kapat

26.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Eline silah almayacak
Kar muhalefetiyle karşılaştığımız heyecanlı bir yolculuktan sonra köyüne vardık Rıza Dede'nin. 83 yılının 16'sını hapiste geçiren Rıza Dede başladı ağır ağır nasıl kader kurbanı olduğunu anlatmaya. Şimdi tek amacı karısı ve torunlarıyla silahsız bir yaşam

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinin Asarlı isimli dağ köyünün tam girişinde, kulağıma fısıldadı: "Oğul, işte burada vurdum." Türkiye'nin belki de en yaşlı mahkumu 83 yaşındaki Rıza Dede'nin yıllar sonra köyüne girişteki ilk cümlesiydi bu.

"Olmasa iyi olurdu. Çok üzerime geldiler, oldu bir kere" diyerek, hafif pişmanlık, hafif de üzüntüyle mırıldandı kendi kendisine...

Ankara Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi'nden torbasını sırtlayıp, arabamıza binerken, arkasına dönüp, 16 yılını geçirdiği o soğuk, mapushanenin beton duvarlarına el salladı Rıza Dede.

"Bir daha ziyarete bile gelmem" diye söylenerek, içeride kalan mahkumlarla vedalaştı. Cezaevi Müdürü Şerafettin Paköz, Rıza Dede'yi uğurlarken, "Dede... Artık eline silah alma. Bak, sana burada iyi baktık. Sen de bu enerjinle artık kocakarıya bak" tavsiyesinde bulundu.

Hafifçe gülümseyen Rıza Dede, "Ömür bitti oğlum... Bundan böyle kocakarı ile oturup, hayata yeniden başlayacağım" yanıtını verdi. Sonra bir daha dönüp bakmadan arkasına, otomobile bindi.

DOĞUŞTAN KADER MAHKUMU
Tipi altında Ereğli'ye doğru yol alıyoruz. Yol kapanıyor, otomobilimiz kara saplanıyor. Yaşına aldırmadan inip otomobili itmeye kalkıyor. Yolun açılmasını beklerken, açılan yoldan ağır ağır ilerlerken o 83 yılını anlatıyor.

83 yaşındaki Rıza Dede aslında doğuştan kader mahkumu. Ne demiş şair? "Bu gece bir bebek doğdu/Doğar doğmaz da kadere mahkum oldu..."

Onunki de aynen böyle. Rıza Dede doğduğu gün, annesi ölmüş. Babası deli Kamil, deli fişek gibi yaşayan bir adammış. İki cinayet işlemiş, daha sonra da dağa kaçmış. Dağda kaç adam vurduğunu, kendisi de bilememiş.

Annesini doğduğu gün kaybeden küçük Rıza, dedesinin kızkardeşine emanet edilmiş. Ona hem "hala" hem de "anne" diye seslenmiş. Babası deli Kamil, dağdan inip, analık almış Rıza'ya. Ama kader bu. Bu analık da doğum sırasında ölmüş. Rıza 12 yaşına kadar, nüfusa bile kaydedilmemiş. Dağ köyünde, dağ kanununa göre geçirmiş çocukluğunu.

Evlenme çağı geldiğinde köyün en güzel kızı Durkadın, gönlünü kaptırıp bohçası elinde çıkıp gelmiş.

ÇİLE BÜLBÜLÜM ÇİLE
"Ana yok, baba yok, amca yok, iş yok, güç yok" diyer Rıza Dede ve anlatmaya devam ediyor:

"Okuma-yazmayı hapishanede öğrendim. Şimdi hesapla. Yaş 83. Bunun 16 senesi hapishanede geçti. 25 sene maden ocağı, 20 sene dağda yaşadık mı, soluk mu aldık Allah bilir. Geri kalan zamanı da işte buralara serpiştir. Ne yaşamışız? Çile bülbülüm çile... Doğuştan kader mahkumuyum. Anasız, babasız, sevgisiz, şevkatsiz, yaşadık mı, eziyet mi çektik? Olan oldu. İnsan ne görürse, onu yapar. Önce arazi yüzünden, daha 20 yaşında gencecik filiz iken, Halit'i vurdum. Laf anlamadı. Üstüme üstüme geldi. Arazi bizim namusumuz. Otobüsteydik, 42 yolcu vardı. Üzerime yürüdü. Çektim allahsızı (tabanca) 4 tane sıktım. Öldüğünü bile bilemedim. İndim arabadan, kaçtım. Belimde allahsız, indim Ereğli'ye. Maraza üzerine maraza. Hasımlar, peşime takılır diye düşündüm. Çektim kafayı gittim Adliye'ye. Teslim olduk. Tam 13 sene yattım. 1960 affıyla salıverildim."

İKİNCİ CİNAYET
Öyle bir aile ki, dağda kurallar ne ise, o işliyor. Cezaevi sonrası maden ocağında iş bulan Rıza Durmuş, her şeye tövbe edip, hayata sil-baştan diyerek, çalışmaya başlamış.

