|
|
İPEK CEM(ipekcem@sabah.com.tr
)
|
  
2000'in dersleri
İkibinin son günleri tatil mahmurluğu ile geçedursun, bir koca yılın daha geride kaldığını henüz fark ediyoruz. Bu yılın derslerini birçok farklı açıdan değerlendirmek mümkün: Filistin ve İsrail arasındaki 'barış sürecinin' barıştan çok savaşı andırmasına değinebiliriz. ABD seçim sonuçlarının haftalar sonra açıklanabilmesi üzerinde kafa yorabiliriz. Yugoslavya'da politik iradenin demokratikleşme yolunda adım atışını tartışmaya açabiliriz. Gerçek yaşamda değil de yalnızca olimpiyatlarda görebildiğimiz ülkeler, ırklar ve dinler arası uyumdan söz edebiliriz...
Türkiye'ye geldiğimizde ise konular ve sorunlar yine çok çeşitli. Geçen yılın olaylarını gözden geçirdiğimizde, hukuk devleti olgusu, en fazla irdelenmesi gerekenlerin başında yer alıyor. Hukukun temelinde yer alması gereken 'adalet' kavramı ise başlı başına incelenmeye değer. Hukukun uygulanışı veya uygulanmayışı, ya da anlamının günün 'ihtiyaçları' doğrultusunda değiştirilmesi, işte bunlar çağdaş bir ülkenin tartışabileceği konular olmalı. Bizler ise, Cumhurbaşkanı'nı hukukçu olduğu için seçen, ancak karşıt görüş bildirmesi işimize gelmediğinde, onu da sisteme katmasını bilen bir siyasi kültürde yaşıyoruz...
Ekonomi 'sil baştan'
Bu yılın en acı hatıralarından biri hiç kuşkuz Aralık ayında piyasalarda yaşanan sarsıntıydı. Hükümetin ekonomik rotasında gözlemlenen kararlılık ne yazık ki kriz yönetinde yansımadı. Üstelik hem koalisyon partilerinden hem de ekonomi bürokratlarından gelen çok sesli görüşler ortalığı iyice bulandırdı. Ülke ekonomisine göz göre göre büyük zarar verdi. Dış kaynaklardan ne miktarda kredi sağlanırsa sağlansın, kaybettiğimiz ekonomik itibarın bedelini 2001'de ödeyeceğimiz kesin.
Ekonomimizdeki bu talihsizlikler dünyadaki iki trendle de eşzamanlı olarak yaşandı. Teknoloji ve Internet hisselerinde başgösteren düşüşe ek olarak, yılbaşı öncesi perakendecilik rakamlarındaki zayıflığın da işaret ettiği gibi, ABD ekonomisi yavaşlama sinyalleri veriyor. Özellikle teknoloji sektöründeki bazı firmalara milyarlarca dolar sermayeyi kolayca dağıtan bazı fonlar şimdilerde kan ağlıyor. ABD piyasalarında yaşanan bu 'bilinçlenmenin' dünya pazarlarını da yakından ilgilendiriyor. 2001 yatırımcıların çok daha fazla 'ince eleyip sık dokuyacağı' bir yıl olacak gibi görünüyor.
Dünya politikasının bilinmezleri
Türkiye'deki gelişmeler, dünyada da kritik bir döneme rastgeliyor. ABD'deki yönetim değişikliğinin yansıması henüz hissedilmedi. Ancak yeni başkanın zor bir süreçten sonra ilan edilebilmesi, W.Bush'un görevindeki ilk aylarda iç politikaya yoğunlaşmasını gerektirebilir. Nitekim bu zaman dilimini iyi değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Putin, İran'a çok ilgi çeken bir ziyaret gerçekleştirdi. ABD'nin tarihinde çok tartışılan 'dünyadan elini eteğini çekme' sendromu yeni Amerikan yönetimince biraz olsun benimsenirse, özellikle bölgemizde çok farklı dengelerle karşı karşıya kalabiliriz.
ABD'nin genişleme sürecinin gidişatı, bazı Avrupa ülkelerindeki ayrımcı yaklaşımların taraftar bulup bulmamasına da bağlı. Her konuda olduğu gibi burada da, ekonomik ve politik çıkarların çatışması yaşanacak. Türkiye'nin AB rotasında güçlü olabilmesi için öncelikle evini 'düzene kavuşturması' gerekiyor.
Aslında bu gereklilik her alanda ön plana çıkıyor. Ülkenin güçlü olması için, toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlarımızı çözümleyebilmemiz lazım. Bu demektir ki, yeni yılda güçlü iradeye ve tarafsız muhasebeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|