


Zengin müteahhitlerin ayrıcalığı..?
Türkiye'de imtiyazlı gruplar var. Onlar istedikleri her işi cesaretle (!) ve rahatlıkla yapıyor, hiçbir engelle de karşılaşmıyorlar.
İstanbul'un en gözde ve bakımlı semtlerinden Etiler ve Ulus'ta bu imtiyazlı grupların gelir düzeyi birbirine zıt iki ayrı kesimden olabildiğini hayretle görebiliyorsunuz.
Dev siteler yapmak isteyen zengin müteahhitler ve gecekondu yapmak isteyen dar gelirliler..
İkinci gruba oy nedeniyle ses çıkarılmadığı için büyük şehirlerimizi, başta İstanbul olmak üzere kaybettiğimizi biliyoruz.
Birinci gruba neden (!) orman, sit alanı, şehrin göbeği, yasa masa denmeden her türlü kolaylığın sağlandığı ise bilinmiyor.
Bilinen, bu iki grup yüzünden barajlarımızı, ormanlarımızı, caddelerimizi ve hatta sağlığımızı kaybederek Türkiye'yi hızla taş yığınlarıyla dolu kocaman bir çöle çevirdiğimiz..
Akmerkez'in arkasında yapılan Maya Sitesi'nde önceleri evlerin balkonları kaldırımların üzerine kadar çıkarılmıştı. Şimdi bu sorun ortadan kalkmış. Kaldırım siteye dahil edilmiş. Bu da yetmeyip caddeye taşıldığı için caddenin şekli değişmiş. Hani ilerde bu caddeyi genişletmek isteseler Ğki kesinlikle isteyeceklerdir- bir santim bile açacak yer yok. Ayrıca sitenin karşısındaki ilköğretim okulu öğrencileri okul çıkışında bu kaldırımı kullanırlardı, şimdi caddeden yürüyorlar.
Beşiktaş Belediyesi'ne semt sakinlerinden, muhtarlıktan şikâyetler yapılmış ama gelen cevaplarda böyle bir durum olmadığı belirtilmiş.
Maya Sitesi'nde daireler 1 milyon dolardan, müstakil evler ise 3 milyon dolardan az değil.. Ne deniz gören, ne de doğru dürüst bahçesi olan evlerin fiyatları korkunç, satıştan elde edilen kazançlar ise müthiş. Onun için de her metrekarenin çok önemli olduğu muhakkak. Ama bir veya birkaç kişi milyar dolarlar kazanacak diye bu duruma göz yumulması kabul edilir gibi değil. Yok eğer herkes bu kadar rahat hareket edebiliyorsa, ben de aynı semtte oturuyorum ve evimin balkonlarını, bahçesini caddeye taşırmak istiyorum. Umarım belediye için bir mahsuru yoktur.
Bu semtteki gecekonduların sayısı da hızla artıyor
Okurlarımız Gazete Muhabirleri Sitesi, Güzel Turizm Sitesi ve Sekmanlar Sokak arasında kalan boş alanlarda ev sayısının giderek arttığını, getirilecek olan gecekondu affı ile hepsinin hak iddia edeceklerini, belediyenin ise telefonla yapılan şikâyetlere kulak asmadığını söylüyor ve şunları ekliyorlar;
Adı gecekondu ama bu evlerin hiçbiri bir gecede konmuyor. Aksine hiçbir huzursuzluk korku duymayan sahipleri tarafından günler haftalar boyunca rahatlıkla inşa ediliyorlar."
Beşiktaş Belediye Başkanı Sayın Yusuf Namoğlu'nun bu gecekondulara ve zengin müteahhitlerin hatırı için yayaların caddeye itilmesine neden sustuğunu, seyirci kaldığını çok merak ediyoruz doğrusu!
Gazeteciler 'Karoshi' mi yapıyor?
Şimdi 'karoshi'nin ne demek olduğunu öğrenmek üzere hemen yazıyı hızla okumaya başladınız, farkındayım.
Bana da çok ilginç geldi bu kelime, size duyurmak istememin nedeni de bu zaten.. Anlamı kendisinden daha enteresan.. Efendim karoshi bir Japon terimi; insanın, vücudun kapasitesinden çok daha fazla çalışarak kendi ölümüne neden olması demekmiş. Bizim bilmediğimiz bir intihar şekli.
İngilizcesi 'Suicide due to overwork in voluntary..'
Adalet Bakanı'nın açıkladığı ve Adli Tıp'ın da kabul ettiği gibi, intihar bizim yasalarımıza göre suç. İntihara teşvik etmek de suç.
Şimdi.. Gazeteciler yılın 365 günü sürekli çalışarak, bedenlerine ve beyinlerine gereğinden fazla yüklenerek karoshi yapmaktalar. Gazete yönetimleri de bunu teşvik etmekte.. Demek ki birlikte yasalara karşı suç işliyorlar.
Şu Bayram ve Yılbaşı tatilini ele alalım, isteyen hemen her meslek sahibi ailesiyle bir yerlere gidebilir. Gazeteciler dışında.. Okurlar tatildeyken, uçakta, otobüste, arabalarında, evlerinde, otellerinde gazetelerini okuyabilsinler diye, gazeteciler hiçbir yere ayrılamazlar.