Bir başka hapishane hayatı olmuş, maden ocağı onun için. Yerin 600 metre dibinde 25 sene geçmiş. Kara elması eşelerken, kara bahtı, sürüp gitmiş. Dedik ya kadersiz diye. 65 yaşının baharında bu kez de komşu Mustafa musallat olmuş. Her seferinde "Ya destur..." diyerek, yolunu değiştirmiş. Köy yeri. O zamanlar, 40 hanelik bir yer. Herkes herkesi görüyor. Evine 20 metre ötedeki komşusu Mustafa küfür etmeye başlayınca, Rıza Dede donup kalmış. 5 sene tahriklere kapılmayan Rıza Dede, "Ne olacaksa olsun..." diyerek, elini beline atıp, "allahsız"ı çekip konuşturmuş.b "Dan... dan... dan... dan..." ne kadar hırslandıysa, yerde yatan Mustafa'nın bir de cansız bedenini gördüğü halde, kafasına sıkmış. "Dan..." "Bunu sen istedin Mustafa..."

Cinayet ailenin genlerine işlemiş
Rıza Dede'nin ailesinde cinayet işlemeyen yok gibi. Bu yüzden insanın aklına "Bu ailede cinayet sanki ırsi" düşüncesi geliyor

Rıza Dede ikinci cinayetini işledikten sonra karakola telefon açarak, "Gelin, bunu buradan alın. Beni de ne yapacaksanız yapın" diyerek, kendisini ihbar etmiş. 65 yaşında bir kez daha mapushane günleri başlamış Rıza Dede'ye. Aslında huysuz da değil Rıza Dede. Ama "Allah'ın ilahi takdiri" diyor olup bitenlere. "Kader mahkumuyuz dedik ya, sadece ben mi, bütün ailem kadersiz..." diye ekliyor.

Rıza Dede'nin kardeşi Eşref, diğer kardeşi Hayrettin de 2'şer adam vurarak, aynı yazgı parkurunda koşuşturmuş. Rıza Dede'nin babası Kamil ise 2 adam öldürdükten sonra dağa kaçıyor. Orada kaç adam vurduğu ise hala bilinmiyor.

Yetmedi, bu kez en sevdiği oğlu Fuat, o da 2 cinayet, yazmış kartvizitine. Dedelerinden gördüğünü yapan oğul Fuat, ne yazık ki aftan yararlanıp çıkamadı.

Karımın kölesi olacağım artık
Rıza Dede, her türlü kanunu bilen bir kişi. Erkeklik raconunu da babadan öğrenmiş. Hapse düştüğünde 2.5 yıllık evli. Kendisine yanık Durkadın'ı köyüne bırakıp, mapushaneye düşünce, aklına zor da olsa bir teklif gelmiş. Karısının ilk ziyaretinde, "Bak kadınım..." diyerek, söze başlamış:

"İstersen sana yol vereyim. Genç yaşta hapishane yolu beklemek, insana zor gelir. Benim hayatım bitti. Bari sen, bitme... Bundan sonra, istersen bacım olabilirsin. Köye gitme, ne yaparsan yap."

Çocuk yaşta Rıza'ya gönül veren Durkadın, elinde silah olsa, neredeyse vuracak kocasını. "Ne biçim laf o öyle, deli herif... Sen benim helalimsin. Bir ömür bile geçse, gözüm yolda, seni bekleyeceğim"

TEK TALİHİM
Rıza Dede, karısının bu sözüne öylesine memnun olmuş ki, hala ona minnet ve şükran duyuyor. "Oğlum, o öyle bir kadın ki, kanıma ekmek doğramadı. 6 çocuk doğurdu, hepsine baktı. Allah onu bana bahşetti. İşte bu ömrümün tek talihi de karım oldu. Kalan ömrümde onun kölesi olacağım" diyor.

CEZAEVİNDEN KÖYE ZORLU YOLCULUK

ARABAMIZ KARA SAPLANIYOR
Ankara Ulucanlar'dan çıkıp Karadeniz Ereğlisi'ne doğru ilerlerken tipi bastırıyor. Rıza Dede, yaşına aldırmayıp, dışarı çıkıyor ve kara saplanan arabayı bizimle birlikte iterek kurtarmaya çalışıyor. Ne de olsa evine dönme özlemi içini yakıyor.

OĞLAK KURBAN ETTİLER
6 çocuk, 8 torun ile kalabalık bir ailesi var Rıza Dede'nin. Onu bekleyen karısı Durkadın'a sarılıyor görür görmez. Oğlak kurban ediliyor. Oğlu Fuat'ın aftan yararlanamadığını öğrenince "Tüh bee..." diye hayıflanıyor.

"NEDEN ZİYARETİME GELMEDİNİZ" SİTEMİ
83 yaşında ama hala dediğim dedik karakterdeki Rıza Dede, sobanın kenarına oturup, bağdaş kurduktan sonra, veryansın ediyor gelip gidene; "Ne o... hapishane yollarına diken mi döktüler? Bu nasıl akrabalık ki, gelmediniz ziyaretime." Sonra ailecek objektifimize bu mutlu günü ölümsüzleştirmek için poz veriyorlar.

Taki DOĞAN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır