|
|
ABD ile yeni dönem
ABD Başkanı Bush'un Savunma Bakanlığı'na Donald Rumsfeld'i getirmesi Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde ağırlığın PENTAGON'a kayacağı işaretini veriyor
ABD'nin birkaç gün sonra görevi devralacak yeni Başkanı George W Bush'un, Savunma Bakanlığına Donald Rumsfeld'i getireceğini açıklaması, Türk-ABD ilişkilerinin Bush döneminde farklı bir yatakta akabileceğinin işaretlerini veriyor. Rumsfeld'in Savunma Bakanı olacağının açıklanmasıyla, Bush yönetiminde ABD dış politikasını belirleyecek olan Başkan Yardımcısı-Dışişleri Bakanı-Savunma Bakanı üçlüsü tamamlanmış oluyor. Bu üçlüye yakından baktığımızda Washington'un yeni dönemdeki dış politikasının Türkiye'deki olası yansımalarını da bulabiliriz. Başkan Yardımcısı Richard Chenney, Bush'un babasının Savunma Bakanı. Körfez Savaşı sırasında Türkiye ile yakından ilgilendi. En son Eylül ayında Binyıl Zirvesi için New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile uzun bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Chenney ile "Bush kazanırsa Türk-ABD ilişkilerinin bundan olumsuz etkilenmeyeceği" konuşuldu.
Bush, emekli Orgeneral Colin Powell'i de Dışişleri Bakanı olarak atadı. Soğuk savaş yıllarından kalan bir refleksle Türkiye'nin bölgedeki stratejik rolünü hep önemseyen ABD ordusunu yöneten Powell'in, bu bakışı Dışişleri Bakanlığı'na taşıması kaçınılmaz. Nihayet, Rumsfeld de, aslında Savunma Bakanlığı'na değil, George Tennet'in yerine ABD gizli servisi CIA Başkanı olarak atanmayı bekliyordu.
AĞIRLIK PENTAGON'DA
Rumsfeld'in Savunma Bakanlığı sırasında öncelik vereceği üç konu var:
* Balistik füzelerin yayılmasının önlenmesi,
* Bilgi teknolojilerinin yaygınlaştırılması,
* Uluslararası terörizme karşı işbirliği.
Bu dosyalardan üçüncüsü doğrudan, birinci ve ikincisi de dolaylı olarak Türkiye ile ilgili.
Ancak Türk-ABD ilişkilerinde ABD Savunma Bakanlığı'nın, yani PENTAGON'un ağırlık kazanacağının diğer bir işareti ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Türkiye ile ilgilenen Avrupa ve Ortadoğu bölümlerinin ilgisinin son dönemde dağılmasına karşılık PENTAGON'un, İncirlik Üssü'nün hala bölgedeki Batı çıkarlarının en büyük kalesi olduğunu düşünmesi. ABD Silahlı Kuvvetleri'nin aynı anda Avrupa ve Ortadoğu'da operasyon düzenlediği tek üs olma ünvanı hâlâ İncirlik'te.
PENTAGON merkezli ilişki ne getirir?
TÜRK-ABD ilişkilerindeki ağırlığın PENTAGON'a kayması, Türkiye'deki demokratikleşme sorunlarından çok güvenlik sorunlarının öne çıkması da demek olur. Bu durum, AB ile ilişkilerinde sıkıntı yaşayan Ankara'yı kısa dönemde rahatlatabilir. Örneğin, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği oluşumundaki sorunlar Ankara'nın istediği yönde gelişebilir.
Keza Türkiye'nin AB üyeliği yolunda atacağı adımlar arkasında ABD desteğini daha çok duyabilir. Ermeni sorunuysa bu yeni dönemin ilk sorunu olmaya aday. Ancak eğer Clinton'u Türkiye'den yana tavır almaya zorlayan ABD Genelkurmayı yine ağırlığını koyarsa, bu kez sorun daha kolay aşılabilir.
MURAT YETKİN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|