüzde 100 zam yemiş.. Çocuğa çorap onu da katlamış! Ama hükümete göre enflasyon yüzde 39! Bu ne biçim hesap bilader...

Hürriyet'de Sedat Ergin, Aralık ayında yapılan son siyasi anketleri yorumlamıştı. Anlaşılıyor ki, yaklaşık 5400 kişinin yüzde 27'si mevcut partilerden hiçbirine oy vermeyeceklerini söylüyorlar. Yüzde 27 tek başına iktidar demek! Biz, Dünyanın Türkiye kısmında bulunanlar için de bi işaret bu... Yeni bir ulusal parti kurmanın işareti.

Yok mu 67 milyonun içinde, şunun bunun adamı olmayan, banka hortumlamamış, hortumlatmamış, cinayete adı karışmamış, 45-50'sini aşmamış, sağlığı yerinde, kendi çıkarından önce ülkesini düşünen, çağdaş kafalı, gönülden Atatürkçü, yönü batıya dönük bi partinin çekirdeğini kuracak 5, 10 kişi?!

Hortum diyince, bahçe için hortum alacam, yahu hortum fiyatları da enflasyonu sollamış. Halk Bank da (adı üzerinde halkın bankası) yeğen Demirel'in şirketlerine tek bi imzayla 70 trilyon kredi hortumlatmış. Bekliyorlar ki kredi geri dönsün...

Döner döner...

Şimdi sen halktan biri olarak git bi Halk Bank'a bakalım üç kuruşluk kredi açıyorlar mı? Hadi yalvar yakar işi yüzsüzlüğe vurdun, kefildi mefildi günlerce süründürmüyorlar mı ayrı! Üstüne üstlük yüzde 200 (yazıyla yüzde ikiyüz) faiz istemiyorlar mı?

Bankacılığı bilmem ama gerçekten ümit verici bi haber Bitlis'ten geldi. Artık her eve tuvalet yapma zorunluluğu getiriliyormuş. Demek ki, çağ atlayan Türkiye'de şehirlerde bile hala tuvaleti olmayan evler var. Bilader, elin gavuru evdeki tuvaleti çoktan bitirdi, caddeleri sokakları rastgele kirletmesin diye köpeklere kedilere tuvalet yapıyor. Hatta Hintliler dahi, ineklerle fillere tuvalet yapabilir miyiz diye düşünüyorlarmış.

Gerçi konuyu saptıracam ama, bu fillerin tuvaleti önemli iştir Abuzittinciğim. Dört beş hafta önce gazetelerde okumuştum. Filin biri kabız olmuş, bakıcısı da dayamış müsili. Hafta geçmiş fil hala kabız.. Acaba birşey mi var diye bakıcı hayvanın kuyruğunu kaldırıp bakarken fil, sen bırak... Altında kalıp boğulmuş adam. Allah, düşmanımın başına vermesin, toprak kayması gibi bişey.

Acaba "..mok yoluna gitti" lafı daha evvelki, böyle bi fil vak'asından mı geliyor? Belki adamın da adı Niyazi idi kimbilir? Şu ülkede, şu veya bu şekilde "mok yoluna gitmeden" 2001'i de geçirebilirsek gene şanslıyız, demektir!

Münasip yerlerinden öperim.

Kardeşin Güneş

SEVDİĞİM LAFLAR
Kolay iş yoktur, basit iş vardır. Zor iş yoktur, karmaşık iş vardır

Einstein

TEBESSÜM
"Benim karım yıldırım gibi araba kullanır!" demiş adam... "Yani çok mu hızlı?" diye sormuş arkadaşı... "Yoo!" demiş adam "Ama sürekli ağaçlara çakar..!"

Mithat Perin!..
Bu ülkede gazetecilik okullarının olmadığı dönemlerde Mithat Perin'in İstanbul Ekspresi bir uygulama okuluydu. Bu okuldan yetişenler, ayni gelenek ve görenekler içinde öğrenci yetiştirdiler. Bugün Mithat Perin'in rahle-i tedrisinden doğrudan, ya da dolaylı geçmemiş "Gazeteci" çok azdır..

Perin'i Çarşamba günü Teşvikiye Camiinden uğurladık.. Fazla kalabalık değil, ama Bab-ı Ali açısından hayli nitelikli bir cemaat vardı orada.. Ve de Gökşin Sipahioğlu vardı.. Hani Perin'in İstanbul Ekspresinin o tarihi 6 eylül ikinci baskısını yapan ünlü yazı işleri müdürü.. Şimdi dünya çapındaki SİPA Pressin patronu, Paris'te.. Uçmuş gelmiş.. atv'nin genç muhabiri, benim yanımda olağanüstü güzel bir söyleşi yaptı camide Gökşin'le.. Nasıl hazırlıklı gelmişti. Nasıl önemli yanıtlar verdi Gökşin..

Akşam haberlerde ekran başındaydım.. O müthiş şöyleşi yok edilmiş.. Yazık..

Gökşin "Haberi Anadolu Ajansı kaynağı ile radyo verdi" dedi.. Radyo o zaman tek.. Radyo o zaman devletin radyosu..

Atatürk'ün evine bomba konduğu haberini alıp da ikinci baskı yapmayacak gazeteci bugün var mı?.. Bugün bu haber gelse, ikinci baskı yapmaz mıyız?.

Gökşin "Hangi 300 bin baskı.. O gün bunu basacak rotatif nerde?.. O gün bu kadar kağıt nerde" dedi..

Gökşin "Asker ertesi gün geleceğine, ilk 3 saat içinde kente inseydi bunların hiçbiri olmazdı" dedi..

Gökşin satır aralarında çok çok önemli, çok çok ilginç şeyler söyledi. 10 saniyede kesildi. Sıradan bir cinayet haberi uzun uzun verildi, ardından..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır