


Suratımda patlayan tokat..
Salon alkıştan yıkılıyor.. Alkışlar dinmiyor.. Sahnedekiler tekrar tekrar gelip selamlıyorlar.. Avuçlarım patlamış, milli maçtan çıkmış gibi, "Bravo" diye bağırmaktan sesim kısılmış.. Kollarım kopmuş, hala iki elimi birbirine vurmaya çalışıyorum..
Seyirci "Bir Kış Öyküsü"ne doyamamış belli.. Baştan başlasalar oturup seyredecek..
Dışarda, kuliste, oyunu yeniden yaratan Haldun Dormen.. "Harika.. Bir harika" diye ona koşuyorum..
"Harika da niye salonun yarısı boş" diyor Haldun..
"Bu işin sonu nereye varacak.. Sponsor da var ama, yarım salonla bu oyun kurtarır mı?.. Bu oyun batarsa, bir daha bir başkası, bu kadar masraflı bir yapıma para yatırır, emek verir mi?.." diyor..
Hem de nasıl bir zafer gecesinin ardından Haldun sözleri acı bir şamar gibi patlıyor suratımda..
"Sana ne" diyorsunuz biliyorum..
Ama ben biliyorum ki, bu salonun yarısının boş olmasının suçlusu benim.. Benim bir bireyi olduğum medya..
Dünya üzerinde tiyatro yazmayan, tiyatro sayfası, tiyatro köşesi olmayan bir başka medya var mı?..
Bu ayıp bütün ülkeye yetmez mi?..
Bir Cumhuriyet vardı, yazan.. O da unuttu Tiyatroyu artık.. Hani Radikal.. Hani Binyıl.. Bunlar kültür, sanat ağırlıklı gazeteler değil mi?..
Broadway niye Broadway?.. West End niye West End?..
Gidin New York'a.. Gidin Londra'ya.. Rastgele bir gün, rastgele bir gazete alın.. Mutlak Tiyatroyu anlatan bir yazı, bir haber bulacaksınız..
Onların medyası, sanatçının yeteneğine, emeğine saygılı.. Sahip çıkıyor.. Halkın nerdeyse beynini yıkıyor.. Millet de gidiyor, Tiyatroya.. Hem de bizim gibi sinema parasına değil.. 100 dolar veriyor bilete.. 100 dolar.. 75 milyon lira..
Üç aya kadar tüm biletler satılmış..
Ben gazeteciliğe 1957'de Ankara'da minnacık yerel gazete Yeni Gün'de başladım.. Tiyatro yazarımız vardı.. Özdemir Nutku, her bir oyunu nerdeyse bir gazete sayfası yazardı.. Bir tiyatro yazısı değil, dersti yazdıkları.. Ben Tiyatro'yu Özdemir'den öğrendim..
Ankara'nın en büyük gazetesi Ulus'tu o zaman.. Metin And'dı Ulus'un Tiyatro yazarı.. Akis dergisinin tiyatro sayfası vardı.. Zafer gazetesinin tiyatro köşesi..
Atila Savlar, Ergun Savlar, Engin Karadenizler hep tiyatro yazarlardı..
Bunlar sadece Ankara'da.. İstanbul'da neler vardı, varın hesap edin..
Şimdi yok..
Pardon var.. Medyanın kulağına "Falanca oyunda Nilüfer Açıkalın çırılçıplak soyunacak" diye üflediniz mi, at sineği gibi üşüşüyor, birinci sayfalara, ana haberlerlere giriyoruz.. Biz medya olarak neyin peşindeyiz?.. Kültür ve sanatın mı, yoksa donunu indiren kadının mı?..
Tele Vole kültürü durup dururken çıkmadı.. Biz medya olarak bu ülkeyi sistemli olarak magandalaştırınca, Tele Voleler kendiliğinden doğdular..
Aydınlarımız var, hani aydınlarımız.. Alın karşınıza sorun bakalım, bu yıl kaç oyun seyretmiş, kaç oyundan söz etme gereği duymuşlar?..
Tiyatroya gözünü kapamış aydın olur mu?.. Fazıl Say yazıyordu geçen gün.. Klasik müzik bilmeyen, sevmeyen aydın olur mu?..
