|
|
Piyango ırgatları
Eşlerini, kundaktaki bebeklerini memlekette bırakıp İstanbul'a Milli Piyango bileti satmaya geldiler. Tek göz odalarda 20 kişi balık istifi yatıyorlar ve günde sadece 2 milyon kazanmak için 20 kilometre yürüyorlar
Onlar ne yılbaşındaki rekor ikramiyeyi ne de milyarlara sahip olmanın hayalini kuruyorlar. Anadolu'dan İstanbul'a gelen binlerce işsiz, piyango satarak karnını doyurmaya çalışıyor. İstanbul'un göbeğinde insanları hayrete düşerecek bir yaşam mücadelesi veren 'piyango ırgatları' buzhaneye aratmayan barakalarda koyun koyuna yatıyorlar; günde 2 milyon lira kazanmak için 20 kilometre yürüyorlar.
'KÖYLÜSÜ' OLMAK YETERLİ
Ne sattıkları biletin ne de umudun sahibi olan seyyar Milli Piyango satıcılarıyla önce Eminönü'nde sonra Topkapı'da kaldıkları bekar odalarında konuştuk. Rehberimiz bir aylık çocuğunu ve eşini Gaziantep'in Araban köyünde bırakıp; İstanbul'da umudu arayan Hüseyin Demirkapı oldu.
Pekçoğu yılbaşına üç hafta kala İstanbul'a gelen ve her yılın son günlerinde bilet satmaya çalışan 'piyango ırgatları' sattıkları biletleri, ruhsatlı seyyar Milli Piyango Bayii'lerinden alıyor. Binlerce bilet için ne senet imzalanıyor, ne de teminat alınıyor. Biletleri alabilmek için 'köylüsü' olmak yeterli oluyor.
İşte İstanbul'da size uzatılan bir biletin arkasındaki Türkiye gerçeği...
100 BİN LİRA İYİ PARA
Hüseyİn ile Eminönü Meydanı'nda tanıştık. Elinde bilet koçanı ve başında Milli Piyango şapkasıyla sattığı biletten yüzde sekiz komisyon kazandığını bize orada söyledi.
"Abi, ben 30 bilet sattığımda yaklaşık 5 milyon kazanıyorum. Bunun 3 milyonu masrafım oluyor. Geriye sadece 2 milyon kalıyor. Çift katlı otobüs 500, tek katlı otobüs 400 bin lira. Yeri geliyor 100 bin liranın hesabını yapıyoruz. 100 bin lira büyük para" diyen Hüseyin'in daveti üzerine Topkapı Kaleiçi'nde akrabalarıyla kaldığı bekar evine misafir olduk.
ALTIN BOZDURUP GELDİ
ÇocuĞu doğduğunda takılan 3 çeyrek Cumhuriyet'i bozdurarak İstanbul'a gelen Hüseyin ile önce Topkapı Kaleiçi'nde seyyar Milli Piyango satıcılarının mekanı olan Öz Yavuz Kıraathanesi'nde buluştuk.
Çok geçmeden Antep, Adıyaman, Ağrı ve Kars'tan çocuklarının rızkını çıkarmak için gelen seyyar piyangocular çevremizi sardı. İki ay sonra pek çoğu Adana'ya portakal ağacı budamak için gidecek ve bu sefer de ekmek kavgasını orada verecek olan seyyar Milli Piyango bileti satıcılarının bir gününü Adıyaman'da tütün işiyle uğraşan Ali Özlüdak'tan dinledik:
'UMUDUMUZ KALMADI'
"Abİ, biz ekmek kavgası veriyoruz. Çocuğumuzun rızkı için bir bardak çay bile zor içiyoruz. Sabahın yedi buçuğundan akşamın yedisine kadar İstanbul kazan biz kepçe dolaşıyoruz. Bugün Topkapı'dan Sarıyer'e; Sarıyer'den de Topkapı'ya yürüdüm. Günde çoğumuz 1.5 milyona karnımızı doyuruyoruz. 15 gündür öğle ve akşam yemeğimiz kurufasulye. Sabahları da bir simit, birkaç zeytin kahvaltımız oluyor. Umut dağıtıyoruz ama bizim umudumuz kalmadı."
Fakirin ekmeği umut
Sözün sahibi Hüseyin Amca çayından bir yudum aldıktan sonra anlatmaya başladı: "Yirmi yıldır İstanbul'a çalışmaya gelirim ve gözlerimi bağlasanız; İstanbul'da sizi istediğiniz yere götürürüm. Köyde oturuyoruz. İş olmadığı için de her yer ekmek kapısı bize. İstanbul, Adana, Konya neresi olursa rızkımızı aramaya gidiyoruz. Sizin anlayacağınız biz gurbet garibanıyız. Yaşım ellibir ve tek isteğim memlekete cebimde elli milyon lirayla dönmek. Üç haftada yaptığımız yolu uc uca eklesek memlekete gideriz. Pekçoğu buradan bir de borçlu dönecek. 'Fakirin ekmeği umut' derler ya işte bizimkisi de o."
Bu yıl Antep'ten üç yüze yakın seyyar piyango bileti satıcısının geldiğini söyleyen Hüseyin Amca, "Bir o kadar da Adıyaman'dan gelmiştir" diyor. Bu sayının Ağrı ve Kars'tan gelenlerle binleri bulacağını belirten Hüseyin Amca dertli ses tonuyla şöyle devam ediyor:
"Alnımızın teriyle memleketimizi, sevdiklerimizi bırakıp, ekmek parası kazanmak için geldik. Ama insanlar bizi hor görüyor. Bu işin firması olanlar bir söylenti çıkarıyor. Sonra sat satabilirsen bileti. Vatandaşın ayağına bilet götürüyorsunuz, sahte diye almıyor. Sanki devletin bastığı bileti satmıyoruz da eroin satıyoruz."
Evlilik umudu piyangoda
Halis Bayam adlı genç, biriktirdiği 4 milyar lirayla Milli Piyango bileti aldı. Askerlik görevini tamamladıktan sonra memleketi Siirt'e dönen Halis Bayam (25), 4 yılda çalışıp biriktirdiği 4 milyar lirayla evlenmenin imkansız olduğunu ve artık umudu kalmadığını belirterek, şansını Milli Piyango biletinde denediğini söyledi.
2001 yılının ilk dakikalarında, şanslı numaraların belirlenmesiyle bir yuva kurabilmesi için gereken 15 milyarın kendisine çıkacağını hayal eden genç, "Tüm param olan 4 milyar lirayla Milli Piyango bileti aldım. Güneydoğu'da şartlar çok zor olduğundan dolayı, oturdum hesabımı kitabımı yaptım. Evlenebilmem için 15 milyar lazım. Bunu da yılbaşında piyango çekilişinden kazanmayı ümit ediyorum" diye konuştu.
En şanslı rakam 5
Son on yılda yılbaşında büyük ikramiye tam üç defa '5' ile başlayan bilete çıkarken; rekor ikramiye ikişer kez de '2' ve '3' rakamlarıyla başlayan biletleri vurdu. Ayrıca büyük ikramiye birer kez de '7', '9' ve '6' rakamlarıyla başladı. Yılbaşı ikramiyesi son on çekilişte '0, 1, 4 ve 8' rakamlarıyla başlamadı.
Son on yılın istatistiklerine bakıldığında en büyük ikramiyenin çıktığı biletler içinde onar kez '6' ve '3' rakamları bulunuyor. Bunu sekizer defa '1' ve '5' rakamları izlerken en çok çıkan diğer rakam ise yedişer defa yılbaşı ikrami biletinin içinde yer alan '9' ve '7' rakamları oldu.
Tam 15 gündür yıkanmadılar
Adıyaman'da hayvancılıkla uğraşan bir başka seyyar piyangocu Hasan Bozkurt ise Kaleiçi'nde bekar odasına ayda 15 milyon lira verdiklerini söyleyerek; "Kaçak bilet söylentisi bizi vurdu. Sahte bilet satıyoruz diye millet korkuyor ve bilet almıyor. Biz ekmek parası için yola çıktık. Niye başkasının ekmeğini çalalım? Kaldığımız yerleri gelin de bir görün. Bir odada on, yirmi kişi kalıyoruz. Geleli on beş gün oldu ve hala yıkanamadık" dedi.
BİR ODADA SEKİZ YAŞAM
Kıraathanedeki sohbetimize, Hüseyin'in akrabalarıyla birlikte kaldığı bekar odasında devam ettik. On metrekarelik bir bekar evine dargeçit dedikleri demir merdivenden çıktık. Dışarıdaki soğuk odanın içinde de iliklerimize işledi. Sonra tutamadık kendimizi ve sorduk: 'Burada mı yaşıyorsunuz?' Sorgulayan bakışların ardından "Derdimize derman mı olmaya geldiniz?" sorusuyla karşılaştık.
Çok geçmeden de doğunun misafirperverliği piknik tüpü üzerinde yapılan tavşan kanı çay ile sohbete başladık. Memleketin fıstığıda meze oldu sohbetimize.
Yanyana birleştirilmiş dört yatak, bir demir dolap ve tahta raftan başka birşey olmayan on metrekarelik bekar odasında, Doğu'nun adetlerini bir defa daha gördük. Bizle Eminönü ve Topkapı'da konuşan Hüseyin amcasının yanında sessizliğe büründü.
Alper URUŞ
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|