kapat

29.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Eğlenme telaşı

Her yıl yılbaşı arifesinde ortalığı bir telaş sarar. Hediye alma telaşı... Yılbaşı sofrası donatma telaşı... Ağaç süsleme telaşı... Ne giyeceğim telaşı...

Ama bütün bunlar fasa fisodur. Telaşın aslı "Nasıl eğleneceğim?" telaşıdır.

Bütün özel günlerde üzerinizde hissettiğiniz o baskı; özel bir şeyler yapma ve eğlenme baskısı, yılbaşlarında toplu bir histeriye dönüşür.

Eğlenme telaşı telaşların en yorucusudur. Öyle yorucudur ki, sık sık pes edip pijamalarınızı giyip yatağa kaçmanın eşiğine gelirsiniz. Ama bunu da kolay kolay yapamazsınız. Hem, "belki bu yıl eğlenebilirim" umudunu tüketmemişsinizdir, hem de yarın öbürgün, "Bu yılbaşı ne yaptın" diye soranlara, imajınıza uyan bir cevap verme zorunluluğu hissedersiniz. O yüzden de kolay kolay pes edemez, sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenir gibi yapmaktan, kafanızdaki o konik şapkalarla coşmuş gibi zıplayıp durmaktan pestile dönersiniz.

Eğlence ve "dağıtmak" sözcüklerinin hep bir arada kullanılması boşuna değildir. Eğlenmek için "dağıtmak" gerekir. Neyi dağıtmak? Kendini, kendi hayatını... Çünkü gerçek hayatın kapıları eğlenceye sımsıkı kapalıdır. Eğlence bir türlü gerçek hayatın içine sızamaz. Neş'e perisi ancak, o hayattan mümkün olduğunca kopulabildiği zaman yakalanabilir.

O yüzden de var gücünüzle "dağıtmaya" çalışırsınız.

Ve ertesi sabah, bütün bir gece eğlenmiş gibi yapmanın yorgunluğuyla ve bütün bunların büyük bir yanılsama olduğu gerçeğinin buruk tadıyla uyanırsınız.

***

Geçen gün bir kadın arkadaşımla yılbaşından söz ediyorduk.

"Biliyor musun, tam beş yılbaşıdır yalnızım. Yeni yıla birlikte gireceğim özel bir kimse yok" dedi kendine acıyan bir sesle...

"Tam beş yıldır yalnızım" demek yerine, "tam beş yılbaşıdır yalnızım" demesi sadece bir dil sürçmesi değildi kuşkusuz.

Yılbaşıları aynı zamanda, yalnızlıkların, kalabalıklar içinde yaşanan gizli dostlukların, aile ile anlaşmazlıkların kabak gibi açığa çıkıverdiği günlerdir. "Kiminle ya da kimlerle gireceğim" sorusu, ilişkilerinizde ne kadar başarılı ya da başarısız olduğunuzu ortaya çıkaran bir turnosol kağıdı gibidir. Müziğin durmasıyla herkesin bir sandalye kapıp beceriksizlerin ortada kaldığı bir sandalye oyunudur sanki.

Eğer ortada kalanlardansanız, beceriksizliğinizi o kadar yoğun hissedersiniz ki, bunun acısı koca bir yılı yalnız geçirmekten daha ağır gelebilir.

***

Tabii bütün bu yazdıklarım, küçük bir grup için böyledir.

Büyük çoğunluk ise, bütün bu eğlenme telaşının ve gerginliğin dışında, o geceyi, herhangi bir gece gibi geçirmeyi daha baştan kabullenmiştir.

Ama bu kabullenişte, o küçük grubun yaşadığı anlamsız çırpınışı protesto ve küçümseme kadar, çaresizlik ve üstü kapalı bir kahrediş de vardır.

Her neyse...

Yılbaşını ister eğlenme çırpınışı içinde geçirenlerden, isterse bu çırpınışı küçümsemeyenlerden olun, aynı gerçeği fark edersiniz:

Eğlenmek zor zanaattir ve yılbaşı geceleri insanlığın en can alıcı sorunlarından birini de eğlenememek olduğunun inkar edilemez bir biçimde ortaya çıktığı zamandır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır