Tarih boyunca övüneceğimiz mucitler, kâşifler çıkaramadık, hep devlet kurmak konusundaki tecrübemizle övündük durduk.
Onun da boş bir böbürlenme olduğunu son cezaevleri operasyonunda gördük.
Aşağılayıcı bir şamar yedik!
Adalet Bakanı "Beş günde beş yıl yaşlandım, tansiyon hastası oldum" diyor.
TV ekranları onu doğruluyor.
Tarihte 16 devlet kuran Türk Milleti, çalıştırmayı bilemediği için kurduğu devletleri yaşatamamış. Neden acaba?.
"Karşı karşıya kaldığımız durum, iki ucu pis bir değnek gibiydi. Neresinden tutacağımız konusunda zorlandık.."
Değneğin bir ucu, devlet olma iddiasını çürüten ihmal ve basiretsizlik, öbür ucu geç kalınmış bir sorumluluğu yerine getirmenin faturasından korkmaktı.
Atalarımız "geç olsun da güç olmasın" demişler.. Ama bu söz yargı değil, duadır.
Çünkü olaylar bize, bazı gecikmelerin ölümcül güçlükleri davet ettiğini öğretti. Adaletin gecikme ve ihmal kabul etmediğini gösterdi.
Sevgi İnce üç yıl önce 14 yaşındaydı.
Örgüte katıldığını duyduğu ablasını aramak için Güneydoğu'ya gittiğinde PKK kampında yakalandı. Derdini anlatamadı ve PKK'ya üye olduğu gerekçesiyle tutuklandı.
Bayrampaşa Cezaevi'nin dokuz yıldır girilemeyen koğuşlarından birinde 3 yıl yattı.
"İçeri girdiğimde sıradan biriydim, zamanla siyasallaştım" diyor.. Çünkü orada askeri ve siyasi eğitim veriliyordu.
Tarihin en tecrübeli devleti, kazanabileceği çocuklarını düşmanının kucağına attı.
Gençleri, sözde terörden caydırmak için en ağır cezaları öngördü ama sonra eline silâh almamış çocukları cezaevlerinde örgütlerin eline teslim etti yıllarca.
En korkunç insan hakları ihlâli bu değil mi?.
Operasyon bitti, şimdi suçlu arayan siyasi kavgalar dönemi mi açılıyor?.
Bu yanlış yapılmasın. Artık geçmişten ibret çıkaran yapılanmalara ihtiyacımız var.
Koalisyon, ortak partilerin yarışı olmaktan önce ortak sorumluluktur. Hükümet ortakları şunu anlamak zorunda:
Ya başaracaklar ve başarının ortağı olacaklar veya suç ortağı olacaklar.
Pişmanlık kredisi yok artık!
İyi şeyler..
Amerika'daki iktidar değişikliğinin Türkiye için "daha hayırlı" olacağına dair ilk işaretlerden biri dün geldi.
Bilindiği gibi AB bir "Avrupa Ordusu" kurmaya çalışıyor. Bu ordu NATO'nun alt yapısından yararlanacak, Türk askeri de girecek fakat Türkiye bu gücün karar vericileri arasında yer almayacak.
Türkiye, NATO'dan gelen veto hakkını kullanarak bu oyunu bozdu. Başkan Clinton'un tehdit imaları içeren baskısına rağmen kararında direndi.
Bu direnişin çıkaracağı faturaları düşünüp kaygılanırken yeni Başkan Bush'un etkili danışmanlarından Perle konuştu:
"Clinton yönetimi hata yaptı. Bush yönetimi Türkiye'yi yalnız bırakmayacaktır."
Avrupa Birliği yolundaki en etkili kozumuzun güçlendiği anlaşılıyor.
Yeter ki bu moral, AB normlarını kazanmak amacındaki istek ve heyecanımızı arttırsın.