Aralık ayı tüketici enflasyonunun yüzde 3, yıllık fiyatların da yüzde 40 çıkacağı varsayımı ile yapılan hesaplama hemen hemen bütün yatırım araçlarının 2000 yılındaki getirisini negatife çeviriyor. Bir tek yatırım aracı enflasyonun biraz üzerine çıkabiliyor, o da repo. Yılın bütününde repo ile devam edilmesi ve ortalama faizin tutturulması koşuluyla yüzde 1.7 reel getiri elde etmek mümkünmüş. Repo yanında ortalaması kaybettirse de, bazı hisse senetleri ile yatırım fonu katılma belgeleri de enflasyonun üzerinde getiri sağladı. Bunun dışında bütün yatırım araçları enflasyon karşısında tasarruf sahiplerine kaybettirdi.
* 1988 benzerliği- Hatırladığımız kadarıyla hemen hemen bütün yatırım araçlarının kaybettirdiği bir yıl 1990'larda yaşanmadı. Ancak 2000 yılı ile 1988 arasında bir benzerlik kurulabilir. 1988 de borsanın kara yılıydı, reel anlamda yüzde 68.0 kaybettirdi. Üstelik bir önceki yıl 1987'de dünyanın en çok kazandıran borsasıyken, en çok kaybettiren borsası oldu. 2000 yılında yüzde 55'e varan reel kaybı ile İMKB yine dünyanın sonuncu sıralarına oturmaya aday. 1988'de altın yüzde 22.1, mevduat faizi yüzde 7.0, Hazine bonosu yüzde 5.3, özel sektör tahvili yüzde 4.0 (o tarihlerde böyle bir yatırım aracı vardı, 1994'ten itibaren ihracı durdu) kaybettirdi. 1988 yılında tek reel getiri yüzde 2.5 ile dolardan sağlanmıştı. Bu yıl da repodan sağlanıyor.
* Vade kısalışı- 2000 yılında mali piyasalarda stresin biriktiğini gösteren bir başka olgu da mevduatın vadesinin giderek kısalması. İstikrar programının yürürlüğe konulduğu ve enflasyonun düşmekte olduğu bir yılda, normalde vadenin uzaması beklenir. Netekim Hazine iç borçlanmasında bu gerçekleştirildi. Ancak bu vade uzaması mevduat kısmına yansımadı. Geçen yıl Türk Lirası mevduatın ortalama vadesi 3.6 ay iken bu yılın Aralık başında 2.6 aya indi. Grafikten de izlenebileceği gibi, döviz tevdiat hesapları dahil edildiğinde toplam mevduattaki vade azalışı biraz daha ılımlı çıkıyor ve 3.5 aydan 2.7 aya iniyor.
Yani bankalar kaynaklarını daha kısa süreli toplamışlar, bunun ortalaması da 2.7 ay. TL mevduatları içinde bir aylıkların payı sene başında yüzde 11.3 iken Aralık başında yüzde 21.0'a, üç aylıkların payı da yüzde 35.7'den yüzde 44.4'e çıkmış. Buna karşılık altı aylıkların payı yüzde 27.5'ten yüzde 15.2'ye gerilemiş. Yani mevduatta bir ve üç aylık vadeye yığılma var.
* Hükümet belirleyici- En azından banka krizinin patlak verdiği Kasım ortasına kadar ekonominin ufkunun uzadığı, gelecekteki yatırımların konuşulmaya başlandığı bir yılda mevduatın vadesinin daralması ters bir gelişme. Faiz düşüşünde aşırıya kaçıldığının göstergesi.
Ekonominin geleceğinde belirsizlik görülmüş ki, hem tasarruf sahipleri mevcut oranlara razı olmamışlar ve kısa vadeli gitmeyi tercih etmişler, hem de bankalar müşterilerini bu vadeye yönlendirmiş olabilirler.
1988 yılında yaşanan ekonomik durgunluk ve yatırım araçlarındaki getirisizlik bir yıl sonra 1989'da tersine dönmüştü. Tabii bu dönüş o zamanki hükümetin ortaya koyduğu icraatla da yakından ilgiliydi.
Hükümetin 2001 yılı icraatlarındaki benzer başarı yatırım araçlarının geçmişindeki eğilimini tekrarlatabilir. Yeterki icraat olsun, gerisi kolay.
İyi bayramlar, mutlu yıllar dileğiyle.
Sonuç- "Büyük kıtlık yılından sonra büyük bereketli yıl gelir"