Medya derken, köşelerine kurulup ahkam kesen, ama ülkede olup biten kültür ve sanat olaylarından haberdar bile olmayan yazılı basından söz etmiyorum sadece..
Ya televizyon..
Son çıkan CD'ler için canlı yayın yapan Ali Kırca, Sefiller gibi, Bir Kış Öyküsü gibi, gerçekten dünya standartlarında, gerçekten büyük masraflarla yapılmış bu müzikallerden bir bölümü bültenine almayı niye düşünmedi bugüne dek mesela..
Öyle laflar var ki Bir Kış Masalı'nda.. Mıh gibi oturur, Ali'nin programına..
Bir hamam sahnesi var mesela.. Reha Muhtar, kendi şovu için dünyayı dolaşsa benzerini bulamaz.. Ama haberleri yok.. Çünkü gitmiyor, görmüyor, haberdar olmuyorlar..
Hani Defne.. Nerde Jülide?.. Siz yurt dışında böyle şeyleri kaçırmazsınız bilirim.. Neden kendi ülkenizde olup bitenleri kendi ekranınıza getirmek aklınızdan geçmez?.. Çünkü haberiniz yok..
Haberi olmayan haberciler..
Haldun Dormen'in tokadı onun için patladı yüzümde işte..
Biraz da sizin yüzünüzde patladı mı, Serdar Turgut.. Fatih Altaylı.. Ertuğrul Özkök!..
Biraz da sizin yüzünüzde patladı mı, Güneri Civaoğlu.. Melih Aşık.. Mehmet Y. Yılmaz..
***
Hani olur a.. İçinizde "Yazsalar ne olacak" diyen çıkar..
Pazar akşam üzeri eve geldim.. Telesekreterde bir mesaj.. O sabah çıkan gazetede, Profilo Merkezindeki Tiyatro İstanbul'un oyunu Tuhaf Bir Çift'i görmelerini tavsiye etmiştim okuyucularıma..
Teşekkür notu bırakmışlar, uzun uzun.. Baş tarafını geçin.. Son iki cümleye bakın..
"Tiyatro'nun önünden Profilo'nun otopark kapısına kadar bilet kuyruğu var.. Millet sıra için kavga ediyor.. Perdeyi 15 dakika geç açmak zorunda kaldık.."
Yani..
Kabahat milletde değil.. Güzeli yazarsan, duyurursan koşuyorlar..
Yazarsan..
Duyurursan..
SEVDİĞİM LAFLAR
İnsanları kendilerini küçük görmeye zorlayan çabaya ben cehennem adını veriyorum.
Anonim
(Teşekkürler Mehmet)
Terim 200, Lucescu 260 altın olur mu?..
Spor Bakanı Fikret Ünlü aradı.. Açıklamaları içimi birazcık rahatlattı. Ama birazcık.. Gene de ilgisine teşekkürler..
Madde 1.. Hakan Şükür ve Fatih Terim ödüllerini alacaklar.. UEFA Kupası ödülü olarak.. Çünkü o kupayı oynadılar ve kazandılar.. Devam edenler Süper Kupa ödülü alacak..
Ama ben hala rahatsızım. Bu ödül yasası yanlış.. UEFA, Şampiyonlar Ligi koca bir sezon ter dökerek kazanılıyor. Bu kupaları tüm futbol dünyası izliyor..
Süper Kupa ise laf olsun diye yapılan, tek maçlık, spor dünyasında kimsenin önemsemediği, fazla ciddiye almadığı bir dandik maç.. Öteki sezon oynanıyor üstelik..
Şimdi bütün bir sezon oynayıp, ciddi bir kupa kazanan, ülkesinin reklamını hem de nasıl yaptıran bir "Bağdaki" Hakan Şükür 100 altın alacak, kimsenin seyretmediği tek maçla "Dağdan gelen" Jardel 130 altın kazanacak..
Dört yılın emeği, sıkıntılar, stresler, alın teri sonucu UEFA Kupası kazanacak bir takım yaratan Fatih Terim 200 altın, onun yarattığı takıma, tepeden inme konan Lucescu bir gazoz maçı ile 260 altın..
Bunun adı ödül mü, adalet mi, hak mı, hukuk mu?..
Adalet nasıl olur?.. Emeğin hakkı nasıl verilir, benim sosyal demokrat bakanım?..
Süper Kupanın hakkı Hakan için 130 altın mı?. Hakan UEFA'yı kazanıp, sonra takımdan ayrıldı mı?.. UEFA'nın 100 altını alır. Onun yerine gelen Jardel de geri kalan 30'u..
Süper kupanın hoca hakkı 260 mı?.. Fatih Hoca devam etse bunu kazanmayacak mıydı?.. Nerde ayrıldı takımdan.. 200 altınlık UEFA kupasından sonra.. O 200 alır. Lucescu da geri kalan 60 altını..
Bu yasal olarak da böyle olmalı, Sayın Bakanım.. Galatasaray Hoca değiştirdi diye devlet hazinesi niye ilaveten 200 altın zarara girsin ki?..
Bilmem anlatabildim mi?.
Tek ve dandik maçın ödülü, koca sezonluk dev ve anlamlı kupadan nasıl daha büyük olur?.. Ünlü bu sorunun yanıtını ciddi ciddi düşünmeli..
Madde 2.. Spor ahlakına aykırı davrananlara ödül yok.. Güzel..
Ama gene de içim rahat değil. Çünkü "Sporculuğa aykırı davrananlar, doping yapanlar, bir defada şu kadardan fazla kazananlar ödül alamaz" diye madde yok. Karar spor bakanına bırakılmış. Spor Bakanlığı siyasal bir makam..Ünlü'nün vermediği ödülü, yarın bir başkası bol keseden dağıtabilir.. Önlemi ne?.
Madde 3.. Ünlü Haluk Ulusoy ile kesinlikle buluşmuş, konuşmuş ve barışmış değil.. Türkiye'yi bu federasyondan kurtarmak için tüm yasal ve demokratik yolları sonuna kadar kullanmaya kararlı..
Ama ne yazık ki, bizzat Ünlü'nün hazırladığı yasalar, Ulusoy'un ve Ulusoyların yolunu kesmeye yeterli değil..
Bu da bugünkü koşullarda Haluk Ulusoy görevine bildiği gibi devam edecek.. Acı gerçek bu..
BİZİM DUVAR
Son günlerin en gözde filmleri
Rezerv var Köpekleri... Bir
Avuç Dolar için... Yurttaş Kene.. Affedilmeyenler... Kuvayı Köprüsü...
HAKAN&UTKU
İmla..
Yıllarca gazete ve dergi yönettim.. De'ler ve da'lar ve de ki'ler ne zaman ayrı, ne zaman bitişik yazılır bilmeyenlere hemen öğüt verirdim..
"Sen gazeteciliği bırak, yol yakınken kendine başka meslek seç" diye..
Şimdi benim yazılarımda da (Biri bitişik, biri ayrı "da" bunların meleklerim) bu eklerin yanlış kullanıldığını görüyor ve inanın çıldırıyorum..
Ne yapayım.. İyilik meleklerim var.. Bilgisayara giriyor ve düzeltiyorlar(!!!).
Böyle bir yanlışa rastlarsanız bilinki, benden değil..
Bakın benim meleklerim.. Buradaki ki bitişik yazılır.. Şöyle desem ayrı yazılırdı:
Bilin, ki bilmeniz gerekir, benden değil..
Ayrıca..
Gerekçesini sonra tartışırız. Bugün yerim dar..
Ben grup yazmam.. Klüp de yazmam.. Kulüp yazarım.. Gurup yazarım..
Yan yana üç değil, iki nokta kullanırım.. A harflerine asla şapka giydirmem..
Birader kelimesini de bilader diye yazmak gibi deyiş ayrıcalığım var.. Ama bunlar da düzeltiliyor..
Canlarım.. Yanlışı doğrusu bana..
Ne olur, imlama ve üslubuma karışmayın..
Ne olur
TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan..
Anne, genç kızının komşunun oğlu ile doktorculuk oynadığını öğrenince sinirle oğlanı kulağından tutup annesine götürmüş. "Oğlanların ve kızların karşı cinsin seksüel yapılarını öğrenmeleri için doktorculuk oynamaları çok doğal bir şey..!" demiş oğlanın annesi... "Ne seksüel yapısı..!" diye bağırmış kadın "Oğlunuz kızımın dün apandisitini almış...!"