kapat

26.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MEHMET TEZKAN


Şiddetin ekmeğine yağ sürmeyelim..

Öyle olaylar vardır ki, etkisi aylar, yıllar sonra ortaya çıkar. Farkına varıldığında "eyvah" çığlıkları göğe yükselir ama iş işten geçmiştir.

Bazen kazanmak için çarkı öyle zorlarsınız ki, tam başardım dediğiniz anda dişliler kırılır makine stop eder.

Üstüne üstlük stop eden makine, topluma daha fazla özgürlük daha fazla demokrasi sağlayan enerjiyi de üretiyorsa, onarımı o kadar ağır olur ki bedelini bir kuşak öder.

Hele o toplum bizim gibi sapla samanı birbirine karıştırma hastalığından yüzyıldır kurtulamamışsa, durum daha da vahim demektir.

O toplumun geleneğinde sadece kaba tasnif varsa, nüans kelimesini sözlüğüne bile almamışsa, işler daha da zor, hasar daha da ağır olur.

***

Söylemek istediğim şu; cezaevlerindeki dehşeti yaratanlarla, yarın öbür gün hak arama çabasıyla sokağa çıkanları aynı kefeye koyarsak asıl tedavisi güç yarayı o zaman açmış oluruz.

Doğru.. Kabul ediyorum..Türkiye'ye en büyük zararı, "devrimcilik" şemsiyesine sığınıp, gençleri teröre bulaştıran taşeron örgütler verdi.

Ama onlar zarar verdi diye, dünyaya yıllardır siyahĞbeyaz bakan bizler işin içinden gönül rahatlığıyla sıyrılabilir miyiz? .

Bizim hiç mi suçumuz yok?

Tartışmak istediğim olayın bu cephesi..

Meşru öğrenci eylemleri ile şiddet içeren eylemler arasına kalın bir çizgi çizemedik.

Terörist eylemlerle, öğrenci eylemleri zaman zaman birbirine karıştı. Prof. Emre Kongar'ın saptamasıyla, kimi zaman hepsine öğrencilerin haklı eylemi diye hoşgörüyle baktık. Hata ettik. Kimi zaman hepsine hain damgası vurularak yanlış yaptık. Bir türlü dengeyi sağlayamadık.

Bu nüanssızlık, bu kaba tasnif en çok terör örgütlerinin işine yaradı.

Doğruyla yanlış birbirine karışmıştı..

Tıpkı silahlı eylem propagandası ile düşünce özgürlüğünün birbirine karışması gibi...

Türkiye bu ayrımı da yapmayı beceremedi.. Düşünceyle, silahlı eylem propagandasını aynı rafa koydu. Düşünceyi suç saydı, bedelini de ağır ödedi.

***

İnsan haklarına ne demeli?

Bu evrensel tanım, bir kişinin, açıkça söyleyelim Akın Birdal'ın yanlı tutumu nedeniyle siyasi kimlik kazanmadı mı?

Bu evrensel tanım, devleti yıkmaya yönelik grubun çıkarları uğruna heba edilmedi mi?

İnsanın, insan gibi yaşamasını sağlayan önkoşulların, mesleği, görevi, unvanı ne olursa olsun herkes için gerekli olduğu unutuldu, gitti..

Böyle olunca insan haklarının gerçek savunucuları öcü gibi görüldü.

Savunana kötü gözle bakıldı..

Makinanın dişlisini kıranlar kafamızı öyle karıştırdılar ki, şu gerçeği gözardı ettik: Bir ülkede siyasi otoritenin aldığı tüm kararlara yüzde yüz itaat edilmez. Demokrasi varsa bu kararı protesto etmek, karşı gösteri düzenlemek meşrudur. Eğer meşru kabul edilmiyorsa o ülkede zaten demokrasi yoktur.

Bir ülkede, demokrasi varsa düşünce özgürlüğü de vardır.

Bir ülkede, demokrasi varsa insan hakları da vardır.

İnsan hakları varsa, siyasal şiddet yoktur.

Öğrencinin de, işçinin de memurun da sokaklara dökülüp hakkını araması demokrasinin vazgeçilmez koşuludur..

Bu eylemler olduğu sürece demokrasi gelişir, yücelir.. Öğrenci sesini duyurduğu sürece terör örgütlerinin pençesine düşmez..

***

Yaşadığımız cezaevleri olaylarından sonra yine aynı tehlike bizleri bekliyor. Bu kez kavramları karıştırmayalım. Şiddetin ekmeğine yağ sürmeyelim.

Eylem yapan.. Hak aramak için yürüyen herkes terörist değildir.

Aman dikkat.. Oyuna gelmeyelim..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır