kapat

29.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Kes sesini Bülent!

17 sene futbol oynadıktan sonra hakem olmaya karar verdim. Çünkü onlardan futboculuğumda çok çektim. Neler gördüm, neler yaşadım. Hilmi Ok, beni bu camianın içine itti ve destekledi. Hakemlikte yükselirken kimsenin çantasını taşımadım. Orasını burasını yalamadım. Yalakalık da yapmadım. 9 yıllık hakemlik hayatım boyunca hiç kürtaj olmadım veya çocuk düşürmedim! Hakemlik yaparken de, hakemlikten sonra da ne gözlemci ne de MHK üyesi olacağımı beyan ettim. Şu an yalnızca basının içindeyim.

İstediğim tek şey var. Liglerde mücadele eden futbolcular ve teknik adamlar, -tabii ki yöneticiler de- ne kadar çalışıyorlarsa o kadar karşılığını alsınlar. Başkaları, yani hakemler buna tesir etmesinler. Ters işler yapılmasın. Zaman zaman bazı şeyleri ikaz ediyorum. Ama bundan bazıları çok rahatsız oluyor. Hemen cevap veriyorlar. Acaba gocundukları bir şey mi var.

Bilenler hep susuyor
Bakın arkadaşlar, hakemliğinde kürtaj olan, çocuk düşüren birisi gözlemcilik yapmaya kalkarsa ve MHK'ye girerse tehlike daha da büyür. Kötü şeye alışan insan, bu işleri kolay kolay bırakamaz. Sigara gibi, alkol gibi, uyuşturucu gibi. Tedavi olması gerekir.

Bazı şeyleri söylüyorum, gelip bir yerde duruyorum. Dikkatle izlerseniz adresleri veriyorum. Ama daha fazlası benim işim değil. Zaman zaman düşünüyorum. "Sana ne be Erman, bu işten zararı sen görmüyorsun, kulüpler, antrenörler,. futbolcular görüyor. Sesini kes otur" dediğim de oluyor. Ama dayanamıyorum. Ve bir şeyi hayretler içinde izliyorum. Bir Celal Doğan, İsmail Uyanık, İlhan Cavcav, Sadri Şener, Cavit Çağlar, Mukan Perinçek, Fethi Heper, Sabri Mermutlu, Zeki Çol, Talat Tokat, Ahen Tüzün, Bülent Tulun, Mehmet Cansun gibi değişik gruplardan bir kaç isim hemen aklıma geldi. Bunların adedini artırabiliriz. Bu arkadaşlar o kadar şey biliyorlar ama susuyorlar. Ben de şunu teklif ediyorum. Özellikle yönetici sınıfında olanları, bu hakem alemi çok ilgilendiriyor. Çünkü sonunda onlar okkanın altına gidecekler. Bence bazı operasyonların onlar tarafından yapılması gerekir.

Talat Tokat olayı!
Geçen gece atv'de Faik Çetiner'in programında Bülent Yavuz'la Metin Tokat, Oğuz Sarvan için atv mikrofonlarına verdiğim beyanata tepki göstermişler. Olabilir. Onlara kızmıyorum. Yalnızca Metin'e dedim ki "Git babana sor." Yani Talat Tokat'a. O çok şeyi bilir. Çünkü Talat Tokat, MHK'de çalışırken, bu pis işlerin üzerine çok gitti. Bayağı adam temizledi. Ama hâlâ bitmediler. MHK'ye bir daha gelse yine elinde orak, biçmeye devam eder, doğru da yapar. Ama bunlar bir kişinin yapacağı işler değil. Kulüp yöneticilerinin yardımcı olmaları lazım.

Son sözüm Bülent Yavuz'a. Bak Bülent. Arkadaşımsın, ama arkadaşım olman senin hakkındaki uygulamalarımı ve fikirlerimi değiştirmez. O zaman yaptığım bu işe ihanet etmiş olurum. Hasbel kader MHK Başkanı oldun. Ben Federasyon Başkanı olsam, arkadaşım olmana rağmen, seni hakem aleminin yanından geçirmem. Bak Bülent, Haluk babana iyi sarıl. Sesini kes, otur oturduğun yerde. Öyle veya böyle geldiğin o mevkide çok çalışmaya, dürüst ve düzgün hareket etmeye ve şaibesiz bir lig bitirtmeye mecbursun.

Eski F.Bahçeli Hıncal
Bizim Hıncal bir alem. Pazartesi akşamı televizyon programına şöyle bir baktım. Lucescu'yu parçaladı. Yönetime salladı. Futbolcuları biraz gıdıkladı. 'Olabilir' dedim. O şimdi G.Saraylı bir takım yazarı. Herşey normal. Ama ondan sonra söyledikleri karşısında ağzım açık kaldı. 'Bu Fenerbahçeli yazarları anlayamıyorum' dedi. 'Adamlar galip geldikleri maçlardan sonra bile takımı eleştiriyorlar. Hiç iyi yazmıyorlar.'

Ya Hıncal, 3 dakika evvel sen G.Saray'ı öldürdün. 3 dakika sonra tam tersini savunuyorsun. G.Saray'ın içerdeki maçlarına gidiyorsun. Dışardaki çok maçına da gitmiyorsun. F.Bahçe'nin kaç tane maçını izledin de Fenerli yazarlara sallıyorsun? Ama bir yerde haklısın. Ne de olsa eski F.Bahçeli'sin.

Maçı televizyondan izlemekle, stattan izlemek arasında yüzde 100 fark var. Ama o gün seni dinledikten sonra, statta da çok dikkatli izlemediğini, yanındakilerle gırgır yaptığını zannediyorum.

Fatih sakatlıktan çıktı
Hıncal, Lucescu'ya diyorsun ki; 'Fatih'i niye oyundan aldın.' Adamın 10 dakika baldırı çekti. En az 4 kere kenara 'Beni alın' diye ikaz etti. Görmedin mi Hıncal, Fatih sakatlandığı için çıktı. Bir de öteki cümleni beğendim. Hani diyorsun ya, 'K.Emre'ye çok vuruyorlar. Çocukcağız 3 defa sedyeyle kenara geldi, sonra oyuna girdi.'

Sevgili Hıncal, Emre sempatik futbolcu, ona biraz sertçe giriyorlar. Fazla vurmuyorlar. Ama senin bu saçma konuşmalarından sonra birisi kızar, bir girerse o K.Emre, bu sefer sedyeyle tam çıkar bir daha giremez. Hepimiz de çok üzülürüz. Kimseyi tahrik etme. Zaten şu sedyeye aklım ermiyor. Sedyeyle oyundan çıkan bir futbolcu, nasıl oyuna dönebilir. Ama bizde seyirciyle ve hakemle bu tarzda oynanmaya başlandı.

Ama bir gün bir ters teperse, zararını bunu yapanlar görürler. Rakipleri tahrik etmeyin. Hagi, Antalya maçında 3 metrekardede Kamil'e üst üste üç defa çalım atmaya kalktı. Sonra da tekmeyi yedi. Hakemin burada Kamil'e sarı kart vermesi gerekirdi. Vermedi bu sefer Hagi itiraz etti, sarı kartı yedi. Futbolun önemli unsurlarından biri de centilmenliktir. Rakiple dalga geçilmez. Onu küçük düşürmeye kalkarsan, senden intikamını alır.

O zaman da senin konuşmaya ve itiraz etmeye hakkın olmaz.

Ofsayta düştün Fatih Terim
Fatih Terim, CNN'de İhsan Topaloğlu ile söyleşi yapıyor. Terim, iyi bir teknik direktör. Ama televizyonda biraz acemi. Neden mi? Geçen haftaki programı kendisi bir daha izlesin. Eğer ayak ayak üstüne atacaksa, sağ ayağını solun üzerine atması gerektiğini görür. Sol ayağının tabanını İhsan Topaloğlu'nun suratına doğru döndürmesi, yanlış bir görüntüydü. Sevgili hocam, o pozisyonda ofsayt vardı. Bir daha yapmayacağını tahmin ediyorum. Her işte her gün, hepimiz tecrübe kazanıyoruz. İnsanın başından geçmeden farkedemiyor. Aynısı bizim Hıncal'la yaptığımız Kale Arkası programında başımıza geldi. Yönetmen 'Oynatalım Uğur' karşıdaki kamerayı biraz fazla aşağı indirmiş. Biz normal oturuyoruz veya bize öyle geliyor. Akşam bir seyrettim, beynimden vurulmuşa döndüm. Millet bizim bacaklarımızı ve popomuzu seyretmekten, söylediklerimize dikkat edemedi. Ertesi hafta seyirciden de özür dileyerek, takım olarak daha dikkatli hareket ettik.

Birleşmiş Milletler
Mustafa Denizli demiş ki, "Bizdeki yabancılar harika. Hepsi Türkçe öğreniyorlar." Nijeryalı, Sırp, Hırvat, Yugoslav, Bosnalı, İsveçli, Ganalı, Almancı oyunculardan oluşan sanki Birleşmiş Milletler gibi bir kadroya sahipsin. Yalnızca üç yabancı var! Rüştü, Ogün, Abdullah... Tabii ki Türkçe öğrenecekler Mustafa. Çünkü mecburlar. Başka türlü işler zor.

Ne muhabbet!
Geçen yıllarda F.Bahçe, hakem camiasıyla iyi geçinmediği için eleştiriliyordu. Bu sene işler tersine döndü. İki grubun muhabbeti çok iyi. Zaten F.Bahçe'nin aleyhine ilk yarıda tek penaltı bile verilmedi. Kalesinde bu kadar gol gören bir takım için çarpıcı değil mi? Hakem yöneticiliği enteresan iştir. İstanbul'da üç büyüklerin maçına yavru kuşları gönderirsen, seyirci ve futbolcular onları çıtır çıtır yerler. Deplasmanlara da babaları gönderirsin, tamam olur. Çok kritik maçlara zaten 2-3 hakemin var. Onları verdin mi kimseden ses çıkmaz. Aydan gelen toplara bile penaltı düdüğü çalarlar. Bazen penaltıya maruz kalan adam bile hakemin ne çaldığını anlayamaz. Boş gözlerle etrafına bakar!

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır