kapat

30.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Baykal "Birleşik Sol'un" başkanlığına hazırlanıyor

Ecevit, DSP'nin Baykal da CHP'nin başında olduğu sürece "solda birleşme" mümkün değil. Peki birini yerini boşaltırsa birleşme olur mu?

Bu soruya siyaset dünyası kesin bir cevap bulamıyor. Ancak görünen o ki, bu iki partiden birinin liderlik koltuğunun boşalması halinde solda birleşme çabaları hızlanacak. Üstelik bu konuda kolları sıvayanlar bizzat sol kesim değil. Sağ kesim birleşmeye daha iştahlı.

Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, ancak yılın son günlerinde Deniz Baykal'ın adı çok geçmeye başladı. Baykal'ın, Bülent Ecevit'in sağlığı ile yakından ilgilenmesi büyük sempati topladı.

Her ne kadar Ecevit, Baykal'ın bu jestine "İnsani ilişki başka, siyaset başka, biz DSP'yiz" diye hafif bir karşı çıkışta bulunsa da, Baykal'ın sözlerinin DSP'de hayli etkili olduğu hissediliyor.

Ecevit sağlığı nedeniyle 2001 yılı içinde Başbakanlığı da hatta parti başkanlığını da bırakabilir. Bunu ben söylemiyorum, büyük medyanın pek ünlü köşelerinde artık bu çok dile getiriliyor.

Çok ünlü yazarlar "Ecevit yoruldu" "Ecevit'in sağlığı bu işi taşımasına izin vermez" "Ecevit görevi artık bırakmalı zaten işler kötüye gidiyor" türünden yazılar yazdılar.

İş dünyası da bu dileği seslendirdi. Öyle ki, Sakıp Sabancı'nın hiçbir konuda görüş belirtmeyen eşi bile "Ecevit keşke gidip evinde dinlense" diye demeç verdi.

O kadar kolay mı?
Ancak, çok önemli bir nokta var. Ecevit'in görevini bırakması halinde yerine kim gelecek? İlk akla gelen isim Hüsamettin Özkan. Ancak siyaset kulislerinden sızan bilgilere göre Hüsamettin Özkan parti içinde bir lider olarak çok tutulmuyor. Çünkü sadece Ecevit'e bağlı olan Özkan'ın, kendi partisinden pekçok ismi kırdığı söyleniyor. DSP içinde elbette lider olabilecek isim vardır ama, böyle bir aşamada öne çıkacak daha doğrusu buna cesaret edecek biri şimdilik yok.

İşte bu durumda solda birleşme gündeme geliyor ister istemez. CHP'nin, seçmenin bir anlık öfkesi ve hatası yüzünden Meclis dışında kalmasının sakıncaları görüldü.

Baykal, DSP'deki pekçok milletvekilinin eski lideri, yani Ecevit hariç tutulduğunda DSP'de Baykal'a bayrak açabilecek milletvekili sayısı çok değil.

Gözlediğim kadarıyla, sol muhalefeti yok etmenin ülkeye fayda sağlamadığını gören başta iş dünyası olmak üzere pekçok kesim, Baykal'ı "Birleşmiş Sol'un lideri" olarak görmekten rahatsızlık duymayacak.

Türkiye 2001 yılına çok değişik bir siyasi atmosfere gebe olarak giriyor. Birleşmeler olabilir, hükümet değişebilir hatta bir seçim ortamı bile doğabilir.

Zina avantası
Bir avukat okurum Gebze'de başına gelen olayı anlatıyor:

Hafta sonu canım sıkıldı, ne yapayım derken bir tepeye çıkayım, arabamda müzik dinleyerek denizi seyredeyim dedim. Hani reklamlarda çıkıyor ya, Yapı Kredi'nin gizli üssü falan diye, işte o binanın önündeki yamaçta durup müziği açtım ve denizi seyretmeye koyuldum.

Birden arabanın camları vuruldu. ne göreyim, polisler etrafımı sarmışlar. Camı açtım, arayacaklarını söylediler. Avukatım falan dedimse de indirdiler. Buraya kadar normal denebilir.

Neyse az sonra ne yaptığımı anlatınca gülüşmeler başladı. Meğer polis kardeşlerimiz bu gibi açık alanlarda bilhassa geziyorlarmış, eğer kız arkadaşıyla falan çıkan gençler varsa "Zina suçu" "Karakol" falan diye sıkıştırıyorlarmış.

Evli olanlar varsa özellikle karakola götürüp ailelerine haber verileceği söylenerek bir tür tehdit ediliyormuş. Vatandaş zor durumda kalınca da olurunu anlayıp! gereğini! yapıyormuş. Polise bakın, Gebze içindeki ev kurşunlayanları, tinercileri, ballicileri, adam bıçaklayanları bırakmış bununla uğraşıyor.

Bunları öğrenince yanımda tesadüfen birinin olmamasına sevindim. Ya çok masum bir nedenle yanımda biri olsaydı, karakola götürülseyim., karıma haber verilseydi... Şimdi bunları düşündükçe uyku tutmuyor beni. Ve o memurların kamu malı otolarını bayırdan insafsızca sürüşleri de aklımdan hiç çıkmıyor.

