kapat

30.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Şöhretimi çağla yeşili pantolona borçluyum
Erdoğan, "Gençliğimde aldığım yeşil pantolonumla arkadaşlarım çok dalga geçtiler. Beni bu kadar aşağılamasalardı belki de mizahçı olmayacaktım" dedi

Cosmopolitan dergisinin Ocak sayısına konuşan şair tiyatrocu Yılmaz Erdoğan kendisine ve hayata dair ilginç açıklamalarda bulundu. Hayatın kendisini şaşırtmadığını söyleyen Yılmaz, 'Chat ortamında bir sürü Mükremin var. Tutunamadım orada' diyor. İşte Cosmopolitan'ın Ocak sayısında yayınlanan 'Yeşil Pantalon Aranıyor' başlıklı röportajdan ilginç bölümler:

*Sizi seksi erkek ilan ettik geçenlerde. Şiirlerinizde kendinizden pek de hoşnut olmadığınız anlaşılıyor.

"Ankara yıllarında böyle bir sorunum vardı. Sanırım herkesin vardır o yaşlarda. Ankara'da kendimi biraz da konuz oyuncu gibi, her an dışlanabilecek hissettiğim bir dönem oldu mesela. Babaannemin üç aylığı aldığı gün pantolan almaya gittim. Daha önceden almıştım sözünü.. Dar paça, boncuklu kotların olduğu dandik bir dönem vardı ya, işte o sıralar... Kadife bir pantolan aldım. Renk körü olduğumu da bilmiyordum henüz. Öyle bir yeşil almışım ki, bu kadar olmaz. O kadar fena aşağılandım, o kadar dalga geçtiler ki benimle.. Bu kadar dalga geçmeselerdi belki mizahçı olmayacaktım. Ben kendimi savunmak için saldırıyorum sağa sola. Ama şimdi daha çok saldırıyorlar. Bir yeşil pantolon alıp, baştan başlamalıyım."

*Hayatın sizi şaşırtmadığından söz etmişsiniz..

"Hayatı okumakta yazmaktan geçen, öğrenmeye çalışan, hayata entelektüel giysiler giyerek yazı lezzetiyle bakan insanlarda Ğki benim en iyi olduğumu düşündüğüm yol budur- biraz daha az şaşırma ve bildik şeyleri yaşarken sanki çok başka türlü algılıyormuş gibi yaşama vardır. Aşk da böyle. İki entelektüel de aşkı yaşarken bildiğimiz tuzaklara düşer ama onu başka türlü isimlendirir. Daha karışık hale getirir, çözümünü de zorlaştırır. İki okumuş yalamışın kavgası kimi zaman çok daha lezzetsizdir."

* Chat yaptınız mı?

"Bir kere girdim. Dünyanın en kötü geyik muhabbetini orada yapıyorlar. Ben Yılmaz Erdoğan'ım dedim. 'Tabii tabii' deyim gittiler. Bir sürü Mükremin var. Tutunamadım orada."

*Şiirlerin bir anı değeri var mı?

"Bütün isimler gerçek, hiçbirini değiştirmedim. Çok sahici yazdığımı düşünüyorum. Melike de henüz aramadı (adı geçen bir hatun). Belki de okumuyor."

* Gücü, parayı, ünü yakışıklılıkla iç içe düşünebilir miyiz?

"Tabii. Ben ünlü değilken, yakışıklı listesinde yoktum. Ama yine karizmatik birisiydim. Çok hakkım yendi yıllarca."

* Ne bekliyorsunuz insanlardan?

"Hiçbir şey beklemiyorum... Olabildiği ölçüde dürüst, dürüstü de geçtim kendisi gibi olsun yeter."

* Çok acı anlattınız. Müslüm Baba'ya özel bir sevginiz varmış. Hala seviyor musunuz?

Her kasetinde bir tane çok sevdiğim şarkısı vardır. Bundan önceki kasetinde bir şarkısı vardı: "Bakma bana öyle bakma. Bir bakışta tanıyamazsın, çözemezsin ruhumun ince derin köşelerini..." Bu şarkıyı çok seviyorum.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır