Hükümete AB karamsarlığı
AB üyeliği için Ulusal Program taslağını dün resmen incelemeye alan hükümette Helsinki sonrası esen iyimserlik rüzgarlarından eser kalmadı
Hükümetin en etkili üyelerinden biri, "Ne yazık ki devlet olarak böyle büyük bir projeye zihnen hazır olmadığımız ortaya çıkmaya başlıyor" diye yakınıyor. "Bazı kesimlerde öyle bir hava estirilmeye başlandı ki, sanki AB'nin tek kuruluş amacı Türkiye'yi bölmek ve sanki bizi parçalamak amacıyla içlerine almak istiyorlar. Oysa, adamlar bizi almak için yalvarmıyorlar, girmek isteyen biziz. Sanki bütün AB üyeliği Kürtçe TV kurmak amacıyla isteniyor gibi kör bir tartışmaya kilitlendi Türkiye. Yazık."
AÇIKLAMALARA YANSIYOR
Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in topluma sürekli moral vermeye çalışmasına karşın, bu karamsarlık hükümet üyeleri arasında elle tutulur somutlukta.
"Bu kafayla AB'ye girmemiz mümkün değil" türünden çıkışların son Milli Güvenlik Kurulu'nda da yapıldığı haberleri Başkent kulislerinde yayılıyor.
Bu durum Başbakan Ecevit'in izlediği çizgiden de görülüyor.
Ecevit Aralık 1999'da Helsinki doruğunda Türkiye'nin üyeliğinin onanması ardından "Elimizi çabuk tutarsak 2004'den önce üye olabiliriz" diyordu.
Birden tırmanan Kürtçe TV tartışmaları ve Aralık 2000 Nice zirvesi ardından 2010 tarihinden söz edilmesi üzerine "kişisel olarak en kısa sürede olmasını isterim" noktasına geldi.
Aralık sonundaki MGK toplantısı ardından, Ocak başında yaptığı açıklamalarda ise "Türkiye'nin özel duyarlıkları var. Bazı adımları atmak zor olabilir. Tahmin yapmak doğru değil" dedi.
Tam bu sırada koalisyon ortağı MHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici'nin Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan'a yazıp İngilizce çevirisini de Ankara'daki büyükelçiliklere gönderdiği ve AB üyelik hedefiyle, mandacılık suçlamasına aynı cümlelerde yer verdiği açıklaması geldi.
KİLİT ULUSAL PROGRAM
Hükümetteki bu hayal kırıklığı, AB işiyle uğraşan bürokratlara da ister istemez yansıyor. Üst düzey bir bürokrat, "2004'e kadar müzakerelere başlarsak başarı sayılır" diyor. Oysa bu bile, koalisyon liderlerinin Ocak sonlarına doğru yapması beklenen bir zirvede belli olacak.
Bu belirsizlik, 4 Ocak akşamı AB Genel Sekreteri Volkan Vural tarafından kalın, mavi bir klasörle ilk kez hükümet adına Başbakan Yardımcısı Yılmaz'a teslim edilen ve hükümetçe resmen dün incelemeye alınan Ulusal Programda da kendisini gösteriyor. 1000 sayfalık taslak çalışmanın asıl kritik yönünü oluşturan Kopenhag siyasi ölçüleri bölümü, adeta çoktan seçmeli olarak hazırlanmış durumda.
İfade özgürlüğünden ölüm cezasına dek, demokratikleşme adımlarının ne zaman atılacağına önce Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz, sonra da Bakanlar Kurulu karar verecek.
Ulusal Program, muhtemelen Ocak ayı MGK toplantısı ardından kesinlik kazanacak.
Ve ancak Ulusal Programda AB siyasi ölçüleri için verilen sözler yerine getirildikten sonra, Türkiye AB'ye "Biz üyelik müzakerelerine hazırız" diyebilecek.
Hükümetin etkili üyesi, "Yazık" diye ara verdiği sözlerini şöyle tamamlıyor: "Şimdiye dek Brüksel'e hep 'Biz ne istediğimizi biliyoruz, artık kararınızı verin' diyorduk. Oysa şimdi, ne istediğini bilmeyen, kararsız, sözünü tutamayan bir Türkiye resmi vermeye başladık. İşte buna yazık."
MURAT YETKİN
|