


Özal tipi parti, yani 4 eğilim
En son bilgi: Recep Tayyip Erdoğan "Yenilikçilerle" birlikte Fazilet tipi bir parti kurmak istemiyor, hedefi Özal'ın yaptığını yapmak, 4 siyasi eğilimi biraraya getirmek ve bu siyasi eğilimlerin en iyi isimlerini ortaya çıkarmak
Recep Tayyip Erdoğan yasaklı. Yasağı kalkacak mı peki? Bunun için büyük çaba gösteriliyor. Son çıkan af yasasından yararlanabilmesi için formül aranıyor. Öğrendiğime göre bu formül bulundu, ancak Meclis Adalet Komisyonu'nun bu formülü yorumlaması ve Meclis Genel Kurulu'nun kabul etmesi gerekiyor.
Eğer bu gerçekleşirse Recep Tayyip Erdoğan'ın yasağı önümüzdeki ekim ayında kalkmış olabilir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın adı son günlerde çok geçmeye başladı. Özellikle Milliyet yazarı Hasan Cemal'in Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi çok önemli. Bunun önemi şuradan geliyor; Hasan Cemal 28 Şubat dönemine gözü kapalı destek veren bir gazeteci yazar.
Hasan Cemal 28 Şubat'ta dönemin iktidarına karşı açılan kampanyayı en önde yürüten isimlerden birisiydi...
Şimdi yıllar sonra Hasan Cemal'in 28 Şubat döneminin hedef ve sembol isimlerinden biriyle uzun uzun konuşması, onu yaralamadan, incitmeden köşesinde yazması, Recep Tayyip Erdoğan'ı bir anlamda "legal" hale getiriyor. Elbette Erdoğan'la pekçok gazeteci konuştu ve yazdı, ama Hasan Cemal'in köşesini kendisine açması, çok çarpıcı bir değişimdir.
Yenilikçi gibi
Gerek Hasan Cemal'in yazdıklarından, gerekse medyada çıkan diğer haber ve yorumlardan, Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fazilet içindeki "Yenilikçilerin" başına geçmeyi, onları toparlayıp yeni bir siyasi harekete önderlik etmek istediği izlenimini yaratıyor.
Oysa benim gözlemlerim, izlenimlerim ve aldığım duyumların sonucuna göre Recep Tayyip Erdoğan'ın asıl amacı Fazilet'teki yenilikçileri biraraya getirmek ve onlara önderlik yapmak değil.
Erdoğan'ın asıl amacı Turgut Özal'ın 1983'te kurduğu ANAP'ı diriltmek.
Recep Tayyip Erdoğan'ın bu amaçla sessiz ve derinden, 4 eğilimi temsil eden çevrelerle görüştüğünü hatta bazı ittifaklar sağladığını söyleyebilirim. Ancak "isimlendirmeyi" henüz yapamam, zaten bütün taraflarla konuşup görüşlerini almadan bunu yapmak da yanlış olur.
Buna karşın şunu söyleyebilirim; Erdoğan "Yenilikçiler"le birlikte gibi gözükebilir, hatta içlerinden bazılarıyla birlikte hareket edebilir. İş parti kurmaya gelince, hiç beklenmedik hatta şaşırtıcı isimler ortaya çıkar. Tabii burada benim de merak ettiğim, böyle bir yapılanmada Recep Tayyip Erdoğan hareketin lideri mi olmayı düşünüyor, yoksa bu yeni oluşumun önemli bir ayağı olmayı mı?
Erdoğan'a yakın bir isim "Tayyip Bey halk arasında çok seviliyor. Liderlik vasıfları var. Ancak Türkiye'nin önünü açacak yeni bir oluşumda ille de başkan olacağım diye bir hırsı olacağını sanmıyorum. Zaten Özal'ın 4 eğilimi yeniden partiye dönüştüğünde, ortaya çıkacak potansiyel öyle güçlü olacak ki, bu potansiyel kendi liderini de belirler, iktidarını da" dedi.
Güvenilir bir lider aranıyor
Siyasetin bu liderlerle yürümesinin zorluğu ortada. Bunu artık herkes görüyor. Ama cevap bulunamayan soru "Peki bundan nasıl kurtulacağız?"
Herkes bunu konuşuyor, bunu düşünüyor. Zaten kamuoyu araştırmalarında "kararsızların" oranını görünce de bunu anlıyorsunuz. Kimse kısa bir süre sonra seçime gidilirse oyunu kime vereceğini söyleyemiyor. Bu kez korktuğu ya da çekindiği için saklıyor değil, gerçekten kimse kendi kendine bile karar veremiyor.
İşte bu ortam, siyaset çevrelerinde yeni bir heyecan yeni bir beklenti yarattı. Şimdi bir "lider" aranıyor. Çok açık bir gerçek ki, eğer merkez sağda ve solda halkın tepkisini çekmeyecek, güvenini kazanabilecek bir isim çıkar ve parti kurarsa, ardından milyonları sürükleyebilir.
Mevcut siyasetçiler bunun çok zor hatta olanaksız olduğunu söylüyorlar. Onlar elbette öyle söyleyecekler, çünkü hala kendilerini bir umut olarak pazarlamak istiyorlar.
Kendi çevrenize de bakın, herkes aynı duygu içinde değil mi? Herkes birbirine "Doğru dürüst bir isim çıksa peşinden giderim" diyor mu demiyor mu?
Düşünün bakalım, kim parti kurarsa peşinden kitleleri sürükler? Ben bunu ille de tanıdık bir isim olarak düşünmüyorum. Öncelikle bazı nitelikleri saptamak gerek, sonra o nitelikleri taşıyan isimleri bulmak daha kolay.
Kesici de çalışıyor
Yeni yılla birlikte siyasette "şaşırtıcı" gelişmeler olacağını söylemek pek kehanet sayılmaz.
Öncelikle bugünkü hükümetin ömrü ister istemez tartışılıyor. Başbakan Ecevit ısrarla "uyumdan" söz ediyor, "Hükümetin devam edeceğini" söylüyor, "sağlığı" ile ilgili dedikoduların kasıtlı yayıldığını belirtiyor, ama yine de "Bu hükümet çok sürmez" kanaatinin önüne geçemiyor.
Önümüzdeki bir iki ay içinde zaten önemli değişiklikler olacak. Bir kere Fazilet Partisi'nin kapatılıp kapatılmayacağı belli olacak. Fazilet Partisi'nin kapatılması halinde yepyeni bir durumla karşı karşıya kalacağız, hele eğer kapatılma "kapatılan bir partinin devamı" nedeniyle olursa, ara seçim de gündeme gelecek.
Eğer bugünkü koalisyon yapısı ile seçim atmosferine girilirse, ortada "uyumlu" bir koalisyonun kalması mümkün değil.
Bu mevcut yapı, şu anda siyaset dışında kalan, ama siyasetten kopmayan çevreleri "teyakkuz" durumunda tutuyor. Bu teyakkuzdan yararlanmak ve gelecekteki siyasi yapıda yerini almak için çabalayanlardan biri İlhan Kesici.
Biraz fazla doğruluğundan, biraz da cesaretli davranamadığından ötürü, Kesici siyasette bir türlü istediği aşamayı yapamadı. Kesici, Demirel'in Çankaya'dan inmesinden sonra "onun işaretini" bekledi bir süre. Ancak Demirel'in başına öyle bir iş açıldı ki, artık işaret verecek hali kalmadı.
Bu da belli ki Kesici'ye biraz cesaret verdi. Aldığım bilgiye göre Kesici son zamanlarda ciddi bir şekilde yeni partileşme sürecine hazırlanıyormuş.
Kesici'nin ve arkadaşlarının kısa bir gelecekte ortaya çıkacaklarını söyleyebilirim.
Elbette sadece yazıişleri yok
Bayram'da gazete tartışmasını yazarken "Yazarlara değil, yazıişlerinde çalışanlara sorulmalı" demiştim dün. Bazı muhabir arkadaşlarla matbaa çalışanları alınmışlar. "Biz de aralıksız çalışıyoruz" dediler. Elbette, bilmez olur muyum, yazıişleri tanımını bir sembol olarak kullanmıştım. Yani bayramda tatil konusunda en son konuşması gerekenlerin yazarlar ve yöneticiler olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu arada "Bayramda gazete çıksın" diyen yazar ve yöneticilerin yüzde doksanı bu bayramda tatildeymiş, belirteyim.
Lüzumsuz sorular
* Enflasyon yüzde 39 ise köprü zammı neden yüzde 50?
* İç borç faizleri yüzde 67, peki neden enflasyonun iki katı faiz var?
* Bizim hayatımızdaki enflasyon da gerçekten yüzde 39 mu?
* Eğer öyleyse niçin daha kötü durumdayız?
* Enflasyon düşüyorsa bu halkı kim dövüyor?