Normal bir meslek sahibi yılda 2160 saat çalışıyorsa, onlar 4380 saat çalışırlar. O da çok sayıda olağanüstü durum yoksa..
İnanmazsanız seçin kendinize bir gazete ve yılın 365 günü, sabahın 10'unda 'Yazı İşleri' odasının kapısından bakın. Aynı yüzleri, aynı yerlerde otururken göreceksiniz.. Yazarların çoğu da hemen hemen bu tempoda çalışırlar. Sadece yazı yazmak, okur tepkilerini okumak, cevaplamak, yardımcı olmak, yazılar için gerekli kişilerle görüşmek de değildir gazetecinin işi bildiğiniz gibi.. Haber için, sosyal, siyasi, sağlık, spor, kültür, sanat her olayı izleyebilmek, araştırmak için sürekli hareket halindedir bir çok gazeteci (istisnalar var tabii)..
Eskiden bayramlarda tek bir Bayram Gazetesi çıkardı, sonra bunu da kaldırdılar (fikir, okuyucunun taze haber alma hakkını gözeten Sabah'tan çıkmıştı). Artık gazetecilerin aileleriyle, dostlarıyla bayramlaşacak zamanları da yok..
Sizin için 'karoshi' yapmakta onlar.
Gazetelerinizi okurken bir an için bunu hatırlayın lütfen sevgili okurlar..
Hepinizin Ramazan Bayramı'nı içtenlikle kutluyorum!
Bayram eğlencesi
Bu esprilere İngilizce bir fıkra kitabında rastladım ve bayram arifesinde sizi biraz güldürmek için buraya aldım. Erkek okurlarımız sakın kızmasınlar. Adı üstünde espri!
-Erkekler neden "ilk görüşte aşk"tan hoşlanırlar?
-Kendilerine fazla zaman kaybettirmediği için!
-Herşeye sahip bir erkeğe ne verebilirsiniz?
-Sahip olduğu şeylerin nasıl çalışacağını ona öğretecek bir kadın.
-Erkekler neden kadınlar kadar ortayaş krizine girmezler?
-Çoğu 'çocukluk'ta takılıp kalırlar da ondan?
-Dünyadaki en ince kitap nedir?
-"Erkeklerin Kadınlar Hakkında Bildikleri"
-Erkeklerle bira şişeleri arasındaki benzerlik nedir?
-Her ikisinin de boyundan yukarısı boştur.
-Bir tuvalet kağıdını değiştirmek için kaç erkek gerekir?
-Böyle birşey hiç gerçekleşmediği için cevabı bilinmiyor.
-Yeni bir kocayla yeni bir köpek arasındaki fark nedir?
-Bir yıl sonra köpek halâ sizi gördükçe heyecanlanır.
Tuhaf Bir Çift
Muhteşem bir oyun diye başlayabilirim ve bu kesinlikle abartısız bir tanım olur.
Tiyatro İstanbul'un "Tuhaf Bir Çift" isimli oyununu bugüne kadar izleyenler arasında beğenmeyen veya "sıradan bir oyun" diyen tek izleyici çıkmamıştır sanıyorum. Gencay Gürün'ün büyük bir başarıyla Türkçe'ye çevirerek yönettiği Neil Simon'ın 'Odd Couple'ında başrolleri Nurseli İdiz ve Arsen Gürzap paylaşıyorlar.
Her ikisinin de 'zıt karakterli iki arkadaş'taki performansları tek kelimeyle olağanüstü. Onlar dışında Metin Arslan ve Yunus Güner 'İspanyol Kardeşler' rolünde inanılmaz güzel oynuyorlar. Diğer sanatçıların hepsi rollerinde gayet başarılılar.
2000'li yıllarda Tiyatro İstanbul giderek Türk Tiyatrosu'nun en iyi, en iddialı örneklerinden biri haline geliyor.
Gencay Gürün'ü Tiyatro'ya verdiği hizmetten ve sahneye koyduğu kaliteli oyunlardan, ekibi ise başarısından dolayı gönülden kutluyorum.
İki film
Film şirketleri bir süredir, sinema yazan basın mensupları için yaptıkları ön gösterimlere beni davet etmekten vazgeçtiler. Her filme 'iyi' demediğim, kötü olanlara gidip vakit ve nakit kaybetmenizi önlediğim için bozulmuş olmalılar (bunu daha önce de bir kez denemişlerdi)..
Olsun, ben yine de gösterime girer girmez gidiyorum, hiç farketmiyor. Hatta böylesi daha iyi, çünkü sinemaya akşamları gitmeyi tercih ederim.
Örneğin; geçen hafta bir akşam Richard Gere ve Winona Ryder'ın "NewYork'ta Bir Sonbahar" filmine de, hoş vakit geçireceğim ümidiyle gittim, kendimi berbat hissederek, üstelik kıpkırmızı gözlerle çıktım. Bir başka 'Love Story' versiyonu. Ağır ve depresif bir film. Sakın çocuklarla gitmeyin.
Robert De Niro'nun 'Zor Baba'sı ise tam aksine ailece zevkle izleyebileceğiniz eğlenceli bir film. Robert De Niro'nun komedi türündeki başarısını görmek için bile izlemeye değer!