Kriz programı güçlendirecek
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, kasım ayında yaşanan bankacılık krizinin bir döviz krizine dönüşme eğilimi taşıdığını söyledi. Gazi Erçel, söyleşimizin ikinci ve son bölümünde taahhüt ettikleri döviz kurunu savunmayı asıl amaç edindiklerini vurguladı
* Kriz sırasında sistemi işler tutmanın Merkez Bankası'na maliyeti ne oldu?
Maliyet, döviz rezervlerinde 6 milyar dolarlık erime oldu. Sistemdeki yerli ve yabancı oyuncuların bir "sürü psikolojisi" içine girmeleri ile rezevlerdeki azalmanın hızlanarak devam etmesi, Merkez Bankası'nın savunmayı taahhüt ettiği kurlar üzerinde oluşabilecek bir baskıya karşı gücünü azaltır nitelik aldı.
Bu tür krizler, özellikle sabit veya taahhüt edilmiş kur politikası uygulayan ülkelerde, büyük oranda döviz krizine dönüşme potansiyeli taşırlar. Yine bir çok ülkede görüldüğü gibi, bir bankanın problemi olarak başlayan süreç, diğer bankalara da sirayet etme riski gösterdi, tüm bankalar pozisyon kapamaya yöneldi. Bu dönemde 6 milyar dolarlık döviz satışının yaklaşık dörtte üçü yabancılara giderken geri kalan dörtte biri yurtiçindeki bankalara gitti. Pozisyon kapama amaçlı satışlar krizin ilerleyen günlerinde hız kazandı. Kısaca süreç hızla döviz krizi (currency attack) sürecine dönüşmeye başladı.
* 30 Kasım'da Net İç Varlıkların dondurulmasına neden karar verildi?
Bu süreç içinde, uygulanan programın vazgeçilmez unsuru olan kur taahhüdünü devam ettirmekteki kararlılığın piyasalara ve uluslararası çevrelere gösterilmesi gerekliliği doğdu. Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta sözkonusu kararlılığın gösterilmesinin, uluslararası kuruluşların programa desteklerinin devam etmesinin de bir ön şartını oluşturmasıdır. Bu doğrultuda Merkez Bankası 30 Kasım'da, Net İç Varlıklarda yeni bir referans noktası oluşturduğunu açıkladı.
Merkez Bankası'nın likidite vermeye devam etmesi halinde bir müddet sonra "yabancıların çıkması" ile olayların kendiliğinden durulacağı yönünde görüşler öne sürüldü. Yükümlülüklerini yerine getirememe sorunu olarak ortaya çıkan ve sistemik riskin artış gösterdiği bir ortamda oluşumun kendiliğinden dinmesini beklemek yanlış bir yaklaşımdır. Böyle bir ortamda ki, Merkez Bankası'nın ardında bir ek rezerv kolaylığı da yoktur, döviz erimesinin hangi noktalara kadar gidebileceğini kestirmek zor değildir.
Kötümser, ama olasılığı daha yüksek bir senaryoda, bankaların pozisyon kapamaları ile başlayan sürecin kısa bir süre sonra hane halkının da dövize yönelmesini beraberinde getirmesi beklenir. Bu, kur taahhütünün korunmasını kuşkusuz imkansız hale getirebilecek bir durumdur.
Döviz satışlarının her geçen gün hız kazanarak devam ettiği ve eriyen rezervlerin Merkez Bankası'nın piyasalar üzerindeki hakimiyetini azaltmaya başladığı bir ortamda, Merkez Bankası program uygulamasına geri dönmesi gerektiğini gördü, piyasalardaki eğilimleri tersine döndürmek ve kalıcı çözümlerin alınabilmesini hızlandırabilmek amacıyla harekete geçti.
Net iç varlık tavanını 2. kez neden geçtik?
* Süreç hızla döviz krizi (currency attack) sürecine dönüşmeye başladı.
*Merkez Bankası'nın likidite vermeye devam etmesi halinde bir müddet sonra "yabancıların çıkması" ile olayların kendiliğinden durulacağı yanlış bir yaklaşımdır.
* Kötümser, ama olasılığı daha yüksek bir senaryo, sürecin kısa bir süre sonra hane halkının da dövize yönelmesidir. Bu kur taahhütünün korunmasını kuşkusuz imkansız hale getirebilecek bir durumdur.
*Döviz satışlarının hız kazandığı ve eriyen rezervlerin Merkez Bankası'nın piyasalar üzerindeki hakimiyetini azaltmaya başladığı bir ortamda, Merkez Bankası program uygulamasına geri dönmesi gerektiğini gördü, piyasalardaki eğilimleri tersine döndürmek ve kalıcı çözümlerin alınabilmesini hızlandırabilmek amacıyla harekete geçti.
*Merkez Bankası 1 Aralık'ta yoğun döviz alarak güne başladı. Ancak kamu bankalarının yanlış likidite hesapları ile piyasadan fon toplamaları neticesinde faizler, kriz döneminde ilk kez, binli rakamlara ulaşırken, piyasalarda gün ortası itibariyle sönme eğilimi gösteren tedirginliği tekrar canlandırdı.
*4 Aralık 2000 tarihi itibariyle sorunlu bankanın Merkez Bankası'na olan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ile teminatlarının çözülmesi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrolunması sürecinin başlaması ve bu doğrultuda Fon'a avans verilmesinin gündeme gelmesi, Net İç Varlıklar rakamını geçici olarak açıklanan referans noktasının üzerine çıkardı.
Kamu bankaları 1 Aralık'ta yanlış yaptı
* Net İç Varlıklar'ın dondurulduğunun açıklanması piyasaları nasıl etkiledi?
Rezerv kaybı durdu ve aynı gün Merkez Bankası kriz süresince ilk kez dövizde alıcı konuma geçti. Net İç Varlıklar rakamı da belirlenen referans noktasının altında gerçekleşti.
Net İç Varlıkların dondurulduğu günün ertesi günü olan 1 Aralık'ta banka davranışlarının analizinde fayda vardır. Merkez Bankası'nın yoğun döviz alarak güne başladığı ve bu nedenle likiditenin rahat olmasının beklendiği bir günde özellikle kamu bankalarının yanlış likidite hesapları ile piyasaları baskı altına almaları ve maliyet hesabı yapmadan fon toplamaları neticesinde faizler, kriz döneminde ilk kez, binli rakamlara ulaşırken, piyasalarda gün ortası itibariyle sönme eğilimi gösteren tedirginliği tekrar canlandırdı.
* 4 Aralık'ta Net İç Varlıklar referans noktasının tekrar neden üzerine çıktı?
Sorunlu bankanın Merkez Bankası'na olan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu teminatlarının çözülmesi, Fon'a devir sürecinin başlaması ve bu doğrultuda Fon'a avans verilmesi, Net İç Varlıklar rakamını geçici olarak açıklanan referans noktasının üzerine çıkardı. Ancak bu durum kısa süreli oldu, bankacılık sisteminde güveni tesise yönelik önlemlerin alınması ile Merkez Bankası'nın Net İç Varlıklar üzerindeki kontrolü kalıcı olarak tesis edildi.
Buna göre yukarıda sözü edilen önlemler neticesinde 4 Aralık tarihinde referans noktasını aşarak, 2.600 trilyon TL ile tepe noktasına ulaştı.
ABDURRAHMAN YILDIRIM
|