Isı değil sıcaklık
Çok sık yaptığımız bir yanlışlık var. Hava durumu ile ilgili yapıyoruz bu yanlışı. Okurlardan Dursun Yurdabakan bu yanlışı düzelten bir yazı göndermiş. Faydası olur size size de aktarıyorum:

Özellikle DISCOVERY gibi kanallarınf belgesel yayınlarında ve televizyonların Hava Durumu yayınlarında sıkça yapılan bir Türkçe kullanım hatasını, köşenizde yer alan ağaçla ilgili yazınızında siz de yapmışsınız:

"Ormanlar yazın ısıyı 5-8 derece düşürür, kışın 1-3 derece yükseltir" cümlesinin içindeki "ISI" sözcüğü yerine "SICAKLIK" sözcüğü kullanılmalıdır.f Bu cümle "Ormanlar yazınfsıcaklığı 5-8 derece düşürür, kışın 1-3 derece yükseltir"fşeklinde olmalıdır. Isı bir enerji biçimidir ve birimi "derece" değil "kalori"dir. Teknik bir sözcük olması nedeniyle de, günlük yaşamımızda çok sık ihtiyaç duyulmamaktadır.

Bu yazıyı sizin yaptığınız önemsiz bir hata nedeniyle yazmıyorum. Asıl amacım, bu hatayı hemen her akşam yapan Hava Durum'u sunucularını ve Belgesel seslendiricilerini,fsizin yardımınızla bu konuda duyarlı olmaya davet etmektir. Umarım yararı olur.

Her milletten olmanın faydası var
Yılın son günü eğlenceli bir yazı buldum İnternet'ten. Her ülkenin bazı karakterleriyle kah dalga geçen kah gerçeği mizahi biçimde dile getiren bu yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim. Bakılım siz milletlerin bu özelliklerine katılacak mısınız?

FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI
Geceyarısı TRT 2'de yayınlanan filmleri seyrederken altyazıları okumanız gerekmez.

Kendi nükleer silahlarınizı başka ülkelerde denersiniz.

Salyangoz ve kurbağa yiyebilirsiniz.

Kadınlar konuşmanıza bayılır. Çirkin olsanız da sinema yıldızı olabilirsiniz.

AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI
Seçmeseniz de bir kadın başkan ülkeyi yönetir.

Yeteri kadar paranız varsa istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.

Dünyanın en garip kıyafetlerini giyseniz bile kimse kafasını çevirip size bakmaz.

Tanımadığınız herkese "merhaba" diyebilirsiniz.

Dünyanın en gelişmiş milletine mensup olduğunuzu düşünürsünüz.

İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI
Sıcak bira içebilirsiniz

Wimbledon'da tenis izleyebilirsiniz

Geçmişte yaşayarak hala imparatorluk olduğunuzu düşünebilirsiniz.

Haftada bir kere banyo yaparsınız.

Madde dörde göre iç çamasırı değistirirsiniz.

İTALYAN OLMANIN FAYDALARI
Kürk giydiginiz için utanmazsınız.

Makarna sıkıntısı çekmezsiniz.

İşe istediğiniz saatte gidersiniz

İşten istediğiniz saatte gelirsiniz.

Ülke Sicilya'dan yönetilir.

İSPANYOL OLMANIN FAYDALARI
Amerikayı kılıçtan geçirmekle övünürsünüz.

Sahilleriniz Almanlar ve İngilizler tarafindan işgal edilmiştir.

Gerisini zaten Araplar işgal etmişlerdir.

Sokakta boğalar koşar.

Kadınları etkilemek için dar pantolon giymek zorundasınız..

HİNTLİ OLMANIN FAYDALARI
Harika bir İngilizceniz olur.

Sabahtan akşama meditasyon yaparsınız.. Evde dolaşan maymunlarınız olur.

Bilgisayar uzmanı komşunuz vardır.

Kamasutra'yı çok iyi bilirsiniz.

ALMAN OLMANIN FAYDALARI
Her işinizi Türklere yaptırırsınız.

Türklere "merak etmeyin sizi Avrupa'ya alacağız" dersiniz.

Sıkılınca Türklerin evlerini yakarsınız.

Tarihinizden bahsetmezsiniz.

Çok sıkışınca "SUÇLUYUM" dersiniz.

KANADALI OLMANIN FAYDALARI
Yılın12 ayı bahçede buz hokeyi oynayabilirsiniz.

Başbakan gençliğinde esrar çektiğini söyleyince oyu artar.

Fransızca konuşanlar İngilizce de konuşur.

Amerika fazla uzak değildir.

Kendinizi uyuyan dev olarak nitelendirirsiniz.

AVUSTRALYALI OLMANIN FAYDALARI
Büyük dedenizin dünyanın hiç bir ülkesinin kabul etmediği eli kanlı bir cani olduğunu bilirsiniz.

Soğuk bira içersiniz.

Plajda soğuk bira içersiniz.

Evde soğuk bira içersiniz. Timsahları seyrederken soğuk bira içersiniz.

TÜRK OLMANIN FAYDALARI
İçten ve dıştan bütün saldırılara, enflasyona, trafik canavarına, komşularına, Avrupa'ya ve bütün dünyaya rağmen asırlardır ayakta kalarak doğal seleksiyonun yarattığı en güçlü millete ait olmanın tadını çıkartırsınız.

Bütün dünyanın kaos olarak tanımladığı durumlarda kendinizi evinizde hisseder, huzur içinde yaşarsınız. Dünyanın en güzel plajlarında, dünyanın en güzel manzaralarına karşı denize girer, bununla da kalmaz denizde, kuyuda soğutulmus karpuz yersiniz.

Hatta akşama rakı, yanında meze istersiniz. Radyo dinlerken duydugunuz bir parçayla kaderinize küser ağlamaklı olur, ondan sonraki parçayı duyar duymaz kalkar fıkır fıkır oynarsınız.

Her sabah vatanı kurtarmak üzere yeni bir senaryo ile uyanır, bugünün işini yarına bırakarak yatarsınız.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır