


Batıyla restleşme yılına giriyoruz!
2000 yılı da ne yaman geçti. Sancılarla sevinçlerle geçti. Kimini az buçuk güldürerek, kimini ağıtlara koyup ağlatarak geçti. Bu yılın adını koymamız gerekirse; çok gerçekçi bir yıl oldu.
Özellikle Avrupa gerçeği...
Kamçı gibi şakladı....
Türk titre ve kendine bak!
Avrupa; Türkiye'yi şu anda görüşmeye değecek bir ülke olarak görmediğini ancak 2010 yılından sonra "oturup konuşulabilecek" bir ülke ilan etti. Böylece Türkiye, tam üyelik kuruntusunun ve kendini oraya yakıştırmış olmasının gerçekle bir bağlantısı olmadığını görüverdi. Avrupa'nın tam üyelik için görüşme başlattığı 11 ülkenin 10'undan daha iyi durumda olmasına rağmen Türkiye'yi bu sepetin içine koymadılar. Türkiye'ye "Güneydoğu'da 'Kürt kimliğini' tanımayı, Kıbrıs'ta taviz vermeyi, Ege'de Yunanistan'la anlaşmayı içine sindir, demokrasini yerleştir, bütçe açıklarını kapat, köylülüğü azalt, enflasyonu Avrupa düzeyine indir, insan haklarını, doğa haklarını, hayvan haklarını demokrasine yerleştir de gel" dediler.
Hazmettirse alacaklar mı?
O da belli değil...
***
Belki de "Sen sünnetlisin, cerraha git, kestirdiğin parçayı yapıştır da gel" diyecekler. Belki de "Muhammed'in camisini bırak, İsa'nın kilisesine gel" diyecekler.
Türkiye'yi keskin viraja....
Zorlayacaklar...
Hiçbir millet...
Bu kadar keskin virajlar alamaz.
Beli kırılır...
Ama Avrupa işte bu...
Keskin virajları almışların topluluğu. 2000 yılında bu gerçek ortaya tabak gibi çıktı. Türkiye zaten üye değildi. Üye olarak alınsaydı; mali, sosyal, siyasal, kültürel maliyeti olacaktı. Bunu Avrupa ödeyecek, Türkiye kazançlı çıkacaktı. Avrupa'nın bu maliyeti ödemeye zaten oldum olası niyeti yoktu. Dolayısıyla Avrupa Türkiye'ye "Gidin 2010 yılında gelin...." demekle bir kot aşağı inmiş değiliz.
Değişen bir şey yok..
Sadece Türkiye'yi Avrupa'ya uygun göremediklerini açığa vurmuş oldular. Avrupa üyeliği, yakın gelecek için, bitti...
Ama modernleşme sürüyor...
Avrupalılaşma sürecek...
***
Türkiye kendine özgü bir Avrupalılaşmayı, çağdaşlaşmayı, modernleşmeyi kesintiye uğratmadan sürdürecek. Eli mahkum, ayağı mahkum, coğrafyası mahkum, tarihi mahkum sürdürecek. Yeni yılda da içine kapanmadan, yorulmadan, usanmadan, küsmeden, tesbih böceği gibi kabuğuna çekilmeden "Avrupa onu içine kabul etmese de Avrupalılaşma yolunda yürümeyi" sürdürecek.
Bu yüzden 2001 yılı...
Çok daha gerçekçi geçecek...
2001 yılında Türkiye, "batıyla yeniden restleşmeye" kaçınılmaz olarak girecek. Avrupa Birliği'nin kurulmasına karar verdiği Avrupa Ordusu'na Türk Ordusu'nu almıyorlar. 65 bin kişilik Avrupa Ordusu'nda hiç değilse 4-5 bin kilişilik Türk askeri, 3 Türk generali, 10 Türk albayı, yüzbaşısı olsun istemiyorlar. NATO ise "Türkiye'nin dışarda bırakıldığı Avrupa Ordusu"nu destekliyor.
Türkiye de NATO üyesi değil mi?
Evet 50 yıldır üyesi...
Fakat NATO'nun desteklediği Avrupa Ordusu'na NATO'nun 50 yılık üyesi Türkiye'yi almıyorlar. NATO'nun ABD dışındaki diğer bütün üyelerinin hepsi Avrupalı... Türkiye de 1963'ten beri Avrupa'ya üye olmak için resmen sıraya girmiş. Fakat yine de Avrupa Ordusu'nda Türkiye yok.
Türkiye veto ediyor.
Türkiye batıyla restleşmek zorunda bırakılıyor. Ve 2001 yılı "Türkiye'nin batıyla yeniden restleşme yılı olarak" geliyor.