kapat

28.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


Hangisi doğru?

Kasım ayı sonunda mali piyasalarda yaşanan likidite krizini çevreleyen esrar perdesi bir türlü aralanmıyor. Ortalıkta dolaşan komplo teorilerini pek ciddiye almıyoruz.

Ama o kritik günlerde nelerin ve nasıl olduğu da bir türlü açıklık kazanmıyor. Bu konuda kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Şeffaflık gerekiyor.

Olmuyor. Daha da ilginci, birbiri ile çelişen beyanlar çıkıyor. Son birkaç günde bunun bir örneğini yaşadık. Hükümet tarafından IMF'ye verilen Ek Niyet Mektubunda açıklananla Gazi Erçel'in Abdurrahman Yıldırım'la yaptığı söyleşide anlattıkları farklı.

Şaşırdığımızı ifade etmeliyiz.

Mektuptaki kriz
Ek Niyet Mektubunda Madde 7 doğrudan likidite krizine ayrılmış. Uzun bir alıntı yapmakta yarar görüyoruz.

"Kasım ayının son on günü ve Aralık ayı başlarında Türk mali piyasalarında çalkantıların yüksek olduğu bir dönem yaşanmıştır. Daha sonra TMSF tarafından devralınan, orta ölçekli bir bankanın finansal sorunları ve bu bankanın elinde tuttuğu büyük devlet tahvilleri stoğunu ikincil piyasada satması, başlıca piyasa yapıcılarının devlet kağıtları üzerindeki oranları açıklamalarını askıya almalarına yol açmıştır.

Bu durum, faiz oranlarının yüzde 100-200'e yükselmesine rağmen büyük çaplı sermaye çıkışını başlatmıştır. Aynı zamanda Merkez Bankası aşırı yüksek faiz oranlarının bankacılık sistemi üzerindeki etkisinden endişe ederek Net İç Varlıklar arzını program koridorunun çok üstünde arttırmıştır..."

Devamı bizim için çok ilginç değil. Döviz rezervleri 6 milyar dolar düşünce likiditenin kesilmesini ve IMF'nin devreye girmesini anlatıyor.

Yukarıdaki paragraf çok açık. Demirbank kasdedilerek, bankanın herhalde kara Çarşamba'nın hemen öncesi yada arkasında büyük çapta Hazine bonosu satışına geçtiği söyleniyor. Tam öyle denmese bile, neticede krizin büyük ölçüde bu bankanın Hazine bonosu satmaya başlaması yüzünden çıktığı ima ediliyor.

Karşımızda resmi ve ciddi bir mektup olduğuna göre, buna inanmamak mümkün değil. Bir yerde krizin resmi versiyonu böyle diye düşünüyoruz .

Söyleşideki kriz
Abdurrahman Yıldırım, Pazartesi ve Salı günleri önemli bir gazetecilik başarısı ile Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'le yaptığı uzun söyleşiyi yayınladı. Şimdi Erçel'i izleyelim.

"Kara Çarşamba olarak adlandırılan 22 Kasım günü, söylentilerin odak noktasında olan banka gün içinde piyasadan yaptığı fonlamayı tamamen durdurmuş ve kendisini piyasadan çekmiştir. Yüksek nakit açığı bulunan bu bankanın piyasadan çekilmesi, sistemde yapay bir likidite fazlasının oluşmasıyla sonuçlanmıştır...

Sorunlu bankanın kendini piyasalardan soyutlaması, borçlanacağı likiditeyi piyasada bırakarak kendisini Merkez Bankası ile "başbaşa" bırakması, akşam sistemin kapanabilmesi için Merkez Bankasının kotasyon ihalesi düzenleyerek 1.3 katrilyon TL'lik ilave fonlama yapmasını gerektirmiştir. Oluşan bu "de facto" durum karşısında Net İç Varlıklar bandı yukarı doğru aşılmıştır..."

Dikkatinizi çekerim. Burada Hazine bonosu satışından söz edilmiyor. Tam tersine, bankanın likidite ihtiyacının sürmesi Hazine bonosu satmadığı anlamına geliyor. İki açıklamanın birbiri ile çeliştiği kanısındayım.

Okuyucularımın mübarek Şeker Bayramı'nı kutluyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır