Türkiye siyasetinin gençleşmeye ihtiyacı olduğu açık.. Ama siyasette yıpranma ve kirlenmenin yaşla çok ilgisi yok.
Pek alâ çağı yakalamış, yenileşmesini tecrübeleriyle zenginleştirmiş bir lider, başarısız iktidar deneyleri, yolsuzlukları ve yalanları ile gözden düşmüş genç bir siyasi peluzeden daha makbul olabilir.
DYP son zamanlarda Başbakan Ecevit'in yaşını ve hastalık söylentilerini, muhalefet siyasetinin ekseni yapmaya başladı.
Konuyu Çiller ilk kez geçen ay af yasası vesilesiyle gündeme getirdi:
"Nerede Başbakan?. Başbakan'ın yerine koyduğu kişi kim, o da belli değil. Çıkın deyin ki 'Ben bu işi yapamıyorum, işte bir kayyum var orada'.. Onu ilân edin, millet nereye gideceğini bilsin.."
Ardından DYP milletvekili Kamer Genç devraldı misyonu.. Meclis'te "Yorgun vücutlarla, yorgun beyinlerle Türkiye'yi idare edemezsiniz" dedi;
"Sovyetler Birliği'nin nasıl battığını biliyorsunuz. 70-80'likler geliyordu, 3-4 ayda bir cenaze kalkıyordu.."
Menderes'ten ilham..
Çiller bu ay, iktidarın yumuşak karnı saydığı yere bir yüklenme daha yaptı:
"IMF ellerine bir metin veriyor 'Al bunu imzala' diyor. İmzaladıktan sonra okuyarlar. Bu sabah gördüğümüz gibi ellerine verilmiş metni, titrek titrek okuyorlar.."
Bu kaba saldırıların tek hayrı, siyasetin sol kanadında yaşanan 25 yıllık husumeti yumuşatmak oldu.
CHP Genel Başkanı Baykal "Siyasette sağlık ve yaş gibi konuları eleştiri konusu yapmayı yakışıksız buluyorum" dedi. Ecevit de Baykal'a sıcak sözlerle karşılık verdi.
Çiller'in bu polimiği nereye kadar taşıyacağını merak edenler, Menderes'in Söylev ve Demeçleri adlı eserin döndüncü cildini okurlarsa aradıkları cevabı bulabilirler.
O kitap, DYP kurmaylarının "zaman tüneli"nde 1950'lerde gezinirken Menderes'ten ilham aldıklarını gösteriyor. Kitabı Çiller mi okudu, yoksa okuyan biri "Buldum!.." diye ona mı koştu, belli değil ama kaynak, kastı ele veriyor. İşte 498'inci sayfa..
Ecevit kimin eseri?
Başbakan Menderes, 1954 seçiminde Sivas'ta İnönü'ye verip veriştiriyor. (S: 498)
".. Kalbinde ne varsa çıkarsın. Fakat İstanbul nutkunda yeni bir şey söylemiyor. Yazılıp eline tutuşturulanlardan başka bir şey söyler de belki gaf yaparım korkusuyla acemi dava vekili gibi müdemadiyen 'İfade-i sabıkamda ısrar ediyorum' diyor.."
Daha sonraki sayfalarda hakarete varan saldırılar yöneltiyor Menderes İnönü'ye:
"Bu, kitapsızlığın ta kendisi değil midir?."
"Siyasi iki yüzlülük, sahtekârlık.."
"Zerre kadar haysiyeti varsa.."
"Kör olası ihtirasları.."
Çiller aynı kaynaktan beslenmeye devam edecek mi acaba?
Yoksa uğradığı üst üste seçim yenilgilerine rağmen milletin "git" emrine direnmesi sonucu halkın yaşlanan Ecevit'i tekrar iktidara getirmesinden kendine dönük bir sorumluluk çıkararak susmayı bilecek mi?
Tarih okumak iyidir ama...
Kendini bilmek daha da iyidir!