kapat

28.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Bayramınız mübarek olsun ama..

Bayram kültürü de bitiyor.. Rahmetli Burhan Felek'in "Nerede eski bayramlar?" yazılarının etkisi çoktan geçti.. Vatandaşı azdıran tatil sitelerinin ilanları daha baskın çıktı.. Bayram yerleri de yok artık Cambaz İbrahim de..

Ramazan Bayramları'nın gün gelip de necip halkımızın bünyesinde bu tür bir tahribat yapacağını dünyada aklıma getiremezdim..

Evet! Ahalimizin "bayram" kavramından giderek uzaklaştığını, olayı giderek bir angarya gibi gördüğünü izleyebiliyordum.. Lakin böyle bir panik duygusu yaşatacağına yine de ihtimal vermezdim..

On günlük tatil filan bahane.. Bayramla birlikte arabasına atlayan kendini Bolu, İzmir, Antalya yollarına vurdu..

Eğer yola çıktıklarında kar fırtınasına yakalanmasalardı; binlerce özel araç, sebilhane bardağı gibi Afyon-Sandıklı yollarına dizilmeseydi bu gerçeği fark etmeyecektim..

***

Eğer medyamız ölçülü sallamışsa Afyon-Sandıklı yolunda biriken insan sayısı yüzbini bulmuş.. Hepsi de bayram kaçağı..

Evlerinde oturup züvvar bekleyeceklerine; evlerine gelen züvvar takımına hal hatır sorup, birşey ikram edeceklerine; kara kışın ortasında yollara vurmayı tercih etmişler..

Kurt baskını daha iyi..

Afyon Valisi'nden Jandarma Komutanına; Sandıklı Kaymakamı'ndan Mal Müdürüne kadar ne kadar yetkili varsa bunların önüne çıkmış:

- "Değerli vatandaşlarımız.. Yoğun kar yağışı yüzünden yollar kapanmıştır.. Ne zaman açılacağı da belli değildir.. O sebeple buralarda sefil olmayın, İstanbul'a dönün ki tatiliniz battal olmasın.." türünden konuşmalar yapmış..

Lakin ne söylendiyse; İstanbul kaçaklarının bir kulağından girip diğer kulağından çıkmış..

Takmış takıştırmış, bayramlık fistanlarını giyip kollarına burma bileziklerini takmış ne kadar ev hanımı varsa; bu laflara kulak asmamışlar.. Kocalarının direksiyon tuttuğu otoların şoför mahaline lök taşı gibi çökmüş, direnmişler..

Yetkililer "Bu kadar kar hayır değil, yakında buralara kurt da iner.. Geri dönün.." dillerine suratlarını dökerek karşılık vermişler..

Bir gün, iki gün değil.. Tam üç gün karın göbeğinde titreşe titreşe bekleşip İstanbul'a dönmeyi reddetmişler ki manidardır..

Buradan, İstanbul'un kadınlarının; bayramda misafir baskınına uğramaktansa, dağ başında bekleyip kurt baskınına uğramayı yeğledikleri sonucu ortaya çıkar..

***

O Kent şekerlerinin reklamı olmasa belki de çözülme bu kadar hızlı olmazdı..

Ahalimiz bir iki bayram daha idare ederdi.. Ne var ki o reklam millette sinir minir bırakmadı..

Reklamı hatırlayın..

Oldukça yaşlı, seferberlik artığı bir beyefendi takım elbisesini giymiş oturuyor.. Karşısında da hanımı var.. O'nun da süsü yerinde.. Kadın ikide bir kalkıp pencereden bakıyor..

Adam oturduğu yerden "Gelen var mı hanım?" diye sorarken, sesindeki umutsuzluğu saklayamıyor..

Kadının gözlerindeki hüznü daha da vurucu hale getirmek isteyen yönetmen, kamerayı şaryonun üzerinden hareket ettirerek yaklaştırıyor.. Bizler oturduğumuz yerden kahrolmaktayız..

Kadın "Gelen yok.." dercesine kafasını sallıyor.. Kara vicdanlı kameraman bu sırada adamcağıza zoom yapıyor.. Adamcağızın ruhsal çökme katsayısının biraz daha arttığını görüyoruz..

Bir sonraki planda yaşlı adamla karısını pencereden dışarı bakarken görüyoruz.. Adam elini karısının beline koymuş..

Belki o reklam filminin kullanılmayan bölümleri, sinemacı diliyle "şutlarını" da görebilsek deneme çekiminde adamın elinin hafifçe belden aşağı kaydığını görebileceğiz.. Yönetmenin:

- "Stop!" diye naralandıktan sonra;

- "Beyefendi elinize hakim olun.. Belden aşağı inmeyin ki filmin dramatik etkisi kaybolmasın.." dediğini duyacağız..

Reklam başarılı da..

Çekimi monitörden izlerken durmadan üzüm tıkıştıran yönetmenin sert uyarısı işe yarıyor.. Elini istediği gibi gezdiremeyen adamcağızın yüzüne vuran hüzün bir kat daha artıyor..

Seyredenlerin içi; yalnızlığa mahkum olmuş bir çiftin acısıyla "suböreği" kıvamına gelmişken görüntü bir çanak şekerin üzerinde donuyor..

Gerçi iyiniyetle filme alınmış bu reklamın vermeye çalıştığı mesaj "Kent şekerlemesi almazsanız sonunuz böyle olur.." şeklinde belirlenmiş, ancak aynı reklamın yan etkileri önceden düşünülmemiş..

Reklam ürünü tanıtma bazında müthiş başarılı.. Kent şekerlerini insanın zihnine adeta kazıyor..

Bunun yanı sıra insanın aklına "karpuz kabuğu" düşürüyor..

***

O reklam filmini izleyip de "Eyvaaah! Bizim sonumuz da böyle mi olacak?" diye bakışmayan bir tek evli çift düşünemiyorum..

Nitekim, kendini reklam filminin havasına kaptıran ne kadar yetişkin varsa bunalıma girdi.. Kimisi "Ulan senden bana ne fayda var? Büyüdüğünde ziyaretime bile gelmezsin.." deyip çocuğunu durduk yerde tokatladı..

Kimisi de "Bu bayram gayrı buralarda durulmaz.. Ata binen ağadır, atın yönü dağadır.." deyip, barhanasını toplamasıyla birlikte kendini yollara atıp, Toroslar'a doğru vurdu..

Bakın buraya yazıyorum..

Bundan sonra bayramlardan bize bir hayır yok.. İş şirazendesinden çıktı bir kere.. Reklam filmi işin bahanesi oldu..

Kurban Bayramı da böyle olacak.. Millet yine kendini şehir dışına atacak.. Kaçmanın tadını aldılar bir kere, bundan sonra bağlasan durmazlar..

Tesbitime göre ahalimizin gözünü korkutmayan bir tek Kabotaj Bayramı kaldı.. Bir kere Kabotaj Bayramı'nın neden kutlandığını bilen yok.. Bunun denizcilerin bayramı olduğu da bilinmiyor..

O yüzden millet birbirini evinde ziyaret edip "Kabotaj bayramınız mübarek olsun.." demiyor.. Ev sahipleri de onlara kurutulmuş balık ikram etmiyor..

Bereket büyüklerimiz Kabotaj Bayramı'na tatil vermemiş.. Verselerdi, bütün bunları yaşayacaktık..

Üstüne üstlük "bayramlık" niyetine balıkadamı kıyafeti giymek zorunda kalacaktık..

Kıssadan hisse: Dam başında pıtırak.. Tepesine oturak..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır