


Dünyanın en müsrif devleti
Bir yeni zenginin karısı arkadaşıyla yürüyormuş. O sırada caddeden çok şık bir Mercedes geçmiş.
Kadın demiş ki: "Bak, bak! Bizim Mercedes'imiz"
Arkadaşı sormuş: "Peki içindeki sarışın kadın kim?"
"O da bizim metresimiz!"
***
Televizyonda Kamran İnan'ı dinlerken bu eski fıkra aklıma geldi. Eskiden yeni zenginlerin görmemişliği ile alay eden pek çok fıkra duyulurdu ortalıkta. Şimdilerde pek rastlanmıyor.
Kamran İnan "Türk devletinde Alman devletinden daha çok Mercedes otomobil var " diyordu.
Demek ki Mercedes otomobili imal eden Almanya bile, bizim kadar düşkün değildi bu pahalı arabaya. Ayrıca Mercedes Almanya'da çok daha ucuzdu. Bizde vergilerle, fonlarla iki-üç misli pahalıya geliyordu ama daha da önemlisi Türkiye'nin aldığı otomobillerin çoğunun zırhlı oluşuydu.
Mercedes firması arabayı kurşun geçirmez hale getirdiği zaman fiyat altı katına fırlıyordu.
Ve bu fakir halkın devleti, Alman Devleti'nden daha çok meraklıydı Mercedes otomobile.
Bu arada Başbakan Ecevit Fransız imalatı Safrane arabaya binerek, halka ve medyaya mesajlar yollamayı sürdürüyordu.
Ne yaman ülkeydi şu Türkiye!
***
Kamran İnan'ın vurguladığı örnekler çarpıcıydı. Mesela devlet mensuplarının yurt dışı gezilerine yılda 70 milyon dolar harcadığımızı anlatıyordu. Mercedes alımından arta kalan vergilerimizin bir bölümü de birinci mevki uçaklara ve Batı'nın beş yıldızlı otellerine gidiyordu demek ki.
Yurt dışında ne iş yaptığı belli olmayan, dil bilmeyen müşavir kadrolarına da yılda 150 milyon dolar ödüyormuşuz.
Kamran İnan bu örnekleri verdikten sonra Türkiye için "Dünyanın en müsrif devleti!" yargısına varıyordu. Hiç de haksız değildi doğrusu.
Hele buna lojmanları, tatil köylerini, devlet bankalarının "görev zararı" nı, hortumlamaları da eklediğinizde bu ülkenin nasıl olup da ayakta kalabildiğine şaşırmamak elde değildi.
Sadece son Ecevit kabinesi döneminde devlete 70 bin yeni memur alınması da işin cabası.
***
İşin bir başka yönü de tank, helikopter, askeri uçak ihaleleri.
Dünyanın en önemli silah alıcılarından biri haline gelmiş Türkiye. Bütçenin önemli bir kısmı bunlara gidiyor: Avacslar ve havada ikmal yapabilen tanker uçakları alıyoruz; neredeyse uçak gemisi alacağız.
Bütün bunlara bakınca ne güçlü ülkeymişiz diyorum kendi kendime: Bu kadar uğraşmayla A.B.D., İngiltere, Fransa gibi ülkeler dize gelirdi.
Ama Türkiye, açlık çeken kitlelerin sabrı sayesinde dayanıyor.
Hepimiz kuzu gibi vergilerimizi ödüyor ve sonra caddelerden geçen Mercedes'lerin içindeki metreslerimizi seyrederek avunuyoruz.
Bir şiirde "Bizim gibi millet görülmemiştir!" deniyordu.
Sahiden görülmemiştir.